Öykü

Yerden Göğe

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Yerden Göğe

Yeni bir dünyaya ayak basıyorsun diye karşılanırken yüzümde hiçbir şeyin anlamlanmadığına dair bir ifade oluşumunu engelleyemiyordum. Ne demek istediklerini çözemiyordum. Ama artık dinlenmek istiyordum bitmek bilmeyen yolculuktan sonra. Kalacağım otele gitmek için çevirdiğim taksinin şoförüne adresi verdikten sonra, bir an önce oraya varmak ve uyumak istiyordum. 15-20 dakikalık bir yolculuktan sonra otele girişimi yaparak odama doğru yöneldim. Saat 18.45’i gösteriyordu. Kendimi yatağa bırakırken yorgunluğumun daha fazla arttığını hissediyordum.

Sabaha karşı uyandığımda her zamanki rutin egzersizimi yapmak için kendimi dışarıya bıraktım. Yavaş yavaş koşmaya başlayarak sabit bir tempo tutmaya çalışıyordum. Yol kenarlarında bulunan tümseklere bir türlü anlam veremiyordum. Geri dönmeye hazırlamışken bir kapı gıcırtısıyla irkildim. Mavi pencereli beyaz evden yüzünde gülümseme ile koşarak bir çocuk çıktı. Merakla sabahın bu saatinde ne yapacağını gözlemlemeye başlıyordum. Koşarak diğer evlerden çıkan çocuklarla yolun kenarında buluştu. Yolun karşısında olan tümseklerin üzerinde durmaya başladılar. Şaşkınlıkla ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışıyordum. Bir hareketlilik gözüme ilişiyor. Daha yakından ve dikkatli bakınca toprağın çatlamaya başladığını fark ediyordum. Birden korkudan irkilmeme sebep olan ve topraktan fırlayan anlam veremediğim bir cisimle çocuğun havalandığını görürken ayaklarımın geri adım atmaya karar verdiğini fark ediyorum o yerden istemsizce uzaklaşırken. Havaya fırlayan çocuğun yere inme vakti gelmişti artık. Diğer tümseklerin üzerindeki çocuklarda birer birer havaya fırlamaya başlıyordu. Şaşkınlığım artarak devam ederken merakım da hat safhaya ulaşmıştı. Çocuklar yere inmeye başladığında merakım daha baskın çıktığı için gidip neler olduğuna bakma cesaretini gösteriyorum. Çocukların cesetlerle bulduğu eğlenceyi görünce hem şaşkınlığımı gizleyemiyor hem de korkuyordum. Çocuklar beni ve şaşkınlığımı görünce eğlencelerine beni de davet ediyorlar. Onlara doğru yürümeye başlıyordum. Başka tümseklerin üzerine çıkmaya başlıyorlar. Beni de bir tümseğe bırakarak beklemeye koyuldular. Birden kendimi yükseğe çıkarken buluyorum, korkum daha da artıyor ayaklarımın altındaki cesedi gördükçe. Aşağıdan bir ses ‘Eğlen.’ diye bağırıyordu. Korkum eğlenmeme engel oluyordu yükseklik arttıkça. Sakin olmaya çalışmak için sadece gökyüzüne bakıyordum ayaklarımın altındaki cesedi unutmaya çabalarken. Yere inmeye başlarken durum daha da vahimleşiyor gibiydi. Sert toprağa çarpma ihtimali bu kez beni korkutuyordu. Ama toprağın şaşırtıcı derecede bir yumuşaklığı vardı. Zarar görmeden yere inmiştim. Korkuyu vücudumun her zerresinde hissediyordum. Çocuklar bir kez daha gökyüzüne yakınlaşmak için can atarken ben ayaklarımın yere basmasını tercih ediyordum. Çocukların eğlenceleri hiç bitmeyecek gibiydi. Ben ise içimdeki korku ve yaşadığım adrenalin dolu dakikalardan sonra otele gitmeyi seçiyordum.

Yeni bir dünya dedikleri buydu sanırım. Topraktan gökyüzüne cesetlerin eğlencesi…

Etiketler
toprak Eğlence Korku Merak

Yazar Hakkında

Hatice Akyıldız Yıldırım

Hayata yabancı, kendine deli.

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap