Fikir Düşünce Hanımefendi Toplum Aile

Vesselam

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Vesselam

Asrı Saadet’de yaşayan Talha ve Rümeysa aşıklardı birbirlerine. Sevgilerini bilirdi Mekke sokakları. Ancak bir gün geldi Talha göremez oldu Rümeysa’sını… Müslüman olmuş, Peygamber’in (sav) izini, yolunu seçmişti Rümeysa. Müslüman olmadan da evlenrmiyordu Talha ile, göremiyordu bile yüzünü Talha…O’na Rasülullah’dan (sav) izin al, eğer o izin verirse zevcen olurum’ diyordu. Bunu duyup da meclisine gelen Talha koşup dizinin dibine oturmuştu Rasulüllah’ın (sav)…Mescid’den çıkıp da Rümeysa’nın evinin sokağından geçerken sormuştu Rümeysa ; ‘Talha ne oldu sana? Rasulüllah (sav) ile görüştün mü?’ Talha ateşlerde idi, Talha yanmıştı… Dizinin dibinde iken Rasül’ün kalbine işlemişti ilk bakışta o kapkara gözleri… Rümeysa da kimdi… Kendini unutmuştu… Rasülüllah’dan haber geldi. Nikahları Allah katında kıyılmıştı bu iki gülün… Asrı Saadet gülünün…Ne kadar güzel bir aşk örneğidir bu… Unutulan gerçek aşklardandır. Aşk dediğin kalbin asıl sahibi için sevmesi, atması, yaşaması, yanması değil midir? Hürmetine yaratılmış olduğun, minnete muhtaç olduğun o kapkara gözlerin sahibini sevmekle başlamaz mı aşk?…

Şimdilerde bilinen en iyi hâli ile insanların sokakta bile el ele kol kola olmasının, haram bir sevda peşinde koşmasının adı olmuş aşk… Öyle seviyor ki bu insanlar birbirlerini ve o kadar hoş görünüyor ki gözlerine birbirleri, Allah’ın (cc) verdiği kalbe Allah’ın (cc) istemediği bir sevgi ile eziyet ediyorlar. Asıl sevginin sahibi O iken ‘Sen bu -beşerî- sevgiyi bana verdin ama ben dayanamıyorum bu sevgiyi taşımak istemiyorum, Senin için vazgeçiyorum’ diyemiyorlar. Oysa ki vazgeçmek, en güzel sevgiyi dizlerinin dibine kadar getirecek… Bilmiyorlar. Zinanın haram olduğunu bile artık işlemiyor gönüllerine.Oysaki onlar evlenecekler değil mi? Üstad Bediüzzaman Said Nursi der ki ; ‘Haram yoldan helale gidilmez.’Allah Rasul’ü (sav) ‘’Evleniniz çoğalınız, çünkü ben kıyamet günü diğer ümmetlerde karşı sizin çokluğunla öğünürüm’ buyurmuştur. Ancak kadına zulüm ve eziyet edeceği bilinen, eşinin hakkını çiğneyecek olan kimsenin evlenmesi haramdır. Burada aile hayatından beklenen yarar elde edilemez.Kur’an-ı Kerim Nur Suresi 30/ 31. Ayeti kelimelerinde ‘’Mümin erkeklere söyle: gözlerini sakınsınlar (gerek dışarıda gerek içeride ve gerekse başkalarının evlerine girip çıkarken, otururken, kalkarken, gözlerini dikmesinler,harama bakmaktan ayıp bir şey görmekten sakınsınlar.) ırzlarını (apış aralarını haramdan) korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Kuşkusuz Allah ne yaparlarsa, haberdardır.’’/ ‘‘Mümin kadınlara söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, süslerini açmasınlar (kadın süsü denince, örfte taç, küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri ile elbise süsü gibi şeyler öncelikle akla gelir. O halde bu süsleri bile açmak yasaklanmış olunca, bunların takıldığı yerler de yasaklanmış olur. Yani bedenleri açmak şöyle dursun üzerlerindeki süsleri bile açamazsın.) – açıkta olan kısmı (örtünün dış tarafı el ve yüzdür) müstesna- ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar.(Başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtsünler.) süslerini açmasınlar; ancak kendi kocalarına veya kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi kardeşlerinin oğullarına veya bacılarının oğullarına veya kendi kadınlarına (eski müfessirlerin bir çoğu demişlerdir ki ‘mümin kadınların kendi kadınları’ kendi dinlerinde olan mümin kadınlar demektir. Dolayısı ile Müslüman olmayan kadınlara açılmamalıdır. Ama bazıları da ‘mümin kadınların kadınları’ diyerek hizmet veya sohbetlerindeki bulunan Müslüman olsun olmasın kadın cinsi demek olduğunu benimsemişlerdir.) veya kendi ellerindeki cariyelerine veya (cinsel) ihtiyacı olmayan uyuntu erkeklere veya henüz kadınların cinsliklerinden haberi olmayan çocuklara müstesna… (bunlara bir dereceye kadar zinetlerini gösterebilirler.) gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını da yere vurmasınlar, hepiniz Allah’a iman edin ki ey müminler, kurtuluşu bulabilesiniz.’’ Diyen Allah’a (cc) hamd olsun çizgiler bellidir. Çizginin dışı bizi yakar.Yine Peygamberimiz (sav) buyurdular ki; ‘Çalışarak kazanç sağlama yolları aramak Müslüman olan her erkek ve kadına farzdır.’ Helal olarak alın teri ile kazanan hem hayra harcayıp Allah’ın (cc) dilediği gibi yapanlara sözüm yok. Ya yapmayanlar. Şimdi amaç ev, araba sahibi olmak, marka giyinip lüks yerlerde yemek yemek, zengin olmak için parçaladığımız zamanımız. Haram olmayacak mı bize?.Ya Rasul’ü Ekrem Efendimiz’in (sav) ‘Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın’ sözünü unutarak yaptıklarımız. Bunca şeye ulaşmak için, dünyalık için elde ettiğimiz para, Allah’ı unutturup kendine hizmet ettirdiği için haşa şirk olmayacak mı bu yapılan. Ehillere soruyorum. Tam da böyle düşünüyorum.

