Fikir Düşünce

Neydi İffet?

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Neydi İffet?

Kütüphanenin masasında unutulmuş bir sözlük geçmişti elime. Nasıl oldu bilmem, gelişigüzel bir sayfayı açtı parmaklarım.

“İ” harfineymiş kısmet… Gayriihtiyari, en baştaki kelimeye dokundu gözlerim…

İşte o an üzülmemek elde değildi. Koca bir cinayet ve bir kelimeye yapılabilecek en büyük haksızlıktı bu…

 

Sahi, neydi “İffet” ?

 

Namus mu? Lügatlarda, böyle yüce bir emrin karşısında yalnızca beş harfli bir kelimenin olması ne acı…

Belki de, sözlükte en geniş yeri hak eden; en derin kelimedir “iffet”… Kim bilir!

Bir sırdır belki, evrenin derinliklerinde. Bir bilinmeyendir ruhun cebirinde…

İffet: sadâkat, iffet: teslimiyet, İffet: aşk…!

Yanıklar, âşıklar, sevdalılar, Mevlana’lar bilir: iffetin aşk olduğunu.

Rabb’inin çölünde Leyla’sını ararken Mevla’sını bulan Mecnun bilir: sadakattir iffet.

Şirin için dağı delen Ferhat bilir: sevdadır…

Rümeysa’nın aşkı için koşarken asıl aşka düşen Talha bilir…

Allah’ın, uğruna kâinatı yarattığı Peygamber bilir: Namustur, aşktır iffet…

Bazen bu dünyada yanmaktır; topraktan sonra yanmamak için. Bazen de, teslimiyettir; yakana kul olmak için.

İffet aşktır. Yanmanın en güzel tonu ve ateşin en şefkatli sıcağıdır. Mevla için yanıp, yine O’nun için ağlamaktır…

Bazen bir sadâkat öyküsü, bazen de bütün riskleri göze almış umutsuz ama inançlı bir bekleyiş…

Yusuf’tur iffet… Bazen de bekleyen Züleyha’dır…

Ama çoğu zaman imandır iffet. Rabb’in, “dokunma!” dediğine yaklaşmamaktır…

Bin parçaya ayrılsa, yine de bakmamaktır…

Sözlüklerde: aşk için biçilmiş olan “iffet” kelâmının karşılığı silinmiş ve yerine “zina” manası getirilmiş; sözde mecnunlarca…

Bugünse kalplerindeki sözlüklerde, “aşk” kelamının önünde “yalan” yazıyor Leyla’ların.

Bizim Kays’lar zinayı aşk bilir, aşk görürler; kimileri de aşkı zinaya kulp edenlere bakar, aşka inançlarını yitirirler…

İnanın aşka….  Zinâya değil, aşka inanın sadece…

Sözlükler yalan söyler, siz Hakk’ın lügatına bakın.

Mecnun’un hiçliğine, Peygamber’in kulluğuna, Celalleddin’in teslimiyetine, Şems’in sevdasına inanın…

Züleyha’nın inancına, bekleyişine inanın.

Elbet bir yerlerde, bir Leyla ya da Mecnun vardır… Hâlâ aşkın asıl adının iffet olduğunu bilen bir Yusuf mutlaka vardır….

Belki bir gün, biz de Leyla’nın Mecnun’u oluruz… Ya da Züleyha iken, iffet ile tanışınca, Yusuf’un Züleyha’sı oluruz belki… Kim bilir, belki vardır kaderimizde bir Mecnun’un ya da yolumuzu bekleyen sadık bir Leyla’nın ismi…

Bizim Züleyha’dan tek farkımız, belki de aşkı Allah’ta da bulamayışımız…

Mecnun’dan farkımız: Leyla’ya olan aşkımızı, Mevla’da sonlandırmayışımızdır…

Belki de tek bir açıdan bakıyoruzdur aşka… Sadece insanda bulabilirmişiz gibi bu duyguyu… Aşkın bir diğer adı da: Allah’tır aslında… İşte biz bunu unuttuk.

Çünkü nankörüz… Hakikate sırtımızı dönüp, asıl sevdayı, aşkın can verdiği fânilerde arayacak kadar nankör ve körüz…

Ne yazık ki, kalplerimizdeki sözlüğe, aşk için: “ya Hakk” yazmadıkça, o aradığımız sevdayı hak etmeyeceğiz…

Gözlerimiz gibi, kalbimiz de kör kalmaya mahkum olacak… Ve aşktan mahrum kalmaya, teslimiyetin getirdiği; huzur ve maneviyattan bihaber yaşamaya mahkum olacağız!

Etiketler
Ahlak İslam edebiyat Aşk Düşünce Allah fikir Ferhat İffet Lugat

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap