Osmanlı da Kardeş Katli (Kanunname ve Kanunname Sonrası)
- Esra İlbay Oral
- 20 Kas 2016 - 13:04
- 8 dk okuma süresi
- -
- 0
Kanunnamede Kardeş Katli
Fatih Kanunnamesinde Kardeş Katlinin Bulunma SebebiFatih Sultan Mehmed teşkilatçı idi.Devlet idaresi tam bir nizam ve intizam içerisinde yürütür lüzum ve ihtiyaç gördüğünde İslam esasına uygun kanunlar ve fermanlar yayınlardı.Tazimat dönemine kadar Fatih Kanunnamesi yürürlükte kalmıştır.Kanunnamesinin başından ‘bu kanunname atam ve dedem kanunudur ve benim hadi kanunumdur’ demiş her şeyi bir tarih ve ileri görüşlülük bilinci ile ortaya sermiştir.Özellikle dedesi Sultan Çelebi Mehmed Han dönemi öncesinde yaşanan Fetret devri kanunnamede ‘kardeş katli’ meselesinin bulunmasını büyük ölçüde etkilemiştir ve sonuç olarak kanunlaştırmıştır.
Kanunname
Kanunname Kardeş Katli maddesi; ‘Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katl itmek münasibdir.Ekser uleme dahi techiz etmiştir.Anınla amil olalar’ şeklindedir.
‘Her kimesyene evlatlarımdan saltanat müyesser ola.’ Açıklaması Fatih Sultan Mehmed Han, vesayet sisteminin geçerliliğini göstermiştir. Bu madde Osmanlı hanedanının erkek mensupları içinde, kim daha güçlü, kimin talihi yaver giderse onun padişah olacağına işaret eder. Padişahın vasıfları olarak da kabul edilebilir. Eski bir Türk geleneği olan Ülüş geleneğine, yani erkek hanedan üyelerinin taht üzerinde eşit hakka sahip olmasına değinilmiş.Ülüş’e göre hanedan üyeleri kendini taht ehli olarak görecekti elbette ki bundan tabii bir şey olamaz.Bu Osmanlı’da bir siyasi inkılabı temsil eder.Fatih Sultan Mehmed Han,İ slam hukukundaki bölünmez hakimiyet prensibini Osmanlı siyaset hayatına da iyice yerleştirmiş. Padişah önceden şart edilse ise daha parlak olan şehzadelerin önü kapanacaktı. Bu ise liyakat olarak önce gelenin başa geçmesi usulüne ters düşer. Bu sebepten ki yeni bir usul koyma yoluna girmemiş.Osmanlı Devleti’nin her şehzadesi merkeze eşit uzaklıklardaki sancaklara bey olarak gönderilir bir yandan eğitimleri devam ederken bir nevi staj görürlerdi. Padişah vefat ettiğinde merkeze ilk ulaşan kim ise o padişah olurdu. Sistemin böyle olması ve Allah’ın kime nasip edeceğinin belli olmamasından dolayı ‘kime müyesser ola’ ifadesi kullanılmıştır.
‘Karındaşların nizam-ı alem içün katl itmek münasibdir.’ Açıklaması Burada geçen ‘nizam-ı alem’ kelimesi çoğunluğun menfaati anlamına gelmektedir. Osmanlı içinde baktığımız zaman bir çok millet yaşar. Sürekli büyümesinin etkisi ile de birçok ülkeye komşudur. Prestijli topraklara sahiptir ve düşman sayısı oldukça fazladır. Hem içinde hem de dışında bulunan birçok düşman için önlem alamayacağından bazı sorunlar için hukuku tedbir almıştır. Sultan Mehmed Han’ın bu kanunnamedeki en önemli cümlesi de bünyesi içerisinde bulunan her türlü çoğunluğun canı ve devletin devamlılığı için aynı candan olsa da kardeşin infazını münasip kılmasıdır. Farz ve ya vaciptir dememiştir. Bu durum da gerekli duyulduğunda münasip görüldüğüne değinmiştir. Çünkü hanedan bir şehzadesinden geçmese birçok insan kanı akacaktır ki buna razı olunmamıştır.Avusturya elçisi Busbecq,’İslamiyet’in Osmanlı hanedanı sayesinde ayaktadır. Hanedan yıkılırsa dinde yıkılır.