Kur’an-ı Kerim; ‘Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin.’ (Bakara/278) ve Peygamberimiz (sav) veda hutbesinde ‘…faiz kaldırılmıştır.’ Dediği halde, Faiz oranları düşük olan bankayı arayanlar, faiz’in dinde yeri olmadığını bilmiyorlar mı? Biliyorlar elbette de devir bunu gerektiriyor. Zamana göre yaşayıp İslam’ı unutanlar…İçkinin veyahut domuz etinin haram olduğunu biliyoruz. Ayetteki ‘… Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı.’ (Bakara/173) ifadesi… Tükettiğimiz kesilmiş yiyeceklerimiz. Allah (cc) adına helal kesildiğine emin olduğumuz şeyleri, emin olduğumuz yerlerde mi yiyoruz sahiden?Hoş sohbet masalarımız vardır. Çaylı. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbet ne hasıl diyebildiğimiz. Ancak en güzel sohbetlerde bile çıkanın arkasından bir şeyler deriz. Tabii tabii, olsa yüzüne kesin deriz. Ama gıyabında konuşmak pek tatlı gelir dile. Sadece bu mu; eş, dost, 9. Göbekten akraba, komşu, bir kere selam verdiğimiz insandan hiç tanımadığımız sokaktan geçene varana kadar herkesin hakkında bir sözümüz mevcut. Yapma. Bilmediğin emin olmadığını anlatma. Kul hakkıdır. Ki Mevlamız (cc) bunun affını bize bırakmıştır. Aramızda halletmemizi istemiştir. En yaygın, en bilinmeden, en çok yapılanı da aslında gıybettir. Gıybette haramdır. Aman olsa yüzüne söylerim, yok mu bu dediğim var onda, aman Allah (cc) gıybet yazmasın, dur şimdi gider derim yok!… Günah kardeşim… Yüzüne, kıyafetine, huyuna, hayatına yorum yapamazsın. Taklit edemezsin. Duyacağı zaman üzüleceği ya da hoşuna gitmeyeceği bir şeyi söyleyemezsin. ‘ama ben iyi bir şey dedim’ yok! İyi dediğin belki onun hoşuna gitmeyecek. Riske atma. Sadece tarif etmek için vücut özelliklerini sayabilirsin. Sadece tanıtmak için. Birde bütün bir insanlığın gözü önünde olan gıybet olmaz. Gerisi hep helallik istetir.Peki biz neden fark etmeden yada fark ederek yada bizzat yapıyoruz bunca yanlışı. Hak uzak dur dedikçe bizi bu haramları yapmaya iten nedir?Sebep çok açık olmamak yahut kişiden kişiye değişmekle birlikte, sözün bizcesi ;Allah’tan (cc) uzak yaşamaktan kaynaklanmaktadır. Allah (cc) seni her uykundan-yarı ölüm- den nefes vererek bir güne uyandırır iken sen o uykuyu sabah namazı vaktine ayarlamadığındandır. Rasulüllah’ın (sav) hayatını bilmeden, her işinde onu örnek almadan, her işte Rıza-ı İlahiye’yi gözetmeden nefsin için yaşadığındandır. Kur’an’ı Kerim’i kandilde, cenazede, kötü günde görüp, evinde bir Yasin bile okumadığından, ‘içinde bana ne dendi’ diye meraklanmadığındandır. Bunlar tamamsa, o hâlde ‘tam’ olmadığındandır. Allah (cc) dostlarını bilmeden, ilmi ile ilimlenmeden ‘ben şucu bucu olmam’ deyip hakikat ehlini inkar etmen, hak ettikleri değeri vermemendir. Birinci ve en öncelikli sebep budur.Bir diğeri de, bunlara ayırmadığımız zamanlarda bize normalleştirilen, bizi meşgul eden boş iş adına her şeydir…

