Makale

Tavistock Enstitüsü Araştırmaları

  • 6 dk okuma süresi
  • -
  • 12
Tavistock Enstitüsü Araştırmaları


İnsanların taş çağındaki avcılık ve toplayıcılıktan çıkıp, birtakım hayvanları evcilleştirip ve üretime geçmeleriyle birlikte “yönetim” kavramı yavaş yavaş şekillenip, ihtiyaç duyulan bir hal almıştır. Bu yönetim ilk başlarda küçük çaplı olup, birkaç iş dağılımı ve/veya ortaya çıkan mahsulü korumak amacıyla kurulan bir yapıydı. Zamanla şehir devletlerinin (polis) oluşmasıyla yönetim daha da genişlemiş ve insanlara içinde yaşadıkları şehir devletlerini sevk ve idare etme fırsatı vermiştir. Ancak sürekli artan insan nüfusuna kendi toprakları yetemez hale gelince başka topraklara saldırma ihtiyacı doğmuştur. Bu saldırılar yeni yerlerin keşfini de beraberinde getirmiştir. Bu savaşlar ve keşiflerle birlikte yeni imparatorluklar kurulmuş, tarım veya maden ürünleri keşfedilmiştir. Bu keşfedilen ürünler insan gücüyle işlendikleri için üretimleri uzun zaman alırdı. Bu bakımdan ham madde kaynağı tüketimi oldukça zaman alırdı. Ancak Sanayi Devrimi (1760) ile birlikte insan gücü yerini makinaya bırakmış ve üretimde artan hızlanma kaynakların da çabuk tükenmesine yol açmıştır. Bu sebeple sanayisi olan devletler gözlerini başka devletlerin kaynaklarına dikmiş ve savaşlar kaçınılmaz olmuştur. Bu sömürge savaşlarıyla birlikte istenilen alınsa da savaş sonuçları büyük kayıpları da beraberinde getirmiştir.
Fransız İhtilali (1789) ile başlayan milliyetçilik akımıyla birlikte büyük imparatorluklar yıkılmış yerlerine ulus devletleri inşa edilmeye başlanmıştır. Ulus devletleriyle birlikte sömürge arayışları daha da artıp Dünya Savaşları’na (1. ve 2. Dünya Savaşları) neden olmuştur. Bu savaşlar çok büyük kayıplarla birlikte psikolojik bozuklukları da beraberinde getirmiştir.

Tavistock Enstitüsü (1921) tam da bu savaş zamanlarında kurulup, insan psikolojisine ve kararlarına yön verme çalışmalarına başlamıştır. Tavistock Enstitüsü, İngiliz Ordusu Psikolojik Savaş Bürosu Başkanı Sir John Rowlings-Reeese tarafından 1921 yılında Londra’da kurulur. Ancak 1946 yılında Rockefeller Vakfı’nın yaptığı büyük bağışlarla enstitünün görev alanı genişletilip ABD merkezli çalışma yapmaya başlar. Tavistock’un en büyük amacı “Endüstriyel ulus-devletlerden post-endüstriyel küresel Dünya Devletine dönüş ve yönetimin az sayıda oligarka devredilmesi” ’dir. Bu az sayıda oligark ise Büyük İsrail Devletinin kurulması için çalışan büyük Yahudi aileleridir (Rockefeller, Rothschild, Oppenheimer). Tavistock Enstitüsü yaptığı çalışmalarla insan zihnini kontrol etmeyi, olaylara nasıl bakacağına yön vermeyi, kısacası kukla halini almış bir insan modeli hedeflemektedir. Böylelikle insanların aile, din, onur ve milliyetçilik gibi olmazsa olmaz değerleri köreltilecek ve devletler Dünya Düzenine muhalefet edemeyecek hale geleceklerdir. Böylelikle de önceleri silah zoruyla hammadde kaynakları elinden alınan toplulukların, artık bir takım teknolojik alet ve psikolojik yöntemlerle ruhları ve zihinleri de kontrol altına alınacaktır. Tavistock Enstitüsünün ilham kaynağının ise ünlü psikanalist Sigmond Freud olduğu söylenir.

Bu yazının anlam bütünlüğünü korumak için birkaç kavram ve kuruluş hakkında bilgi vermek faydalı olacaktır.

