Kuran'ı Anlamak İçin Hadis-i Şeriflere İhtiyaç Yok mudur? (2)
- Seyfullah Yılmazsoy
- 23 Ara 2017 - 09:50
- 5 dk okuma süresi
- -
- 0
İlgili içerik:
https://efendidergi.com/kurani-anlamak-icin-hadis-i-seriflere-ihtiyac-yok-mudur-1/
Geçen bölümde özetle Kuran ile birlikte sahih hadislerin önemini, Kuran’a direkt saldırmaktan çekinen güruhun önce dinimizin ana taşıyıcı sütunlarından diyebileceğimiz sahih hadisler ve sünnet değerlerine karşı başlattıkları saldırıları, son hedefin Kuran hakkında zihinlere kuşku salıp; asla sorgulanamaz, tartışılamaz çizgimiz olan Kuran’ı tartışmaya açmak için zemin hazırladıklarını, oryantalistlerin, müsteşriklerin zihin yapısını kısaca işlemiştik. İnşaallah bu kısımda konumuzu biraz daha irdeleyeceğiz ve bunu müteakiben çalışmamızı derinleştirip istifadenize sunmaya gayret edeceğiz.
Doğrudan saldırıp popülarite kazanmanın imkansız olduğu ve doğrudan saldırarak Müslüman bir taraftar toplamanın da imkansız olduğunu, Kuran-ı Kerim’e giden basamakları iyi bilen oryantalistler, “Saldıramıyoruz bari ona ulaştıran merdivenleri yıkalım da ulaşılmasına engel olalım.” şeklinde bir düşünceye sarılmışlardır. Kuran’a ulaştıran basamakları teker teker eleştiri oklarına maruz bırakıp, bunların akademik çalışmanın zaruri gereği olduğundan dem vurmuş ve yavaş yavaş “Herkesin ulaşabileceği Kuran” kisvesi altında “Ulaşılmaz Kuran” projesini hayata geçirmişlerdir.
Bu basamakların en önemli olanı da hiç şüphesiz hadis-i şeriflerdir. Tarihimiz boyunca benzersiz alimler gelmiş ancak; hiç biri sahih olduğuna muhaddislerin ve ümmetin icma ettiği hadis-i şerifleri tartışmamış, tartışmaya açmamış ve şüphe etmemişken, bu zevat öyle haddini aşmış ki, sanki hadis-i şeriflerden şüphe etmemek yanlış da şüphe etmek de imanın gereğiymiş gibi bir algıya dahi sebep olmuşlardır.
Kuran’a ulaştıran basamaklar demiştik. Bu basamakları söyleyip saldırılarına geçmek niyetindeyiz inşaallah. Bu basamaklar aşağıdan yukarıya hiç şüphesiz:
1- Mezhepler ve mezhep imamları,
2- Tebe-i tabiin,
3- Tabiin
4- Sahabeler,
5- Hadisi şerifler.
Dikkatinizi çekti değil mi? Bu basamakların bilaistisna tamamı devrimizde eleştiri oklarının hedeflerindendir.
Bunlar dinin anlaşılması noktasında köprü olan ve bel kemiği mesabesinde olan kıymetler olduğu için, Kuran’ı tahrif etme hayali ile yanıp tutuşan ancak bunu yapamayanların saldırılarında en öncelikli hedefler olmuşlardır. Zira bunun amacı bir sonraki adımda eleştirilerin dolaylı yoldan Kuran’a gelebilmesi, haşa Kuran’ın da eleştirlebilir olduğunun empoze edilmesidir. Bunu da yapmaya cüret etmişler, nitekim evrensel olan Kuran’ın bazı ayetlerinin tarihte kaldığını ileri sürmüşler ve tarihsel söylemlerde bulunarak eleştiri oklarını hadisler üzerinden direk Kuran’a yönlendirmişlerdir.
Nitekim hadis-i şeriflerin ve Ashab’dan ulemaya İslam’ı bize miras bırakanların, bu şekilde pervasızca eleştirilmelerinin ilim addedilmesinin zaruri sonucu da budur. Zira amaç da budur.
Bazı Oryantalistler ve Tahrif faaliyetleri
Oryantalistlerin hadis tahrifi üzerine araştırma yapan herkes de bunu görecektir ki bu noktada ilk göze çarpan kişi hiç şüphesi Goldzhier‘dir. Ondan önce ve sonra da oryantalistler olsa da bu alanda en dikkat çeken ve taraftar toplayan Gozdhier‘dir.