Ülkemiz üzerindeki gözler, bu milletin inanarak her işin üstesinden geleceğini çok iyi biliyorlar. Yok etmeye yemin ettikleri 623 yıl dünyaya hükmetmiş Osmanlı ruhunun ‘İlay-ı Kelimetullah’ için kılıç sallayıp ilim ile dağları aştığını iyi biliyor. Bunu bitirmenin en iyi yolu olabildiğince kendilerine benzetmek olduğundan, önce kendi nesillerini bozmuşlardır. Kısaca, bizi biz yapan değerlerden bizi men etmek yegane gayeleridir. Tabii tek dertleri de bu değildir. Ancak konudan çok sapmamak gerekir.Açıkça her şeyi mübahlaştıran diziler, bozuk tarihî dizi senaryoları, sosyal medyada bize güzelleştirilen kirli siteler, aile olmanın temelleri ile oynayan televizyon programları… Sayabileceğimiz bir sürü virgüllü cümleler…Herkesin vicdan muhasebesini kendine bırakıyorum.Bendeniz sadece biraz yazılı yaptım bunu…Bugünden itibaren haram olarak bilip yaptıklarımıza sırtımızı dönelim… Ve Allah’a (cc) giden yolda elimizi kaldırıp eyvallah diyelim. Diyelim ki; Hakk yolunda yolumuza döşediğimiz bu taşlar ve çukurlar O’nun izni ile kayboluversin… Allah için dünyadan vazgeçelim…Vesselam…

Etiketler
Kur'an İslam erkek Kadın Düzen Haramlar Helaller

Yazar Hakkında

Esra İlbay Oral

Ramazanın ilk günü dünyaya gelmiş babasının son kızı.. Nefes aldığı sürece talebedir. Öğrenmek talebidir. Gelecekteki günlerini, yaşamadığı yıllarını, tatmadığı yiyecekleri beklerken de çok meraklıdır. O yüzden hayatı tek düze yaşamaz. Her şeyden bir parça barındırır. 

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap