Şiir

Sevdaya Hasret

  • 1 dk okuma süresi
  • -
  • 3
Sevdaya Hasret

Bu susku iki yanı açık keski.

Dokunduğu yerin izi kalırken

Çizdiği yer derine giden yara

Kör ve sağır cümleler dilimin ucunu törpülüyor

Kamburu çıkmış şu dünyanın boynuna asılı saf altından ibaretsin.

Desem ki

Ben uykusuzluk nöbetlerinde geceye dokuyorum adını.

İsli bir kandil de olsam yakar mısın beni

 

Seni düşünürken zaman kaybediyor kendini

Öyle ki söylediğim tüm çaylar yarım kalıyor

Dibine varamıyorum bir bardak suyun bile

Kınına düşman kılıçları hasretin

Hasret işte iki yanı açık keski

Gök taşlarla bilenmiş

Göz yaşı ile sulanmış

 

Çılgın hamleler içinde içim

Mor dağların dik yokuşlarına saracak

Bulutları yağma edecek

Hasadı unutulmaz hiç bir bağın

Gel gör ki dalında kuruyor yemişler.

Bir dağ çiçeği isem şayet

Yolunun üstünde bil beni

 

Göç yollarım taştan dikenden

Anlasana! hasretinden

Kırılmış kanatlarım

Kopup gelmedim asırlar ötesinden

Etim bu kanım bu tırnağım bu

Her yanına çiçek yağmış bir bahara yürüyorum.

Veda eylemleri ile dolup taşıyor sevdalar

Vedası olmayacak bir sevdaya yürüyorum.

 

Elbet düşecek bir gün ömrümüzün son yaprağı 

Sen son nefesimde dahi gözlerimde 

Uzaklarda kırılan bir ışık gibi 

Konacaksın gözbebeklerime 

Sana hasret, yokuşlar ardı yokuşlar 

Bin bir kilitli prangalar erir bileklerimde

Ve soluğun avuç içlerimde 

Yeniden harlanan közdür 

 

Bir hasret türküsünde ağlayan gözler hatırına

Yetim ve öksüz çocuklar hatırına 

Kanadı kırılmış kuşlar hatırına 

Yolunun üstünde bil beni

 

Etiketler
şiir edebiyat Aşk Sevda hasret Sabır Şair Mısra Hüzün Gönül

Yazar Hakkında

Muhammed Balaban

45 yaşındayım. Zonguldak doğumluyum. Bir devlet kurumunda Sağlık çalışanıyım . Şiir, öykü ve deneme yazıyorum.

Yorumlar

  • 3 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap