Veresiye Yürek Defteri
- Kadriye İkiz
- 25 Kas 2017 - 11:36
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Oku demişti Rahman. Seni yaratan Rabb’in adıyla oku. Oku ki değişsin dünya. Oku ve kurtulsun kelimelerin, çık “ben” in zindanından. Bu dünya, bu beden, bu varlık sana dar. Hamza (r.a.) yürüyor bak, ölüm bile korkuyor ondan. Bense yüreğimi kaldırıp cama dahi çıkamıyorum..
Şimdi sen Meri, tutuşturdun elime bir kalem: Yaz, diyorsun. “Ki kalemle yazmayı öğreten Rabbi’ndir,” diyor ve beni can evimden vuruyorsun. Ben; eline bir bebek verilmiş, 7 yaşında bir kız çocuğu gibi kalakaldım öyle. Yazmak, onu büyütmek gibi Meri. O bebek, küçücük ve kucağımda ağlıyor. Ninni bebek diyorum, kovuyorum danaları bostandan. Uyursan büyürsün bak diyorum, sallasam da susmuyor. Anne diyor sonra, sanki kocaman açılıyor gözleri ve yüreği dökülüyor. Toplayamıyorum.. Yüreği kanadıkça ağırlaşıyor, azalır demiştin oysa! Söyle nasıl tutayım? Bana yaz deme nolur. Ellerim.. Onlar daha küçük ondan ve acıyor..
Ben 7 yaşında bir kız çocuğu gibi kalakaldım işte. Ellerim dokundukça kaleme, ağlıyor kainat. Sen Meri; “Saklayamazsın kendini, ağla ve ferahla!” diyorsun. Öyle okumadık mı zaten? Ağlayınca stres hormonlarını atarmış beyin, daha hızlı çalışırmış ve rahatlarmış. Ya da nesnesine ulaşamayan enerji, gözlerden çıkış yolu bulduğundan hafiflermiş insan. Ağla Meri. Ağla ve dökülsün göğsündeki ırmak. Vücudun su depolamaya ihtiyacı var diye de okumuştuk değil mi? Kaktüs değilim ben, yüreğime bir dünya kurma sakın. Küresel ısınırsam, gözyaşlarımla sularım onları. Barajlar istemiyorum, bırak gitsin. Kirpiklerim uzun ama kırılır, tutunamaz kapaklarım, boğuluruz. Hem ev değil komşu istiyorum ben. Susuz kalırsam gider komşumdan isterim. “Bir bardak sevgi, bir parça da ekmek istedi annem.” dersin sen gidip. “Evde kalmamış da, alınca veririz,” dersin. Alırız değil mi Meri? Ben seni bakkala gönderirim. Bir sepet sarkıtırım yüreğimden aşağı, paramız olmazsa deftere yazdırırsın. Ona da zam gelir mi dersin? Faiz işler mi her geçen gün? Kötü adamlar onu da alır mı bizden? En son ekmeğe de zam gelmişti, sen en iyisi bir bardak un iste. Ben, bize ekmek pişiririm.
Keşke bakkalların yürek defteri olsa. Her gelen için güzel bir söz iliştirseler isminin yanına. Ve gözlerine bakıp “Hoş geldin.” deseler. Bir ekmek istesen sen. Fırından taze çıkmış, çıtır çıtır bir sevgi sarsa sana bakkal amca. “Seni görüyorum, duyuyorum ve anlıyorum.” mesajı yayılsa gazeteye sarılı yüreğinden. Defterde borcumuz değil sevgimiz çoğalsa. Sonra seni özlemle uğurlasa. Nasıl da mutlu olurduk değil mi? O zaman gerçekten ardımızda kalakalmazdık. Bir bardak çayla ne iyi giderdi. Kuş kadar yesek, doyar ve çoğalırdık. Şimdi ise geri dönmeye korkuyor, kaçacak insan arıyoruz. Daha çok ağlıyor Meri, acıkmış olmalı. Bebek için de biraz süt al olur mu? Sen yazdır, ben sonra öderim. En sonra öderim..
Susadım, o temizlerdi değil mi her şeyi, bak onu da okumuştuk. Yüreğine sığmazsa bu kocaman, çirkin, gargamel suratlı dünya, ağla ve temizlensin. Akan su hiçbir kötülük bırakmaz ardında. Engin deniz seni de sürükler, herkes hiç kimse olur ve kaybolursun. Hani bir parça sudan yaratılmıştık ya özledim onu, evimize dönelim. O masmavi denizlere..
Bana yaz deme nolur. Elimdeki kalem değil, Hamza’nın yüreğini delen mızrak sanki. Yıllardır acıyla gerilmiş bekleyen bir yay var. Öyle keskin, öyle net ve öyle kararlı.. Değdiğinde parçalayacak biliyorum, yetim bırakacak. Dinmeyecek sonra Meri, bana özgürlük vaad etseler de dinmeyecek. Kağıda dokunduğu andan itibaren çok pişman, hep pişman.. Al şunu ellerimden. Resul’ün (s.a.v.) gözünün önünde duramayacak anla. Ona aşık olup af dileyemeyecek… Bir kerecik bakamayacak kömür karası gözlerine. Ben geldim, deyip sarılamayacak. Hep acıyacak.. Aşk ve hasret son bulmayacak.. Bırak n’olur! Yüreğime değerse o ok, gözlerimde taşıyamam..
Bana keşke bez bebek verselerdi, “…mış” gibi yapar avuturdum onu. Yalandan yemek hazırlar, elbiseler dikerdim. Önce bedenini saklar, hapsederdim dünyalıklara. Sonra da ruhunu bulmasını telkin ederdim. “Bak, bu dünya yalan.” derdim. “Yüreğini kolla, çiçekleri ve çocukları çok sev. Bir de beni unutma…” Ve gerçekten çok severdim Meri.
Ama hiç susmuyor, onunla beraber ben de ağlıyorum. İki dakika koysam onu yatağa, koşarak cama çıksam. “Anne!” diye bağırsam, gelir mi ki?
Al şunu elimden artık, annesine götür. Can kaybından hepimiz yok olacağız yoksa. Ve git artık, beni de affet..
“Affetmek, büyüklüğün şanındandır…
Ve Allah, en büyüktür.”
Yorumlar