Enstitü: Belirli bir amaç içi kurulmuş organize bir kuruluştur. Genellikle özel konularda araştırma yapmak için kurulur. Enstitüler bazen bir mesleki kuruluş bazen ise üniversitelerin bir parçası olabilirler. Enstitü kelimesi Latince bir kelime olan “institutum” kelimesinden gelmektedir.

Vakıf: Gerçek ve tüzel kişi veya kişilerin, belirli bir mülk ve hakla belirli ve sürekli bir amaca tahsis edilmesi ile oluşan müessesedir.
Vakfiye: Geleneksel olarak bir hizmetin gelecekte de yapılabilmesi için belli şartlarla ve resmi yolla ayrılarak bir kimse tarafından bırakılan mülk veya paraya denir.
İlluminati (Aydınlanmışlar): Batıl inanca, ön yargıya, dinin sosyal hayat üzerindeki etkisine, iktidarın kötüye kullanımına karşı Aydınlanma Çağı döneminde 1 Mayıs 1776 yılında kurulmuş bir topluluk olup modern illuminati; zihin kontrolü uygulayarak, hükümetleri ve kuruluşları ele geçirerek “Yeni Dünya Düzenini” sağlamak amacıyla hareket ettiği iddia edilen, monarşileri yıkmayı, dini inançları yok etmeyi, ulus devletleri ve vatandaşlığı sonlandırarak sosyal düzeni altüst etmeyi planladığı öne sürülen, ancak faaliyeti ve varlığı kanıtlanmamış bir yapılanmadır.

Rockefeller Vakfı (Rockefeller Foundation): Rockefeller ailesi tarafından 14 Mayıs 1913 tarihinde New York’ta kurulmuş özel bir vakıftır. Vakfın sahibi John D. Rockefeller (Senior) ve oğlu John D. Rockefeller (Junnior)’dur. Seniorun şirket ve hayırseverlik danışmanı ise Frederic Taylor Gates’tir.

Rothschild Vakfı (Rothschild Foundation): 18. yy ’ın sonlarına doğru Yahudi bankacı Mayer Amschel Rothschild (1744-1812) tarafından kurulan ve Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde bankalar kuran Frankfurt merkezli Yahudi bankacı ailedir. Ailenin Avusturya ayağının beş nesli 1816 yılında Hobsburg İmparatoru 2. Françis tarafından miras sistemiyle geçen baronluk verilmesiyle Avrupa soylusu ilan edilmiştir. Ailenin İngiliz ayağı ise Kraliçe Victoria’nın izniyle Avusturya’da sahip oldukları baron unvanını İngiltere’de de kullanmaya hak kazanmıştır. 19. yy boyunca ailenin, en büyük özel ve modern tarihin en büyük servetini oluşturduğu öne sürülmektedir.


Ford Vakfı (Ford Foundation): İnsan refahını ilerletme misyonuyla kurulmuş ABD merkezli bir özel vakıftır. 1936’da Edsel Ford ve Hennry Ford tarafından kuruldu. 1947'de iki kurucunun ölümünden sonra vakıf Ford Motor Company’nin (Ford Motor Şirketleri) oy kullanmayan hisselerinin %90’ına sahipti (Ford ailesi hisselerini elinde tuttu). 1955-1974 yılları arasında vakıf Ford Motor Company hisselerini sattı ve günümüzde otomotiv endüstrisinde rol oynamıyor. Vakıf uzun yıllar boyunca yardım yapan dünyadaki en büyük vakıftı.


Sigmond Freud: (16 Mayıs 1856-23 Eylül 1939) Yahudi kökenli Avuturyalı nörolog ve psikoanalist biliminin kurucusudur. Psikoanaliz, hasta ile psikoanalist arasında gerçekleşen diyalog yoluyla psikopatolojik vakaları tedavi etmekte kullanılan klinik yöntemidir. Hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurlarla olan bağlantılarını ortaya koymaya çalışır.


