Vakt-i Diriliş
- lirik kuş
- 6 Oca 2018 - 16:22
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Bir mazlum çığlığı yükseliyor göklere. Sonra uçup geliyor Türk'ün yaşadığı, altında nefes aldığı gök kubbeye. İlk eller açılıyor, o çığlık kulaktan ellere, ellerden tekrardan semaya dönüyor.Tek farkı; bu sefer anlamını, yerini bulmuş bir şekilde dua olup uçuyor, göz yaşı olup akıyor. Kalbe işlenmiş bir nakış gibi, aslını unutmamış, ümmet olmuş, hatta olmaya çalışan bir yürek meselesi bu hikaye. Susanlar, susturulanlar, dövülenler, işkence görenler, evinin kapısı ansızın bir gece vakti kırılırcasına çalınıp çocuklarından koparılan, sonra hapishaneye tıkılıp tecavüz edilen, tek suçu mazlum olmak olan bir ülkenin hatta birçok ülkenin çığlığı bu hikaye. Ben ne yaparım deme, biz o bacımıza, o boynu bükük babaya, babası elinden alınmış çocuğa, evine, parklarına, okullarına, çocukluklarına bomba atılmış bir mazluma ne yapabiliriz ki? Ey Kardeşim bizim Peygamberimiz de mazlumdu, işkence gördü, taşlandı, evinin önüne dikenler, konuldu, namazdayken başından aşağıya deve işkembesi dköüldü, zehirlenmeye hatta öldürülmeye çalışıldı. Peki ne için? Sorarım size... Bu kadar işkence görmüş, hor görülmüş, eziyete maruz kalmışlık sizce neden? Öyle boşuna güdülmüş bir dava için mi? Onun meselesi İslam sancağını dik tutmaktı. O sancağın altına bir ümmet toplamaktı. Yüreğine verilmiş, ömrü bu dava için adanmış bir Peygamberin ümmeti olarak, yok mu sizce de yapacak bir şeyler? Ümmet demek tek kendini gözetmek değildir. Ümmet demek her koyun kendi bacağından asılır demek değildir. Ümmet demek mazluma sırtını dönmek hiç değildir. Ey Yoldaş! Üstümüze atılan ölü toprağı silkme vakti gelmedi mi? Kapanan kulakları, görmeyen gözleri, dua etmeyen dilleri açma vakti gelmedi mi. Her koşulda, her şartta, her saatte, her dakikada ümmeti için dua eden bir Peygambere bunu borçlu değil miyiz? Arakan'da açlıktan ağlayan, Filistin'de babasız kalan, Suriye'de evi bombalanıp ailesini ve evini kaybeden, küçük yaşta yetim kalan bir çocuğun minik kalbine bunu borçlu değil miyiz?... Unutma! Ondan akan her göz yaşının bedeli dönüp dolaşır bize sorulur. Şimdi hala ben ne yapabilirim ki diyosan, aç elini semaya bir sabah namazı vaktinde, o çocuğun gözyaşını al gözlerine, sonra derdi verene, mazlumdan bir ümmet oluşturana dua et ve yalvar. İlk defa duan tanımadığın bir anne, hayatında hiç görmediğin bir baba, belki hiç göremeyeceğin bir çocuk için olsun. Kalbin ilk defa kendi ülkende onları kurtarmamız için bizi bekleyen bir ülke, bir mazlum için atsın. Yüreğin ilk defa Arakan, Filistin, Suriye daha nicesi olsun. Uykun ilk defa bir ümmet için kaçsın, yemeğini ucuz basit bir mesele için değil de bir mazlum açken ben tok olamam diye bırak. Biz 25 Peygamberin anlattığı, ama tek olan bir davanın en son halkasıyız. Biz, bir mazlumun kocaman ümmetiyiz. Biz ki en güzelin, en güzel emanetini taşıyan bir ümmetiz. Ey can! nereden geldiğini, kim olduğunu, neye inandığını, davanı, sancağını, Peygamberini, sana emanet edileni unutmazsan bu üstündeki ölü toprağı atarsın. Dedelerimizin dediği gibi: "Bize aslımızı unutturacaklar. Secdeden, duadan, hak yolundan ayıracaklar. Bize birbirimizi unutturup, bu sancağı yok edecekler." Sakın ey kardeşim! Aslını unutma, davanı unutma, sancağını düşürme, bayrağını, vatanını sakın ola düşürme. Hani derler ya "Türkiye düşerse, bütün mazlumlar düşer!" Düşme yoldaş, düşürme... Unutma! Sen sadece bir Türkiye değilsin artık. Sen koca bir ümmetin umudusun, sen bir mazlumun duasısın, sen ki bir yüreğin, bir babanın, bir annenin merhameti ve çığlısın. Dua edelim, elinden bir şey gelmiyorsa aç bağlanmaya çalışılan ağzını ve döndür dilini. Bu ümmet seni bekler, mazlumlar yolumuzu gözler... Ey en güzelin yarattığı naif güzellik! Yüreğini Allah için, ümmet için, mazlum için uyandır. Vakit gelmiştir, silkelen ve kendine gel! Diyeceğim o ki; vakit diriliş vaktidir, vakit ümmet olduğunu hatırlama vakti, dava vaktidir. Zamansa çakallara had bildirme zamanıdır! Yüreği hak davası için atanlara selam olsun... El Emin olana emanet olmanız duasıyla...
Yorumlar