Kendine Yabancı İnsanoğlu
- Muhammed Kosdik
- 9 Nis 2017 - 23:14
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Böyle midir hep? İnsanoğlu mutsuz mudur çoğu zaman? Neden çevresiyle barışık değildir ki? Suçu neden hep orada burada arar? Debelenir durur. Çözümü bir türlü bulamaz. Bulamadığı gibi de aradığı yerlere düşman olur çoğu zaman. Hakikatte insanoğlu kendisine yabancıdır. Kendisini tam olarak tanıyamamıştır. Kimdir, nedir, neyi sever, neye üzülür ve neye sevinir? Elektronik bir eşya aldığımızda bile eğer beraberinde kullanma kılavuzu yoksa ya kullanamayız ya da kullandığımızda çoğu zaman bozarız. İnsanoğlu da böyledir. Artısıyla eksisiyle öğrenilmesi, bilinmesi ve keşfedilmesi gerekir. Aksi takdirde kırık kumanda gibi elde kalabilir.
Bu aşamadan sonra insanın mutlu olması gerekir. ”İnsanın mutlu olabilmesi için önce mutluluğun yönteminin ne olduğunu bilmesi gerekir” diyor Sokrates. Bu yöntemi kavradıktan sonra artık mutlu olması gerektiğine inandığı noktada o mutluluğu hakiki manada hissederek yaşaması gerekir. Yalnız mutluluk dediğimiz hâl insanda devamlılık arz etmez, edemez. Fıtrata aykırıdır bu durum. Üzüntü de aynı şekilde. Peki, ne yapması gerekir insanın? İnsan, bu duyguları ifrat-tefrit ölçüsünde dengeleyebilirse, yani vasat bir hâli yakalayabilirse, bu hem onun hem de çevresindekilerin sağlıklı iletişimi açısından büyük bir önem taşır. Yukarıda değindiğim üzere mutluluğun yanında üzüntüyü de hakkıyla yaşaması lazımdır insanoğlunun. Gerektiğinde hüzün yağmurlarını gözlerinden serpmelidir bu anlamda. İşte insan bu yönlerini keşfedebilirse hayatında hem iz bırakabilecek derin yaraların açılmasını önleyebilir, hem de gerçek mutluluğu yakalayabilir. Her şey yüce yaratıcının insanın içine sakladığı o cevheri keşfetmesinde gizlidir bu bakımdan. İnsanoğlu.. Ne büyük bir dehliz.. Ne büyük bir derya.. İçinde inciler saklı olan..Ve keşfedilmeyi bekleyen…
Yorumlar