Mekan Üzerine
- Nesibe Demir
- 2 Ağu 2020 - 12:04
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Hiç kafa yordunuz mu içine girdiğimiz mekanların bize neler hissettirdiği ve neden öyle hissettirdiği üzerine? Ayasofya'nın yeniden cami vasfını kazandığı üzerine tartışmaların yaşandığı şu günlerde bu konu yeniden kafamı meşgul etti. İstanbul Fatih'te 1300'lü yıllarda inşa edilmiş bir medrese binasına girdiğimde farklı bir aleme girmiş olma hissiyatı beni ilk başta bu konu üzerine yönlendirmişti. Yaşanmışlıklar mı, zihindeki hatıralar mı yoksa sadece o mekanın bizatihi fiziksel olarak kendisi miydi bizi bu denli etkileyen?
Ayasofya Müslüman olan bizler için İstanbul'un fethini, peygamberimizin hadisini, Osmanlı'yı dolayısıyla çok farklı duyguları, hatıraları anlatır. Oysa bir Hristiyan için çok daha başka boyuttadır ama bir anlamı yine vardır. Ya da bir sanat tarihçisi olaya sadece binanın sanat özellikleri ile bakabilir. Mekanın yerden farklı olduğunu bize mekan teorisyenlerinden Henri Lefebvre "mekan toplumsal bir üründür" diyerek anlatır aslında. Bir yer, bir bina toplum içinde anlam bulur ve her topluma göre değişir, dönüşür ve de dönüştürür. O yüzdendir ki mekanlar zamanla birçok siyasi, ekonomik ve toplumsal tartışmaların içine girmektedir. Bir mekan bir grubu içine alıp kabul ederken, bir başka grup için dışlayıcı bir özellik gösterebilir. Bazı mekanlarda evinizde gibi hissederken bazı mekanlarda bir yabancı gibi hissettiğinizi hatırlayın. Bu konu çok derin anlamlar taşır. Siz mekanların hayatınızdaki yeri üzerine bir düşünün derim.
Etiketler
Yazar Hakkında
Nesibe Demir
Sosyoloji Doktora Öğrencisi. Araştırmayı, yazmayı, farklı şeyler keşfetmeyi seven; önce kendini sonra hayatı anlamaya çalışan bir hayat öğrencisi.
Yorumlar