‘Din ve devlet selameti evladan daha mühim görülmektedir.’ Derken Osmanlı hanedanının yıkılmaz bir güçle halkı ve devleti için evladından dahi vazgeçtiğini bir kere daha yankılatmıştır.
Ekser uleme dahi techiz etmiştir.Anınla amil olalar’ AçıklamasıOsmanlılar hükümetin her icraatinde ülemadan mevcut hukuka uygun olup olmadığı konusunda fetva alırdı.Zorunluluğu olmamakla beraber mevcut hukukun meşruluğunu ölçmek bakımından kuruluştan yıkılışa kadar dikkat edilen en önemli husustur. Bir iş hakkında fetva sorulmamış olsa bile devrin uleması buna asla sessiz kalmazdı. İbni Kemal zamanında III.Mehmed’in kardeşlerini nizam-ı alem için öldürmesini bir alim sıfatı ile tasvib etmiştir.Kanunnamedeki en çarpıçı nokta buradadır aslında. Bazı tarihçilere göre techiz şüphelidir. Kanunnamenin yazıcısı Karami Mehmed Paşa,ilmiye sınıfında yetişen, müderrislik yapmış ve vezir-i azamlığa kadar yükselmiş kıymetli bir ilim adamıdır. Ayrıca Fatih dönemi ve sonrasındaki ulemalardan padişaha hocalık etmiş Akşemsettin, Molla Gürani, Kemalpaşazade,Zembilli Ali Efendi ve Ebussuud Efendi gibi büyük alimler ve hukukçular İslam’a aykırı uygulamalara en küçük fırsat dahi vermiyorlardı. Velev ki böyle bir durum da sessiz kalmaları techiz ettiklerinin açık bir ifadesidir.
Padişah Bu Hükmü Neden Verebilir?
İslam hukukuna göre, devlet başkanı bir takım suçlar sonucunda yargılayabilme ve cezalar koyabilme hakkına sahiptir. Buna ta’zir denilir. Padişahın bir kimseyi bu çerçevede cezalandırabilir ve bu İslam huhukuna aykırı değildir. Devlet başkanının,devlet birliği ve milletin selameti için zararlı gördüğü kimseyi öldürtmesi de ta’zir cezalarındandır. Nitekim İslam hukukuna göre devlet adamı, padişah yargı gücünü elinde tutar. Bir nevi başhakimdir. Kadılar vekâleten dava dinler ve onun adına hüküm verir.
Kardeş Katlinin Çeşitleri
Şehzade idamlarının birinci çeşidi, hanedan mensuplarının hükümdarlık iddası ile ortaya çıkması ve isyan etmesi halinde yapılan infaz. Bu İslam hukukuna göre de suçtur. Buna bir diğer ismi ile ‘bağy’ denir. Haksız yere meşru hükümete isyan edenlerin suçu bu dönemde her yerde aynıdır.Şehzade idamlarının ikinci çeşidi, mevcut bir isyan yoktu. Fitne çıkarılması halinde bunun önüne geçmek maksadı ile hanedan mensuplarının öldürüldüğü görülmüştür. Osmanlı hukukçularının bir çoğu bunu ‘say bi’l-fesat’ suçu çerçevesinde değerlendirmiş ve ta’zir suçları içine almıştır. Bu henüz suçu işlememiş ama işlemesi muhtemel olan kimselere uygulanmış cezadır.Şehzadenin cezalandırılması için ayaklanmasını beklemek, düşmanı ve silahlı binlerce kişiyi arkasına almasını beklemek ve asayiş tehdit eden bir kimse ile karşı karşıya kalmak demektir. İş böyle bir vaziyete gelince cezalandırılsa bekli de o vakte kadar çoktan insanlar ölmüş olacaktır. Bir kişinin canı için milyonlarca kişinin canını tehlikeye atmak Osmanlı için güç gelmiş bu sebepten şehzadeler infaz edilmiştir.Kur’an-ı Kerim’de, Fitnenin ölümden daha şiddetli olduğu mealinde iki ayet de bu doğrultuyu desteklemiş. Bölücülük, ayrımcılık, karışıklık, kargaşa çıkartmak isteyen kimseler, Müslümanları zarara uğratması düşünülerek yine infaz edilmiştir.