Tavistock Enstitüsü Araştırmaları:
1:Tavistock, kitlesel beyin yıkama stratejilerini ilk defa 1950'de Kore Savaşı’nda denemiştir. Geliştirilen, kalabalıkların kontrol metotları gizli ve halkın tepkisini çekmeyecek şekilde ABD halkı üzerinde denenmiş ve onların psikolojik tavırları tespit edilmiştir. Örneğin, 1933'de Tavistock Direktörlüğü’ne getirilen Alman Mülteci Kurt Lewin, ajanlarını düşmanlar arasına sızdırarak Harvard Üniversitesi’nde geliştirilen propaganda ve beyin yıkama kampanyaları ile Amerikan halkını ABD’nin, Almanya’ya karşı savaşa girmesi için hazırlamaya çalışmıştır.
2: 1950'lerden sonra tüm CIA Programları Tavistock’un rehberliğinde oluşturulmuştur.
3:Roosevelt ve Churchill’in hava saldırılarının tümü Tavistock laboratuarlarında kitlesel terörden elde edilen deneyimlere göre gerçekleştirilmiştir.
4:Tavistock stratejilerinden biri de “uyuşturucu haplar” kullanılması ve “seksüel davranışların çarpıtılmasıdır”. Bu amaçla 1960'ların LSD aykırı kültürü ve öğrenci devrimi için CIA 25 milyon dolar para harcamıştır.
5:Tavistock’un çalışmalarıyla, Küba Füze Krizi, birbiri peşi sıra dünyanın değişik yerlerinde siyasi liderlerin öldürülmesi, ve TV’lerde her gün defalarca yayınlanan kanlı ve vahşi Vietnam Savaşı görüntüleri ile sarsılan ve bunalan 1960'lar Amerikan ve dünya gençliği zihinlerini sürekli meşgul eden milliyetçilik, sosyal sorumluluk, kamu yararı, etik değerler dünyasından uzaklaştırılarak, bireyselliği öne çıkaran rock müzik, uyuşturucular, holiganizm ve çarpık seks dünyasında teselli bulur hale getirilmiştir.

Bir toplumu değiştirmek ve kontrol altına almak günümüz şartlarında topla, tüfekle olacak birşey değildir. Bu yol sağlıklı ve sürekli bir netice de vermez. Ancak bir toplumu düşünemez hale getirmek, içinde bulunduğu alemi tanıyamaz, kavrayamaz hale getirmek, o toplumu topla, tüfekle işgal etmekten daha vahim bir sonuçtur. Çünkü toplumun bedeni tutsak olursa, aklıyla o tutsaklıktan kurtulabilir. Lakin aklı tutsak olmuşsa, o toplumun bedeni artık aklını tutsak eden kişi için çalışıyor demektir. Tavistock Enstitüsü Araştırmaları insan zihnini kontrol etme ve insanın sahip olduğu değerlerden vazgeçirme çabası içerisindedir. Peki bir insanın hiçbir inanca, değere, düşünceye sahip olmadan yaşaması bir anlam taşır mı? Veyahut sahip olduğu değer ve inançları gerçek manada yaşadığını zannetmesi bir anlam taşır mı? Elbettte taşımaz. Çünkü insan kendine ait, düşünce, değer ve inançla yaşadığı müddetçe insandır. Aksi taktirde şu veya bu şekilde hareket etmesini isteyen kitlelerin kuklası olmuş olur. Bu da insanın kendisine ve nesline yapacağı en büyük kötülüktür. Bu durumu idrak etmemiş her insan ve toplum başkaları tarafından yönetilmeye mahkumdur. Tam bağımsız bir insan veya toplum ne psikolojik ne ekonomik hiçbir şekilde baskı ve tehdit altında olmamalıdır. Ancak bu şekilde tam manada İnsan Haklarına ve Devletler Arası Kanunlara uyulmuş olur.
Şayet böyle bir tehditle karşı karşıya kalan toplum ancak ve ancak yüksek bir eğitim ve sağlam bir inançla refaha ulaşabilir

“Tavistock Enstitüsü Araştırmaları” konusu ele alınırken konunun önemi örneklerle pekiştirilmiş günlük hayatımızda sergilediğimiz davranışların dahi gözden geçirilmesi için telkinlerde bulunmuştur. İnsanın değeri, kıymeti ve önemi bir kez daha belirtilmek istenmiştir.

 

 

Kaynakça:
https://medium.com/@cengizguldali/tavistock-alg%C4%B1-y%C3%B6netim-%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC-5f9a8f022afa
https://www.youtube.com/watch?v=Drce-pi-7vQ
https://youtu.be/PQARPZbMsbA
https://www.wikipedia.org/

Etiketler
Psikoloji rockefeller rothschild oppenheimer yenidünyadüzeni Düşünce Beyin İllüminati

Yazar Hakkında

Mehmet ÇAKAR

Ben Mehmet ÇAKAR. Kendimle ilgili başka şeyler öğrendiğimde mutlaka sizlere de söyleyeceğim.

Yorumlar

  • 12 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap