Ramazan Kime Geliyor?
- Esra Çakan
- 2 Haz 2018 - 08:04
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Ramazan, oruç, saygı, saygısızlık… Konuşup duruyoruz. Haklıyız. Fakat temeli mi acaba ıskalıyoruz? Hangi temel mi? Şu temel:
Soru 1: İnsan kaç yaşında mükellef olur? 20 mi? 30 mu? 40-50… Ergenlik mi?
Soru 2: O halde neden 12, 13, 15 vs. yaşlarındaki sağlıklı bireylere “ayy kıyamam” muamelesi yapılıyor?
Hatta bunu dile getirmek bile çok ters çok, “o kadar da değil” bir şey gibi algılanabiliyor.
Soru 3: Ayrıca kıyamam ne demektir? Neye kıyılamıyor? Namaz, oruç gibi ibadetler farz kılındıkları kimselere zulüm mü ediyor?
Soru 4: Bu buluğa ermiş ve yetişme yoluna artık resmen girmiş canlar ne zaman eğiliyor sizce? Onlara ne zaman; “Ya tamam tamam, sen sonra yapsan da olur yavruuum daha yaşın ne, canın ne?” muamelesi yapılmaması gerektiği konusunda bir ortak karara varacağız?
Şuraya gelmeye çalışıyorum:
Bir trafik kuralı vardır; trafikte kararsızlık felakete götürür. Karşıya geçeceksen yürürsün, bekleyeceksen kalırsın. “Ya gitsem mi, ama belki de kalmalıyım” derken kazaya kurban gidersin de farkına varmazsın. Aynen bu durumdayız. Çocuklarımız inançlı, saygılı yetişkinler olsunlar istiyoruz. Ama bu çocukken mi olmalı, yoksa direkt yetişkinliğe üç beş kala zembille mi içlerine inmeli emin olamıyoruz. Çocuktur oruca dayanamaz diye önce çocuğa orucun ileriki yaşlarda tahammül edilmesi gereken bir zorluk olduğu algısını aşılıyor ve aslında çoğunun içinde var olan o ilk hevesi kırıp nefislerinin kucağına itiyoruz. Sonra da artık ibadet ile vazifeli yaşta olan çocuklara; cadde, sokakta Ramazan ayında diğer aylarda olduğu gibi davranmamak gerektiğini, bunun bir adabı olduğunu, öyle ulu orta yeme içmenin çok zaruri değilse uygun bir şey olmadığını aşılayacak yerde aksine onları teşvik ediyor ve bu sefer de onlara bambaşka bir şımarıklık bambaşka bir bananecilik şırınga etmiş oluyoruz.
Haliyle de artık sokaklar, caddeler, mahalleler Ramazan geldi bu memlekete diye göz kırpmıyor. Ruhu bile duymuyor şehrin. Sanki bir grup insan kendi kendine bir şeyler yapıyor da şehrin çok da umurunda değil, sonra “Nerede eski Ramazanlar”, “Aman efendim dejenere mi olduk biz? Saygı da vardı, o da kalmadı” demeyi de hiç ihmal etmiyoruz.
Ama “Sen ye çocuğum ya gelişme çağındasın sen, lazım sana, yarasın yavrum beniiiim.”
O gelişme çağı sadece yenilip içilmesi gereken bir çağ çünkü.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar