Fikir Düşünce

Kaç Sevap Ulan Bir Namaz?

  • 5 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Kaç Sevap Ulan Bir Namaz?

Lütfen başlığa veya üslubuna takılıp kalmayınız. Zira bu yazıda hem artık babamız da ölse ödün vermeyeceğimiz eğlenmeyi, hem birkaç caps veya video, tv dizisi izleyerek ve yüzüne bakmayıp sadece dekor olarak odalarımızın raflarına dizdiğimiz kitaplarımızdan faydalanmadan yaptık zannettiğimiz öğrenmeyi, hem de asla ve kat’a bir türlü öğrenip beceremediğimiz ders çıkarma işlerini hep birlikte yapmayı denemeyi amaçlıyorum. Tarzım ve üslubumdan hasıl olan uzun cümleler ve yer yer şefkat tokadından ziyade Osmanlı şamarını andıran dokundurmalarım için de özür dilemiyorum ama doğru anlaşılmayı diliyorum.

Çevremizde mutlaka namaz kılmayan Müslümanlar vardır. Hatta çevremiz onlarla doludur. Namaz kılmayan bir Müslüman zaten yeterince dehşet verici iken bir de Müslümanlara “Namaz kılın” demek kadar taaccube şayan bir vaka dahi mantık dairesinde olmayub…. Yani tuhaf. Müslüman olmayı yanlış mı anladık acaba? Yoksa vaftiz olmadan Hristiyan mı olduk? İlk bakışta bu ağır bir itham gibi gelebilir ancak; her ne yapılırsa yapılsın, ne halt yenirse yensin mutlaka cennete gitmeyi garanti kılan tek din bildiğimiz kadarıyla sadece Hristiyanlıktır. Ameli noktada zaten bir yaptırımı yok. Pazardan pazara belki bir saat anca süren bir ayin, vaaz ve ilahi dinleyip dua etme, papaz efendinin kilise ihtiyaçları için bağış talebi ve kapanış. Tanıdık geldi mi bir yerden? Neyse, devam edeyim yoksa beni taşlarlar. Hükmi manada zaten hiçbir kaidesi yok. Sadece ahlak kurallarını içeren bir din haline getirilmiştir ki, nasıl bir ahlak ve toplum kuralları o da tartışılır.

Vaftiz edilmeden Hristiyan olmaya çok fazla değinmek istemiyorum çünkü lafı başka yerlere çekecek olan birkaç… birileri mutlaka çıkacaktır. Benim işime gelmiyor desene a güzel kardeşim. Neden meseleyi uzatıp tartışma çıkarıyorsun? İslam’ın en önemli şartı imandan sonra şüphesiz namazdır. Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) “göz nuru” olarak tanımladığı namazdır. İlk çekileceğimiz hesap yine namazdır. Dinin direği olan ve terk edilince yaşanacak bir dinin kalmayacağı yegane dayanak da namazdır. En önemlisi belki de Müslümanı kâfirden ayıran da namazdır.

Hiç şüphesiz iyi birisindir. Kalbin temizdir senin. Allah bilir ya, deden falan da hacıdır şimdi. Kul hakkından acayip korkarsın. Sadaka falan da verirsin arada. Miktarı hakkında konuşmayalım değil mi? Neyse, tabii Ramazan ayı gelince orucun da hakkını verirsin elbet… Ya pardon çok özür dilerim. Cumaları da kaçırmazsın, hatta bayram ve teravihleri de aksatmazsın. Peki ya beş vakit diye adeta küçümseyerek bahsettiğimiz namaz?

Kötü bir haberim var sana. İster kız ister üzül… Yaptığın iyiliklerin hatta belki oruçların bile boşa gitti dostum. Dur dur hemen celallenme yahu! Elbette amel defterini açıp da bakmadım. Ya da geleceğe gidip mahşerde sen hesaba çekilirken izleyip gelmedim. Ama yine de bu bir bildiğimiz olmadığı anlamına da gelmiyor. Hatta görmek istersen sen bile bakıp görebilirsin bu gerçeği.

