Olgunluk Serüveni
- Zeynep Yağmur İnanç
- 19 Nis 2020 - 13:17
- 2 dk okuma süresi
- -
- 0
Boyum ortanın biraz altında, bedenim sağlam yapıya sahiptir. Yüzüm biraz dolgundur; tabiatım, neşe ile hüzün arasında ve oldukça sıcakkanlıdır. Sağlığım düzgündür: Hastalığa yakalandığım nadirdir. İşte ben böyleyim; kendimi yirmili yaşların sonuna geldiğim, olgunluğun yolunu tuttuğum şu andaki halimle anlatıyorum.
Yılların geçtikçe kendimi daha iyi anlayıp ifade ettiğim ve olgunluk çağına varmış güçlerin desteği ile birçok şeyi de daha iyi kavramaya başlıyorum. Kendimin gün geçtikçe değişen düşünceleri, arkasında düne göre kapı gibi durduğum fikirleri, gelişmeye, ilerlemeye, keşfedilmeye muhtaç olduğu birçok şey vardı ve bunları öğrenmem gerektiğini düşünüyordum
Plinius’un dediği gibi, “herkes kendisi için bir derstir elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil kendime ders veriyorum. Ama bunları başkalarına da anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum: Bana yararı olan bu işin belki başkasına da yararı olabilir.”
Kendini beğenmek insanın özünde, yaratılışında olan bir hastalıktır. Kendimizi geliştirme yerine başkasını aşağı çekme çabasındayız. Filanca hayatını işsiz güçsüz geçirdi, deriz. Bunu söylerken kendi yaptıklarımızı düşünüp tartıp sonra konuşmak gerekir. Ama herkesin de bahanesi hazırdır; bana büyük işler çevirme olanağını verselerdi, neler yapmaya gücüm olduğunu gösterirdim, deriz. Önce siz kendi hayatınızı düşünmeyi, çevirmeyi bildiniz mi? İşlerin en büyüğünü görmek için büyük fırsatlara ihtiyaç yoktur hangi konumda, mevkide olursa olsun, perde arkasında da perde önünde de insan kendini göstermesini bilir.
İnsanı tanıdıkça değerli ama bir o kadar da aciz varlıklar olduğumuzu anlıyorum. Tarih boyunca insanoğlu birçok zorluğun üstesinden gelmiş, kendini korumayı başarabilmiştir. Ama doğal afetler, hastalıklar, virüsler karşısında büyük yenilgilere maruz kalmış ve hala da yenilgiye uğramaya devam ediyor.
İnsan doğasının yetersizliğini kabul etmesi ve kendiliğinden iyi ve güzel olan şeyleri bozmaktan vazgeçmesi lazım. Ancak o zaman “kendini beğenme” adlı hastalıktan kurtulabilir ve mutlu olabiliriz. Kendisinin, gücünün sınırlarını bilmesi gerekir. “Talih ne kadar güler yüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendilerini”. Çünkü insan hayatı kararsızdır, değişkendir, ufacık bir eylem yüzünden bir durumdan bambaşka duruma geçebiliriz.
Hayatımızda aldığımız kararlar, yaptığımız planlar vardır. Ama hayatın da bizim üstümüzde bir planı olduğunu unutmamalı. Her eşya, her canlı bir amaç için yaratıldı. Elbette insanın da bir yaratılış amacı vardır. Hiçbir insan boşu boşuna yaratılmamıştır.
“İnsan başıboş bırakılacağı mı sanır? -Kıyamet suresi / 36
Allah (cc) kendimizi keşfetmemizi ve yaratılış amacımıza uygun bir hayat sürmemizi nasip etsin.
Etiketler
Yazar Hakkında
Zeynep Yağmur İnanç
İü Sosyoloji mezunu, Editör
Yorumlar