Öl Söz Verme Öl Sözünden Dönme!
- Kadir Şahin
- 14 Tem 2024 - 00:11
- 2 dk okuma süresi
- -
- 2
Ortada hiçbir şey yokken, normalde sevinilecek şeyleri üzüntülü bir hale sokan şey nedir biliyor musunuz? Ben cevaplayayım size. Beklentidir.
Size bunu bir örnekle açıklayayım. Düşünün ki bir lise öğrencisi var. Babası ona, “Eğer takdir alırsan sana en son çıkan telefondan alacağım diyor. Çocuk o motivasyonla tüm sene karne gününü bekliyor. İşler de istediği gibi gidiyor ve çocuk takdir belgesi alıyor. Babası içinse işler yolunda gitmiyor. Adam bir sebepten en son çıkan telefonu değil de bir önceki versiyonu alabiliyor. Çocuk hediyesini açtığında yüzünde bir hüzün oluyor. Çünkü hediye söz verildiği gibi değil. Bir hayal kırıklığı gerçekleşiyor. Peki, bu çocuğun babası, o sözü verdiği gün hiçbir şey demeseydi, karne hediyesi adına bir şey konuşulmasaydı ve baba karne günü bir önceki versiyon olan telefonla çıkıp gelseydi, yavrusuna sürpriz yapsaydı, o çocuk buna nasıl sevinirdi. İşte beklenti öyle bir şey ki sevinilecek şeyi üzülecek hale sokuyor.
Bu örneği çoğaltabiliriz. Eşine seni Paris’e götüreceğim dese adam ve sonra o iş olmasa, Viyana’ya gitseler, o ablamız bir hayal kırıklığı yaşayabilir. Adam hiçbir şey demeden eşini Viyana’ya götürseydi o adamdan iyisi yoktu. İşte ben bunu söylüyorum: Birini mahvetmek mi istiyorsun, onu beklentiye sok. Meşhur bir hikâye var. Sağda solda duymuşsunuzdur. Bir de benden dinleyin.
Kral, dondurucu soğukta nöbet tutan muhafıza sorar:
“Üşümüyor musun?”
Muhafız:
“Ben alışığım Kralım”
“Olsun sana sıcak elbise göndereceğim”
Ancak, emir vermeyi unutur
Ertesi gün donmuş muhafızın yanında bir not:
“Kralım soğuğa alışkındım; fakat senin elbise vaadin beni öldürdü”
Bu iş böyledir. Büyüklerimizin dediği gibi “Öl söz verme. Öl sözünden dönme.” En iyisi söz vermemek. Hadi bir söz verdin, o sözde durmak için elinden gelen her şeyi yapacaksın. Günümüzde maalesef özellikle evlilik adayları birbirlerine akıl almaz sözler veriyor. Sonrasında da tutulmayan sözler, evliliğin altına döşenen dinamitler oluyor. Kavga sebebi olmayacak saçma sapan şeyler büyüyor da büyüyor.
Şimdi buraya kadar söz verenlere söyledik lafımızı. Geri kalan kısımda da sözlere muhatap olanlara söyleyelim. Lütfen size söz verenlere uyarıda bulunun. İstemiyorum deyin. Çünkü verilen sözler sizin mutluluğunuza takılmış bir pranga. Serbest ve özgür olan mutluluğunuzu tutsak hale getirtmeyin. Neler duyuyoruz neler. Babasından araba sözü almış da çocuk, babası sözünden vazgeçmiş. Şimdi babasıyla konuşmuyor. Babayla irtibatı kesmek Müslümana yakışmaz. Çocuğun yaptığı doğru değil. Gel gelelim babanın yaptığı da Müslümana yakışmaz. Böyle bir sürü olay var. Velhasıl siz, siz olun dilinizi tutun. Tasavvuf büyüklerinin bir tanımı var. “Samta necah” diyorlar. Yani dilini tutan kurtuldu.
Ezcümle, beşeriz şaşarız. Aynı hataları defalarca yapmak ise şaşmaktan öteye geçen bir durum. Aşağıların aşağısı gibi bir şey. Ahsen-i takvim olabilmek duasıyla… Vesselam
Etiketler
Yazar Hakkında
Kadir Şahin
fani adamın biri
Yorumlar