Yaşamın Kıyısında / "Manchester by the sea" filmi üzerine
- Fatma Nur Kayıkçı
- 24 Tem 2017 - 10:10
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
-Bir film, bir insana bu kadar acıyı, daha derinden hissettirebilir miydi? –
Zorlama yaşıyor gibiyim. Olmam gerektiği için varım. Tam yolun ortasında elimde ne varsa bırakıp öylece boşluğa bakmak istiyorum. Kalbimin üzerine saplanan tüm bıçakları daha da derine sokmak istiyorum. Kelimelerim benden daha yorgun. Başımın üzerinde taşıdığım ağır heykel, her cümle kuruşumda beynimi eziyor.
Yalnız kalmak değil benim derdim. Çığlık atamamak da değil. Hayatın gidişatında bana vurulan en acı tecrübeyi sırtlamak zorunda olmak hiç değil. Çünkü ben sanki hiç var olmadım. Bundan daha ızdıraplı bir acı olabileceğine inanmıyorum. Başımdan topuğuma kadar çatlayan vücuduma süreceğim bir merhem yok. Üzerimi örtsem görünmez olmam . Bu hissin de üzerini örtsem daha da içine çeker beni.
Ölümü anlatmak istiyor tüm adımlar. Her yaşta her durumda ölüm var. Yaşayanlar ölenlerden daha çok ölüyor. Kaybetmeyi ve devam eden hayatı boş boş izlerken takıldığı dalgada sürüklenmeyi biliyorlar. Dalga onu kıyıya bıraksa sonsuza uzanacak beklemeleri. Birini ya da bir günü değil, ölümü beklemeleri.
Ben de biliyorum. Sancısız bir ruhun hissedemeyeceği kadar acıya battım. Hayatında hiç acı biber yemeyen hayat bana acıyı öğretti. Ve ben susmayı da yine konuşmayı bilmeyen bu hayattan öğrendim.
Yorumlar