Kanunnameden Sonraki Kardeş Katli
I. Bayezit Han
Babası Fatih’in 1481 de vefatı sonucu tahta geçen II.Bayezid Han, küçük kardeşi Cem Sultan’a karşı bir saltanat mücadelesi söz konusu olmuştur. Babasının ölümünün ardından Bursa’da hükümdarlığını ilan eden Cem Sultan ağabeyi Bayezit’e elçilik heyeti göndermiş ve ülkeyi beraber yönetmeyi teklif etmiştir. Böyle bir durumun mümkün olmadığını söyleyen Bayezit tarihi bir de söz söyler ‘Bu kişver-i Rum bir ser-i puşide-i arus-ı pür namustur ki iki damad hutbesine tab götürmez’(Osmanlı Devleri öyle başı örtülü namuslu bir gelindir ki iki damadın talebine tahammül edemez).Cem babasının kanunnamesine uymayarak eski ülüş sistemi gereğini yapıştı belki ama bu devlete pahalı sonuçlar verdirmişti. Kardeşinin göz açtırmayacağını anlayan Cem Sultan Rodos’a kaçarak Osmanlı Devleti’ni uzun yıllar sürecek birçok meseleye gebe etmiştir. Uzun yıllar gurbet ve pişmanlık içinde yanan Cem Sultan tekrar ülkesine dönemeden de vefat etti. Bayezit Han ise o sürgünde iken ailesine ki erkek şehzadeyi öldürterek, eşi ve kızlarını himayesine aldı.
Yavuz Sultan Selim Han
Babası II.Bayezit’in yıllarca Cem Sultan ve memleket meselelerinden dolayı hasta ve yaşlanmış olması sancağı merkeze uzakta kalan Yavuz Sultan Selim Han’ı endişelendirmişti. Nitekim, babasının yanındaki devlet üyelerinin devlet meseleleri ve babasının kararlarını etkilediği de açıkça ortada idi.En son babasının ağabeyi Şehzade Ahmed’i veliaht olarak göstermesi gibi bir duyumu sonucunda bir fitne ve karışıklık olduğunu anlayan Yavuz Sultan Selim Han, II.Bayezit daha hayatta iken merkeze giderek padişahlığı devralır. Kardeşlerinden Şehinşah hayatta değildir. Saltanata en yakın isim Şehzade Ahmed ise ortalıkta görünmez. Şehzade Korkut’a sancak vererek Manisa Valiliğini verir. Ancak Selim Han kardeşinin etrafındakilere gönderdiği mektuplardan mal vaadi ve taht hırsı olduğunu görünce infaz etmiştir.Şehzade Ahmed ise Anadolu’da destekçi toplamak ile meşkul olsada onun da akımeti Şehzade Korkut’dan farklı olmamıştır. Bu şehzadelerin evlatlarıda yine olası isyanlara karşı infaz edilmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman Han
Yavuz Sultan Selim Han’dan sonra tahtın tek sahibi olan Sultan Süleyman Han, belki kardeşleri ile taht mücadelesi içerisine girmemiştir ama devlet yaşasın diye evlatlarından vazgeçmiştir.Şehzade Mustafa’nın 1553 yılında olası bir isyana teşebbüsü sonucu infaz emrini veren Kanuni, ‘tövbe kıl Ey Oğul!’ dediği Şehzade Bayezit’ı da fitneye demeç vermemek için öldürtmüştür.
Selim (Sarı Selim)
Kanuni’nin tek hayatta kalan oğlu Şehzade Selim’e, hem metanette hem de sabrı ile saltanat müyesser olmuştur.2.3.5. III. Murad Han ve III. Mehmed HanII.Selim Han’dan sonra sancağa tek şehzade gönderildi. Devletin sınırlarının gelişmiş olması ve şehzadelerin yaşları henüz küçüktü.III.Murad Han ve III.Mehmed Han veliaht şehzade olarak sancağa çıkmışlar diğer şehzadeler ise sarayda tutulmuş. Sırası ile tahta çıktıklarında ise kanunnameye uyarak kardeşlerini boğdurtmuşlardır. Bizim küçük şehzadeler bile katledildi dediğimiz dönem bu iki şehzade dönemidir.
Kardeş Katli Genel Bakış
Osmanlı Devleti atadan aldığı ülüş usul ile yoluna devam etmiştir. Ancak bu yol onları devleti yıkılma derecesi ve oluk oluk Türk ve Müslüman kanının aktığı günlere sürüklemiştir. Netice itibari ile geçmişinden ders çıkartan ecdat umumun menfaati için kendi kandaşlarından vazgeçmiştir.!50 yıl şehzade katli uygulanmıştır. Ancak bir süre sonra şehzade idamları bile netice vermeyecek bu sistemin faydalı olmadığı anlaşılacak ve yeni bir başlangıç noktasına gidilecektir. Bu yeni sistemin adı ‘Ekber ve Erşed’ diğer bir adı ile ‘kafes sistemi’dir.
Şehzade İdamlarının Acısı
Osmanlı Padişahları şehzadelerinden acı bir şekilde vazgeçtiklerin de dahi metanetlerini ancak şiirlerinde bozmuşlardır. Evlattan ve kardeşten onlar için dünyaya tama etmemek anlamına gelmekteydi. İslam’ın ve devlet idaresinin devamlığı düşüncesi, devleti yaşat ki insan yaşasın ideolojisi, İslami emirlere bağlılıkları ve adaletle hükmetmeleri yanı sıra onların en mühim yönleri ilmi ve edebi cihetleridir.Yavuz Sultan Selim Han, kardeşleri Korkut ve Ahmed’in infazını yaşadıktan sonra, ruhları için sadakalar dağıttı. Dünyaya ehemmiyet vermeyişini bu satırlardan anlayabiliriz.Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş, Bir veliye bende olmak cümleden evla imiş.
Kanuni Sultan Süleyman Oğlu Şehzade Bayezid’a yazdığı şiir de çaresizliğini ve evladına Hak yol tavsiyeni göz önüne çıkartır.
Ey demadem mazhar-ı tuğyan u isyanım oğulTakmayan boynuna hergiz tavk-ı fermanım oğulBen kıyarmıydım sana ey Bayezid Han’ım oğulBi-günahım dime bari tevbe kıl canım oğul( Ey zaman zaman isyan eden ve taşkınlık yapan oğul.Hiç bir zaman emrimin halkasını boynuna takmayan oğul.Ben senin canına kıyarmıydım ey Bayezid Han’ım oğul.Bari günahsızım deme, tövbe kıl canım oğul.
Rahm ü şefkat zıb-i iman olduğun bilmez misin?Ya dem-i ma’sumu dökmekten hazer kılmaz mısın? Abd-i azad ile Hak dergahına varmaz mısın? Bi-günahım dime bari tövbe kıl canım oğul( Acımak ve merhamet etmenin imanın süsü olduğunu bilmez misin?Masumların kanını dökmekten hiç korkmaz mısın?Af edilmiş bir kul olarak hak dergahına varmak istemez misin? Bari günahsızım deme tövbe et canım oğul.
Tutalım iki elin baştan başa kanda olaÇünkü istiğfar edersen biz de avf itsek n’olaBayezid’im bağışlarım gelsen yolaBi-günahım dime bari tövbe kıl canım oğul( İki elinle baştan başa kana girdiğini kabul edelim,Eğer sen tövbe edersen biz de seni affedebiliriz,Bayezid’im sen doğru yola gelsen ben suçunu bağışlarım,Fakat günahsızım deme tövbe et canım oğul.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra İlbay Oral
Ramazanın ilk günü dünyaya gelmiş babasının son kızı.. Nefes aldığı sürece talebedir. Öğrenmek talebidir. Gelecekteki günlerini, yaşamadığı yıllarını, tatmadığı yiyecekleri beklerken de çok meraklıdır. O yüzden hayatı tek düze yaşamaz. Her şeyden bir parça barındırır.
Yorumlar