Mütebessim An(ı)lar
- Selcan GÖÇMEN
- 23 Ağu 2020 - 13:46
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
1) Apartman Topuklar
Yıllar önce mühim bir sınava hazırlık evresinde, çilekeş(!) zamanlarımdı. Kıymetli Adnan Karaismailoğlu hocadan Osmanlıca dersleri alıyordum.
Yağmurlu bir günde bir kurs çıkışı, elimde şemsiyem, başımda Osmanlıca ile ilgili tatlı hülyalar, bir oraya bir buraya kuş gibi sekerken, kendimi bir anda GMK Bulvarının ortasında, kaldırımda Tahiyyat’a oturur vaziyette buldum. Şaşkındım. Bir an ne olduğunu anlamaya çalıştım. Sonra o gün ‘apartman topuk’ dedikleri ayakkabılarımı giydiğimi – içim acıyarak- hatırladım.
Meğer ben, aklım bir karış havada yürürken, topuklarım kaldırıma takılmış..Tam oradan kalkıp hızla uzaklaşmak isterken, bir beyefendinin bana doğru yaklaşarak, gayet yardımsever bir şekilde 'Hasar var mı? ' diye sorması, kendime 'Tahiyyat pozisyonunda acaba neye benziyorum?' sorgulamasını yaptırdı.
Hayatımda ilk defa böyle bir soru ile karşılaşmıştım ne diyeceğimi bilemedim. O an düşmenin vermiş olduğu yoğun mahcubiyetle doğruldum. Sanki herkes parmağıyla beni işaret ediyormuş hissini de düştüğüm kaldırıma bırakarak oradan hızla uzaklaştım.
Neyse basit bir düşmeyle günü kapatamazdım tabii ki. Hemen hızlıca durağa doğru koştum. Son anda otobüse yetiştim ve otobüse binmek üzereyken telaştan ters tuttuğum ve tam kapanmamış şemsiyem bir anda suratımda patladı.
Üzerinde kalan yağmur suları ile yüzümü bir güzel yıkadı. O an otobüs şoförü ile göz göze geldik. Allahtan adam şemsiyemden daha anlayışlıydı da gülmek için kafasını diğer tarafa çevirdi. O gün, gün boyunca, 'büyük günahlardan hangisini işledim acaba?' diyerek kendimi çapraz sorguya almıştım.
2) Pandemik Rüyalar
*Rüyamda elinde fötr bir şapka ve yanında iki arkadaşıyla İlber hoca: 'Hadi biz İstanbul' u turlayacağız geliyor musun; Önce Sultanbeyli'den başlayacağız.' diyordu.
(Başlangıç noktasında bir tuhaflık olduğunu sezmiştim zaten)
*Rüyalarımdan birinde, üst komşumuz Trump, kapı önünde hem siyasi hem de siyahi bir adamla konuşuyordu. Ben de yoğurt almak için markete giderken onları fark ediyordum. O kadar merak ediyordum ki ne konuştuklarını, onları duyabilmek için bir aşağı bir yukarı hayli dolanıyordum apartmanın içinde. Rüyamda dikkatimi çeken detay ise;Trump'ın karşısındaki kişinin ve korumalarının da simsiyah takımlar giymiş olmasıydı. Yoksa bir apartmanın ara katlarından birinde önemli devlet meselesini fısır fısır konuşmanın ne garipliği olabilirdi ki?! Rüyanın hikmetini düşünürken, o aralar Amerika’da başlayan ırkçılık karşıtı gösterilerin bilinçaltıma işlediğini, esasında hikmetten çok gündem kaynaklı olduğunu anladım.
*Pandemiden hemen önce bir rüyamda da; sınıfta beni fark etmeyen İsmet Özel'e trip atarak sınıfı terk etmiştim. Ancak Üstadın öğretmen masasında, elinde bir şiir kitabı ile kendinden emin, asil ve vakur bir eda ile oturuşu hala belleğimdedir.
(Şayet bu pandemi süreci biraz daha uzarsa, rüyalarımdaki potansiyeli de düşünecek olursam, Hezarfen Ahmet Çelebi'yle Galata kulesinden bir kuş gibi süzülmem yakındır.)
3) Beklenmedik Cevap
Bir dost ziyaretinde arkadaşımın da gelmesini beklerken;
-Arkadaşlar, neredeyse İstanbul'un dışından geliyorum yahu böyle erken saatlerde buluşmasak mı?!
-E Marmaray kısaltmadı mı işte ne güzel daha kolay gelebilirsin artık..
-Ama ben merkeze biraz uzak oturuyorum. Marmaray da olsa buraya yetişebilmek için çok erken uyandım.
O anda, orada olan ve aramıza yeni katılan bir arkadaş:
-Marmaray nasıl bir şey? dedi.
- İstanbul'un bir ucundan bir ucuna kısa sürede götürüyor; yani şimdi diyelim Pendik'ten Halkalı'ya ya da Gebze' ye hatta Darıca'ya kadar gidilebilir.
-Şehirlerarası yolculuk mu yapılıyor yani?
(İçimden ‘Arkadaş sen de Paris’te mi yaşıyorsun? Bu kadar da beyaz Türk olunmaz ki’ diye söylenirken)
- Hayır öyle değil; bak şimdi...diyordum ki kıymetli dostum geldi ve:
-Hoş geldin Selcancığım. Siz tanıştınız mı? Bu arkadaş '......' (Adını anlık şok yaşarken unuttum) 'Paris'ten geldi, orda yüksek lisans yapıyor' dedi.
O anda ben ve içimden geçen hislerin tarifini kelimelerle izah etmem mümkün değil. Dünyada onca ülke varken; sen gel, gönderme maksatlı kurduğumuz cümledeki o şehirde yaşa...
Şunu söyleyebilirim ki, hayatın bize oranla acımasız bir şaka anlayışı var.
Etiketler
Yazar Hakkında
Selcan GÖÇMEN
Okur-Yazar. Yaşamdan kareler yakalar. Temel ilkesi : ye,iç,gez,şükret,infak et,bitti...dir. selcangocmen.blogspot.com
Yorumlar