Sürgündeki Sis
- Semiha Akyol
- 14 May 2016 - 16:22
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
“ Filozof, mistik şair, romancı ve ressam” olarak nitelendirmişlerdi Halil Cibran’ı biyografisine başlarken. Bir insanın kendinde bu kadar özelliği cemetmesi kolay olmamıştır diye düşünüyor insan. Birkaç kitabını okuyup tanımaya çalıştığım Halil Cibran’ı bir de benim gözümden görün isterim; bir yazarı tanırken yaptığımız en büyük hata kitabının başındaki biyografisini okuyup tanıdığımız hissine kapılmaktır. Halil Cibran’ı okurken fark ettim ki insanların yalnızca hayatlarını bilmek yetmez onları tanımak için; onların eserlerine bakmak elzemdir. Yazarların kitaplarına, muallimlerin talebelerine, anne-babaların evlatlarına..
Hıristiyan olmasına rağmen ruhban sınıfını acımasızca eleştirmiş olan Cibran din(i)darlar tarafından aforoz edilmiş, sürgünden sürgüne gönderilmiş, kitapları yasaklanmış hatta toplatılıp yakılmıştır. Yaşadığı onca sürgüne karşın “ Buradayım, yaşıyorum ve sürgün edilemem yaşam alanından çünkü canlıdır sözüm ölünce de yaşatacaktır beni. Şimdi ne söylüyorsam tek yürekten, yarın da söylenecektir binlerce yürekten” demiş ve karalılıkla yoluna devam etmiştir. 1931 yılında vefat eden Cibran’ın bu sözleri şu şekilde vuku bulmuştur; 60lı ve 70li yıllarda Batı Avrupa ve Amerika’da gençler arasında en çok okunup, tartışılan yazarlardan olmuştur.
En ünlü kitabı Ermiş hakkında “yazarlık kariyerimin ilk kitabı, benim esas kitabım, oğlum, meyvem” demiştir. Cibran bir oturuşta okunabilecek ve cepte taşınabilecek küçük kitaplar yazmak istediğini dile getirmiştir bir dostuna. Tam da maksadın hâsıl olduğu “Ermiş” sanıyorum ki bundan sonra başucu kitabım olmaya hak kazanmış bir eserdir. El- Mustafa ‘nın halka verdiği öğütlerden oluşan Ermiş, gerçekten de nefes almadan okunacak, siz onu bıraksanız da onun sizi bırakmayacağı bir eserdir. Hayata farklı pencerelerden bakan El-Mustafa acılarımızın bizi olgunlaştırdığının şu şekilde ifade eder “içinizdeki hekimiz hasta benliğinizi iyileştirmek için kullandığı keskin iksirdir acı” ; hayatımızda mühim yerleri olan dostlarımız içinse “dostunuz, ihtiyaçlarınız karşılanmış halidir” der ve bize fark etmediklerimizi fark ettirir.
Sözler kitabında bir bilgenin hayatını anlatmakla başlamış, bilgenin ölmesiyle talebesinin onu anlayıp insanlara aktarmasını anlatmıştır Cibran. Hakikatleri aktarırken ki sembolik anlatımlar ve teşbihler Hazreti Mevlana’nın Mesnevisi’ni anımsatıyor.
Kabuklar ve Özler ise deneme, hikâye, şiir gibi birçok türün mezcedildiği bir eserdir. Burada da daima müellifin güçlü olduğu mesajı vardır. Sözler kitabında söylediği gibi “ Acımak zayıflar içindir, oysa ben yine de güçlüyüm kederli olsam da”. Bu eserinde en dikkat çekici bölüm; İrem kavmi hikâyesidir. Hikayede Amine el- Aleviye karakterinin manevi gelişimi anlatılır.
Filozof ve mistik şair vasfıyla muttasıf Cibran’ın Kum ve Köpük adlı aforizmalar kitabı bu sıfatların gerçek hak edeni olduğunu ispatlar niteliktedir.
Farklı bakış açılarıyla dünyayı farklı gören Cibren Gezgin kitabında ibretlik hikâyeler anlatır biz okuyucularına.
Netice olarak çok yönlülüğü ile dikkat çeken Cibran, farklı bakış açısı kazanmak isteyenlere tavsiye edilebileceği gibi, duygusal yönü de yadsınamayacak kadar güçlü şairlerdendir. Velhasıl okuyup, okutalım Halil Cibran’ı.
Yorumlar