Fikir Düşünce Kültür Sanat

Ruhum Aç

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Ruhum Aç

Hayal gücü mü insanoğluna yön verir yoksa realite mi? Gerçek, hep var olandır. Kuşkusuz gerçeklerle yaşarsın. Kanıksanılmış bir safsata sadece. Gerçekçi olmak zorundasın, yoksa hayat her zaman senden bir adım önde olacak sanarsın. Sen kendini nerede görmek istiyorsan osun esasında. Fakat hayatın gerçeğine uyum sağlayacağım derken benliğine, kendi doğana ayak uydurabiliyor musun? Hayat serüvenine devam ederken sadece gerçekçi olmak insan ruhunu tatmin etmese gerek. Sana ruh dinginliği gerek. Hayalperestlik gerek. Özgürlük gerek. En önemlisi sanat gerek.

Ruhumu nasıl doyuracağım telaşından öte karnımı, hayat kalitemi, nasıl doyuracağım döneminden geçiyoruz. Maneviyatı ölçülemeyecek bir başucu kitabının şimdilerde hasılatından dem vuruluyor. Veyahut “mesleğim yazarlık” demek, “yazarak para kazanıyorum” demek sanatseverlere ağır geliyor zannımca.

Sanatı üreten, insandır. Peki neden sanatın insanı anlattığını düşünemiyoruz? Sanatı ruh oluşturur ama neden sanatın maddi bir imge olmadığını öğrenemedik hâlâ? Sanat kimine göre güzel olan her şey, kimine göre güzeli arama kaygısı; bir başkasına göre dille anlatılamayacak naif duyguların çeşitli güzel çalışmalarla sanatseverlere ulaşması… Ve Marks’a göre sanat; “Yaşamı insanileştiren bir olgu.” Bense sanatı icra edilen bir unsur olarak göremedim hiç. Sanatın sadece zor zamanların ardından sanatçısına verdiği iç huzur ve diğerlerine yansıyan mükemmellikten ileri geldiğini düşünürüm hep. Yoksa derin anlamlar yüklü mısraların ardında monoton yaşam süren bir memur yoktur herhalde. Gayet etkileyici uzun metraj bir filmin sadece çok iyi eğitim almış ve emek vermiş bir yönetmene borçlu değilizdir. İnsanın olduğu yerde sanat elbette vardır ama sanat için gerekli olan derin manalar, yaşanmışlıkların arkasında gizli.

Nitekim sanat insani duygularla var olduğu için hep cezbedici yönleriyle ele alındı, sanatçı ile bir bütün oldu hep. Yaşanmışlıklar olmazsa sanat da olmazdı ya da büyük bir kitleyi uzun zamanlar etkisi altına almazdı.

Geçmişten de emsallerine ulaşabiliyoruz yine sanat vasıtasıyla. Frida da sanatını yaşanmışlıklarına borçlu bence. Hayat onu büyük acılarla sınamasaydı tablolarında ki hüznü, acıyı, saplantıyı ve aşkı can alıcı noktalarıyla görmemiz mümkün olur muydu?

Etiketler
Sanat sinema Frida yazarlık Marks

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap