Teslimiyetin Sesi
- Rukenzen
- 30 Ara 2025 - 21:48
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Tamam Allah'ım
Tamam Allah'ım
Tamam Allah'ım
Tamam Allah'ım...
Bu kelime, dudaklarımızdan döküldüğü an yalnızca bir cevap değil; teslimiyetin, rızanın ve imanla gelen huzurun yankısıdır. Günlük hayatta saygı göstermemiz gereken birine tepki vermek istesek bile çoğu zaman “tamam” deriz. Patron fazla iş yükler, “tamam” deriz. Annemiz, babamız gönlümüzün istemediği bir şey söyler, yine “tamam” deriz. Çünkü biliriz ki kırmamak, saygıyı korumak gerekir. Peki, bütün kâinatın Rabbi olan Allah’a karşı neden aynı teslimiyetle “tamam” diyemiyoruz?
Belki gözümüzle görmediğimizden, belki imtihanın ağırlığını unutup yalnızca anın sıkıntısına odaklandığımızdan… Oysa Kur’an, müminleri “Onlar gayba iman edenlerdir” (Bakara, 2-3) diye tarif eder. Yani görmeden ama görmüş gibi iman edenler, kalplerini Allah’a teslim edenlerdir.
Hakikat şudur ki; kalbin huzuru dünyalıkların peşinde koşmakla bulunmaz. Nice insan vardır ki güzelliğe, mala, statüye, başarıya erişmiştir; ama içten içe hâlâ bir eksiklik duyar. Kur’an bunu açıkça söyler: “Kalpler yalnızca Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d, 28) Gerçek mutluluk, Rabbine yönelip “Tamam Allah'ım” diyebilmektir.
Bazen hayatın yükleri ağır gelir; kayıplar, hastalıklar, hayal kırıklıkları içimizi yakar. İşte o anlarda teslimiyetin sırrı gizlidir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Müminin işi ne hoştur! Her işinde onun için hayır vardır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Ona sevinç verici bir şey isabet ederse şükreder, bu onun için hayır olur. Ona sıkıntı verici bir şey isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd, 64)
Teslimiyet, pasif bir kadercilik değildir. Asıl teslimiyet, başımıza gelen her şeyde Rabbimizin terbiyesini görmek, “Sen murat ettin Allah'ım, benim için en hayırlısı budur” diyebilmektir. Bediüzzaman Said Nursî bu noktada şöyle der: “Başına gelen musibetlere sabret; bil ki onlar dahi bir rahmetin cilvesidir.”
“Tamam Allah'ım” demek, elindekinden vazgeçmek değil; elindekini de olmayacak olanı da Rabbine emanet etmektir. Bir mümin için en büyük nimet iman nimetidir. Eğer iman kalpte kökleşmişse, o insan için dünya sarayı da birdir zindanı da. Çünkü onun mutluluğu şartlara bağlı değildir; kulluk bilincine bağlıdır.
Geliniz, başımıza her ne gelirse gelsin, sakince bir nefes alıp şöyle diyelim:
Sen mi gönderdin? Tamam Allah'ım.
Beni terbiye etmek mi istiyorsun? Tamam Allah'ım.
Yolumu başka yere mi yönlendiriyorsun? Tamam Allah'ım.
Teslimiyetin sesi işte budur: İçten gelen, kalbi huzura götüren bir “Tamam Allahım.”
Etiketler
Yazar Hakkında
Rukenzen
.
Yorumlar