Goldziher öncesi dönemde ele alınması gereken ilk kişi; 1848 yılında “Geschichte der Chaliphen” adlı eserinde Buharî’deki hadislerin en azından yarısının reddedilmesi gerektiğini iddia eden ve Kur’ân’da Hz. Peygamber’in ölümlülüğünden, İsrâ hadisesinden bahsedenler gibi bazı âyetlerin otantikliği hakkında şüphelerini beyan eden Gustav Weil’dır (1808–1889). Ondan kısa bir süre sonra 1856 yılında Aloys Sprenger (1813–1893, 1861–1865) yılları arasında yayınlanan üç ciltlik eseri “Das Leben und die Lehre des Mohammad”da, hadis literatürünün sahte materyalden daha fazla sahih materyal içerdiğini ifade etmiştir. Hadis literatürünün sıhhati ile ilgili bu tür genel değerlendirmelerde bulunan bir diğer oryantalist ise “The Life of Mahomet” adlı eserinin girişinde hadislerin sıhhatini tespit etmek üzere birtakım kriterler tespit ederek oryantalistlerin müstakil olarak hadisleri tarihlendirme çabalarının ilk örneklerini veren İngiliz oryantalist William Muir’dir (1819–1905). Muir’e göre her ne kadar isnadda yer alan raviler hadis metninde birtakım tahrifler yapmış olsalar da, hadis literatürü büyük miktarda tarihî hakikatleri içermektedir. Goldziher öncesi dönemden görüşlerine değinilecek son kişi Türkçe’ye Abdullah Cevdet tarafından “Tarîh-i İslâmiyyet” adıyla 1908 gibi çok erken bir tarihte tercüme edilen “Het Islamisme’de (1863) Sprenger” ve Muir’den etkilenerek Buharî’deki hadislerin yarısının sahih olduğunu dile getiren Hollandalı oryantalist Reinhart Dozy’dir (1820–1883). Ona göre hadislerin yazımının hicrî II. asırda gerçekleşmesi, hadis külliyatının uydurma hadis içermesine neden olmuştur. Dozy’nin eseri, vahiy olgusunu sara krizi şeklinde nitelemesi başta olmak üzere, “dinî değerlerle alay ettiği gerekçesi ile toplumun her kesiminden büyük tepki almıştır.” (Hatiboğlu, “Osmanlı Aydınlarınca Dozy’nin Tarîh-i İslâmiyyet’ine Yöneltilen Tenkitler”, s. 202.)
Hadislerle ilgili çalışma yapan her oryantalistin kendisine mutlaka atıfta bulunduğu bir isim olarak ön plana çıkan ve hadis literatürü ile ilgili derin şüphelerini dile getiren Ignaz Goldziher, Dozy’nin Buharî’deki hadislerin en azından yarısının sahih olduğu şeklindeki görüşüne katılmaz. O, hadis literatürüne Dozy kadar itimat beslemediğini dile getirerek hadislerin büyük kısmının İslam’ın hicrî ilk iki asırda geçirdiği dinî, tarihî ve sosyal gelişmenin bir sonucu olduğunu iddia eder. Ona göre her görüş ve muhalifleri, “her rey ve heva, her sünnet ve bidat” ifadesini hadislerde bulmuştur. Goldziher’in birtakım ifadelerinden onun hadis literatürünün sahih materyal içerdiğini kabul ettiği izlenimi edinilse de aslında o bu konuda kesin bir açıklamada bulunmamakta, “sadece çok az sayıda hadisin Hz. Peygamber’e isnad edilebileceğini iddia etmektedir.” (yrd.doç.dk. Fatma KIZIL oryantalistlerin hadis hakkındaki görüşleri)
Ayrıca kafir olmasına karşın İslam ulemasını eleştiren ve eleştirirken de haddini cidden aşan Goldzhier’in İslamda temel dayanakmış gibi addedilmesi gerçekten İslam ümmeti için utanç verici iken, bunu “gerçek İslam(!)” adı altında yapanlar, ya art niyet sahibi kimselerdir ya da cehaletlerinin farkında değillerdir!
Çünkü Goldziher’in çizdiği tablo, hadis uydurmacılığının çok yoğun olduğu bir İslam toplumudur. Öyle ki; her grup ya kendi görüşünü destekleyecek birtakım hadisler uydurmuş veya mevcut hadislere kendi fikirleri >doğrultusunda hadisin aslından olmayan ilaveler yapmış veyahut da muhaliflerinin hadislerini sansürlemiştir. Bu uydurma hadisleri ayıklamak konusunda isnad doğru olduğunda metindeki en bariz anakronizmleri dahi fark edememekle itham ettiği Müslüman alimleri başarısız bulmasından ise isnad müessesesine itimat etmediği anlaşılmaktadır. Ki islam toplumunun; hadis ilminin, isnad geleneğinin, dünyada şimdiye kadar bir benzeri daha olmamıştır! Böyle benzersiz bir ilmin bir oryantalist tarafından eleştiriye medar sayılması ve bu oryantalistin Müslümanlar lisanından medhedilmesi, ortadaki art niyetin en kesin göstergesidir.
Üstelik onu dayanak addedenlerin sünnet eleştirileri o kadar basit düzeydedir ki, ilimden az bir behresi olanlar bu sığlığı hemen fark edebilirler.
Mesela Bir çok kişi tarafından saygı ve hürmet ile anılan bir şahıs bir sohbetinde şöyle söylüyor: “Rasulullah 23 yıla bunca hadisi nasıl sığdırdı?” Ama aynı kişi bir yıl içerisinde 56 bin tweet atarak kendi basit makamını göz ardı edip Efendimiz’in ulvi makamının ve İslam’ı ihya etme görevinin bizzat Allah tarafından verildiğini önemsemeden, bu pervasız sözü ve oryantalistik söylemi dile getiriyor.
Bu kişinin kim olduğunu bildiğiniz için dile getirmeye dahi lüzum yok ama kaynağının oryantalistik olduğu bilinsin ki o kişiye karşı eleştirel tavır takınanların bu tavırları iyice idrak edilebilsin.>
İlgili içerik:
https://efendidergi.com/kurani-anlamak-icin-hadis-i-seriflere-ihtiyac-yok-mudur-3/
Yorumlar