Allah bizleri dünyaya gönderdi, sayısız nimet verdi, bu nimetlerle beraber dertler ve musibetler de verdi. Dünyada iman üzere yaşayan ve salih amel işleyenlere de çekilen musibetlerden dolayı ahirette güzellikler ihsan edileceğini vaad etti, ki buna hiç mecbur değilken hem de. Bunları tabiidir ki biliyoruz çoğumuz. Bilmeyen varsa da… Neyse, söyletmeyin şimdi beni şu internet çağında!

Ve Allah bizlerle tabiri caizse bir ticaret anlaşması yaptı. Bu anlaşmaya göre Allah; bizlere bahşettiği ve zaten hibe ettiği bu dünya hayatı karşılığında sermayemizi de bizlere vererek cenneti satın almamızı istedi. Yapacaklarımız da bizlere bizden öncekilere bildirildiği gibi bildirildi. Bizim mükellef olduklarımız da iman ettikten sonra namaz, oruç, zekat, hac diye sıralandı. Bize dedi ki; misalen namaz on altın, zekat onda bir altın, oruç çeyrek altın, hac yarım altın, diğer ameller de diyelim ki bir altının yüzde biri değerinde. Biz bu amellerin hepsinden yapabildiğimiz kadarını yaparsak bir kar elde edeceğiz ve bu biriken kar ile de cennetten Allah’ın cömertliği vesilesi ile bir yer elde edeceğiz. Yapmaktan kaçındığımız veya ihmal ettiğimiz her iyi amel için de borç hanemize miktarınca borç yazıldığını düşünelim. Yılda bir kez zekat verdik eğer zengin isek, bir altının onda biri eder. Yani on yılda bir altın eder. Senede bir kez Ramazan orucu tuttuğumuzu düşünürsek bir senede her biri çeyrek altından yedi buçuk altın eder. Hadi imkanımız el veriyorsa yarım altınlık bir de hacca gittik. O da ömürde bir defadan yarım altın eder. Diğer amelleri de nafileler, menduplar, müstehaplar falan diye kuruş olarak hesaplasak zaten kaç senede bir altın eder muamma. Fakat namaz için on altın demiştik ya… İşte her gün beş vakit namaz tanesi on altından elli altın eder….

Ah kardeşim ah… Sen her gün elli altın borçlandıktan sonra günde birkaç altınla kendini kazançlı mı sayıyorsun? Bu dükkanı döndermen için her gün elli altın kazanman gerekirken sen; üç kuruş ile iflasa gittiğini, elinde kalanların da anca haciz memurlarının defterine yazılacağını bilmez misin? Şimdi sen söyle bakalım. O kadar iyilik yaptın, sadaka verdin, cuma kıldın, bayram namazı hatta teravih kıldın. Hatta deden de hacı ve kalbin de temiz üstelik. Günde elli altın borçlanırken eline geçen üç beş altın boşa gitmedi de nereye gitti? Şimdi akl-ı evvelin birisi çıkıp da “Olur mu kardeşim yav, amel boşa gitmez ayet var…bişey bişey…vir vir vir…” derse diye belirtelim; güzel kardeşim amel değil zaten boşa giden. O amel nisbetinde elde edilen kazanç boşa gitti.

Kılmadın namazı ve borçlandın, yaptığın her iyilik bir namaz kadar etmediği için o boşluğu karşılamadı ve iflas ettin. Etme kardeşim…. Bu dükkan dönsün, kazansın ve sen de cennette emekliliğe hak kazananlardan ol. İlk hesaba çekileceğimiz şey namaz, gerisi bir şekilde kolay. Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) namazdan hesabını verenin rahatlayacağını haber veriyorsa bize ona güvenmek düşer. Ama namazdan hesabını veremeyenin de rahat olacağını bizlere söylemediyse, namaz dinin direğidir dediyse ve namazı terk edenin dinini yıktığını söylemişse bize o zaman ancak korkmak düşer…

Hadi gel artık. Abdestini, seccadeni, yüreğini al da gel.

Etiketler
efendimiz namaz Altın Borç Cennet ticaret

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap