(Tik) Tok Açın Halinden Anlamaz!
- Kemal Ağca
- 12 Oca 2019 - 14:13
- 5 dk okuma süresi
- -
- 2
Selamun aleykum değerli okurlar.
Başlamadan önce şunu belirteyim ki bu yazı ağır olacak. Bu yazı birçok okuyucunun ağırına gidecek, moralleri bozacak, bunu yazana yani bana karşı belki de içiniz öfke ve nefretle dolacak. Okumadan önce bunu dikkate alıp öyle karar vermenizi rica ediyorum.
Uzun zamandır denk geldiğim, sonra merak ettiğim ve takip etmeye başladığım bir husus var. Ben ne kadar uzun zaman desem de doğal olarak oldukça geriden geldiğimi de gördüm, hatta buna sevindim. Yazıya konu olan rezilliğin adını sadece bir kez zikredeceğim. Evet, ele almış olduğum konu “tik tok” denilen video eğlence uygulaması. Facebook ile, instagram ile özel hayat ve ev içi mahremiyet zaten yeterince ifsad olmuşken bir de başımıza bu çıktı. Uygulama basitçe, seçilen bir ses dosyasının üzerine kamerayla video çekip mizansene uydurmak şeklinde ki zaten biliyorsunuz. Şahsım adına ben ülkemizde bu kadar “budala” insan olabileceğini tahmin etmiyordum. Bu arada bir şeyi de belirteyim, ben burada ettiğim her kelimenin arkasında duracağım ve sözlerimi de gerektiğinde ispat ederek geri adım atmayacağım.
Hadi gençleri anladım da koca koca adamlar, gün görmüş teyzeler, yeni gelinler, esnaflar, ak sakallı dedeler, başı kapalı gönlü açık ablalar ve daha nice kelli felli eşhasın bu uygulama ile nasıl kendinden geçtiklerini, nasıl komikten öte rezil duruma düştüklerini, nasıl insanlıktan çıktıklarını ve hatta “bunlarla aynı dünyada yaşamaktan utanıyorum” dedirttiklerini esefle izledim, izledik ve maalesef izlemeye devam ediyoruz. Peki bu bu kadar abartılacak bir şey mi? Yani ne olmuş insanlar bu şekilde heves edip eğlenmişlerse? Değil mi? Bu soruları soracak bir güruh muhakkak çıkacaktır. Peki ben de soruyorum o halde, yetmedi mi? Eğlenecek yüzlerce şey var ve hala da çoğalmaya devam ediyorlar yetmedi mi? Hep birlikte kudursak bu sefer de niye daha canavar olmuyoruz diye aranmayacak mısınız? Derdiniz gerçekten nedir? Ya da bir derdiniz var mı gerçekten? Hayır yani, ne yapıyorsunuz?
Tesettürün adını kirleten kızım, ablam, kardeşim; onu geçtim ben. Tesettürün de artık sadece bir şubesi olan “saç örtün” bile sana lanet okurken, örtünü de bırak bir kenara kendi şahsını rezil etmeni ne ile açıklayacaksın? Koskoca adam, işinde gücünde esnaf ya da zanaatkar abim, “erkek adam ağır olur” diye büyütülen sen bu kepazeliği sadece “ne var canım eğlenmeyelim mi?” diye mi savunacaksın? Yine tesettürü, eşarbı, örtüsü bir kenara hanım ablam; evinin penceresine perde çeken sen, evini en çıplak haliyle ve kendini de en hafif halinle milyonlara seyrettirirken “eğlenmeyelim mi?” diye mi savunacaksın bu kepazeliği?
Nedir bu “eğlence” tutkusu anlayamıyorum ben. Herkesin diline pelesenk olmuş bir “Eğlenmeye hakkımız yok mu?” cümlesi dolanıp duruyor. Eğlenmeye hakkı yok muymuş… Söylüyorum o zaman! Hayır kardeşim, senin eğlenmeye hakkın yok! Sen eğlenemezsin hanım abla! Sen eğlenemezsin bey abicim! Ben eğlenemem… Meşru dairede eğlenmenin sınırlarını aşalı çok oldu. Kimse eğlenmenin savunmasını yapmasın. Gel senle bir gezintiye çıkalım hanım kız. Gel genç delikanlı arkadaşım sen de gel. Abim, ablam, teyzem, dedem siz de gelin hele. Senin eğlenme dediğin azgınlığı icra ederken Yemen’de on çocuk açlıktan öldü. Yirmi üç çocuk ve kadın koleradan can verdi. Suriye’de yedi kadın tecavüze uğradı ve tam otuz ev bir bombayla yerle bir oldu. Senin eğlence dediğin rezilliği, kepazeliği yaparken onlarca aile soğuktan, kurşundan, açlıktan, hastalıktan can verdi.
Mesele duyar kasma olunca, sosyal medyada “farkındaymış” desinler diye resim ve video paylaşmayı bir halt mı zannediyorsun? Doğu Türkistan diyorum! Doğu Türkistan’da, senin hem de o eğlenmen sırasında yirmi tane bacın zalim Çin’in damızlıkları tarafından tecavüze uğradı ve namusun kirlendi! Evet, senin bacın, senin namusun, senin canın! Sen cep telefonu kameranla maymunluk yaparken senin ülkenin sınırına yüzlerce kana susamış yaratık konuşlandı. Her on günde bir resmi veya gayri resmi vazifeli askerin, evladın, şerefinin bekçisi fidanlar şehid oldu, toprağa girdi. Senin o cep telefonu kameranla ziyan ettiğin şerefin, haysiyetin için hem de…
Senin eğlenmeye hakkın yok kardeşim! Kudüs senin namusun, namusun diyorum; kirlendi! Kudüs neresi mi? Haritada bir yer… O haritadaki yer senin gönlünden bir parça değilse bana namustan, şereften, haysiyetten bahsedemezsin sen! Birisi pencerenden gelip de dik dik baksa cinayet işlersin. Ama kendi elinle karını, kızını, evinin içini çekip milyonlara izletmekten zerre rahatsızlık duymayan sen…
“Kudus’ü fethedene kadar gülmek bana haram!” diyen ve Kudüs’e girene kadar da sözüne sadık kalıp gülmeyen Selahaddin Eyyubi kimdir? Tarihe geçmiş bir adam mı, yoksa sen tarihte bir hiç olma diye mücadele veren bir yiğit mi? Ey ahmak! Eğlenmeye hakkın yok senin! Bacın diyorum… Onlarca kansız şerefsizin ellerinde ziyan edilirken eğlenebiliyorsan git boynuzlarını parlat! Evladın diyorum, bir bombayla, bir şarjör mermiyle katledilirken hala eğleneceğim diye tutturuyorsan git… Ne olur git…
Düşünüyorum da birileri yine, “bazıları bunun farkında değil, ne olduğunu bilmiyorlar ve yine en bilindik savunma olarak eğlenmiş garipler” diyecek mi? Ayağının serçe parmağını bir yere vurduğunda da eğlenmekten taviz vermeden hayatını devam ettirebiliyor musun? Böbrek taşı düşürürken “Aman canım ağrıysa ağrı. Benim eğlenmeye hakkım yok mu?” diyebiliyor musun? Cenazen varken de aynı şekilde eğlenmekten ödün vermesene!
Tekrar soruyorum, neyin eğlencesi bu? İçinde tarihi motifler var diye tarihle zerre alakası olmayan bir televizyon dizisini izleyerek vatan kurtardığını sanan, ertesi günü de döşü bağrı açık kevaşelerin boy gösterdiği programları izlemekten imtina etmeyen sen, yetmedi mi?
Ne olur eğlenme artık, yeter ne olur… “Hala ne diye oyunda oynaştasın? Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!” diyen adama bunu mu diyeceksin? Ben ömrümde bir kere bile Ayasofya’ya giremedim yüreğim el verip de. Her gün önünden geçen ben, her mevsim her halini gördüğüm Ayasofya’ya bir kere olsun kapısından dahi bakamayan ben; Ayasofya, yani namusum, yani şerefim, yani tarihim köçek gibi oynatılırken eğlenen seni anlayamıyorum! Siyonist çizmesiyle kirletilen Kudüs’ü düşündükçe eğlenmek için bin türlü rezilliği yapmaktan utanmayan seni anlayamıyorum. Doğu Türkistan’da benim bacıma tecavüz edilirken, hala eğlence adına maymundan daha rezil olan seni anlayamıyorum…
Etiketler
Yazar Hakkında
Kemal Ağca
Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın
Yorumlar