Din

İhtiyarlaşan Ümmet

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
İhtiyarlaşan Ümmet

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Bütün övgüler Âlemlerin Rabbi olan yüce Allah’a mahsustur. Hayırlı son Allah’tan korkan muttaki kullaradır. Salat ve selam O’nun Peygamberi Hz. Muhammed’e(s.a.v) ve tüm aile fertlerine olsun…

Araf 2- “Bu Kur’an, kendisi ile insanları uyarasın ve müminlere öğüt veresin diye sana indirilen bir kitaptır. O halde bu görevi yaparken sakın ruhun sıkılmasın.”

Peygamberimiz (sav) Efendimiz gençliğe ve gençlerin yetişmesine çok büyük önem vermiştir. Çünkü peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren yanında gençleri bulmuş, birçok yaşlılar İslam’a şiddetle karşı çıkarlarken, gençler Müslüman olmuş ve İslam’a tabi olup destek vermiş, bu gençlerin çoğu, zengin ve itibarlı ailelerini terk ederek büyük çileler çekerek Hz Peygamber’in (sav) yanında yer alarak Allah (cc) için mücadele etmişlerdir.

Daha genç yaşlarındayken, Hz İbrahim (as), puta tapan kavmiyle tek başına mücadele etmiş, Hz Yusuf (as) bütün olumsuz şartlara rağmen nefsine “dur” diyebilmiş, Hz Musa (as) iffet ve namus timsali olmuş, Hz Yahya (as) birçok yönüyle gençlere örnek gösterilmiş, Ashab-ı Kehf gibi gençler, inandıkları gibi yaşayabilme uğruna her şeylerini ve diyarlarını terk etmiş.

Şimdi hep birlikte birçok kere tekrar edilen bir  soruya cevap arayalım birlikte.

“Nasıl bir gençlik?”

Farklı ilim dallarının farklı zamanlarda ve farklı  pencerelerden  ele aldığı bu soruyu  biz  İslami bir çerçeve ile  ele alarak cevaplamaya çalışacağız.

Kur’an ahlakını donanmış  Resulullah’ı (sav) tek rehber edinmiş bir gençlik nasıl  olması gerekir?

Yeryüzünde fitnenin, iffetsizliğin, zulmün, adaletsizliğin zirve yaptığı, insani, İslami, ahlaki unsurların her fırsatta  saldırıya uğradığı bu zamanlar gençliğin kendisini kötü, çirkin, yanlış, haram, günah, ifsatlardan en fazla koruması gerektiği zamanlardır. Geçmiş zamanda  bu minval üzere olan insanlığa gönderilen peygamberlerde  bu insanları, bu olumsuzluklardan uyarmak, korumak ve  yol göstermek  için gönderilmişlerdir.   İşte tam da bu noktada gençliğin önemi ve fonksiyonu ortaya çıkıyor.

Yeryüzünde zulmün, adaletsizliğin ve haramiliğin ağırlık yaptığı bir mekânda ve de zaman  diliminde bu misyonu Müslüman gençlik üstlenmelidir. Müstekbirlerin  oyunlarını bozan unsur, mazlum ve ezilmiş insanların umudu olmalıdır Müslüman gençlik.

Yeryüzünde tevhid ve adaleti söz sahibi yapmak için mücadele eden Peygamberleri  genel  olarak garibler ve gençler desteklemiştir. İnsanlığın bütün tarihinde bu böyle olmuştur. Tevhidi değişimin lokomotifi olan bu gençlik hangi özelliklere sahip olmalı?

İlahi emirde emredildiği şekli ile : “İyiliği emredip kötülüğü yasaklayan; temiz şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılan; insanların sırtlarındaki ağır yükleri kaldırıp boyunlarındaki zincirleri kıran”  kutlu elçinin mirasını sahiplenip; iyiliği yaşayan ve anlatan, kötülüğe müsaade etmeyen, helali helal bilip uyan, haramı haram bilip karşı koyan, insanlığı, zulüm ve adaletsizlikten kurtarmaya, toplumların kalplerine, zihinlerine, ruhlarına, ellerine ve ayaklarına vurulan bütün zincirleri kırmaya çalışan bir gençlik…

Gayri Müslimler tarafından  bile “emin” olarak adlandırılan bir Peygamberin ümmeti olarak muhatap olduğu bütün insanlara güven veren, her insanın kendisinden  emin olduğu, yalandan, aymazlıktan, ihanetten beri bir gençlik.

Kur’an’da var olan şekli ile: “Ben de sizin gibi bir beşerim” diyen, “çarşılarda gezip, yemek yiyen” bütün kutlu elçiler ve son elçi gibi; halkı ile iç içe yaşayan, halkının  sıkıntılarını  paylaşan,  gösterişten ve lüksten uzak bir şekilde yaşayan gençlik.

Kur’an ile donanmış; ailesinden başlayarak halka halka bütün bir insanlığa vahyin dili ile tevhidi anlatan, vahyin bütün güzelliklerini nezaketli bir şekilde ortaya koyan,  ‘Allah’a kulluk edin, tağutlardan kaçının’ diyen ilahi emre uyup kulluğunu Allah’a has kılıp tağuttan sakınan bir gençlik.

Müjdeleyen nefret ettirmeyen kutlu Nebi’nin (sav) örnekliğinde tebliğe muhatap insanlara tebessüm eden, onlara nefret ettirmeden güzelliklere çağıran bir gençlik.

İnsanlığın kurtuluş meşalesi olan Resullerin dediği gibi; “Bu davetime karşı sizden bir ücret değil, ancak, Rabbine doğru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum.” “Benim ecrim, ücretim yalnız Âlemlerin Rabbine aittir” diyen, yaptığı bütün amellerinde ihlası merkeze koyan, sırf Allah’ın (cc) rızasını gözeten bir gençlik.

Vakte yemin ederek başlayan Asr Suresinin gereği olarak her zaman ve her mekânda “hakkı ve sabrı tavsiye eden”, ümmetin sıkıntılarını sıkıntı edinen, Müslüman kardeşlerine düşkün, kardeşlerine karşı çok şefkatli ve merhametli olan, Müslüman kardeşini sevmenin imanın gereği olduğunun farkında olan bir gençlik.

Özelde mümin kardeşlerine genelde muhatap olduğu bütün insanlara karşı kırıcı ve sert olmayan, onların bağışlanmaları ve affedilmeleri için dua eden, istişare etmenin rahmet olduğunu bilen her işinde işin ehli Müslüman kardeşleri ile istişare eden, her fırsatta kardeşlerine olan sevgisini söz ve eylemleri ile ifşa eden bir gençlik.

Yalnız ve yalnız mümin kardeşlerini veli edinen, mümin kardeşi dışında kimseyi dost edinmeyen, sırdaşını müminlerden seçen, kendisine güvenen bir gençlik…

Sebep ne olursa olsun tevhid mücadelesinden taviz vermeyen; mücadelesinden vazgeçmek için yapılan baskı ve zulümlere direnen, İslam düşmanları tarafından yapılan bütün iğrenç teklifleri red eden, zorluk ve sıkıntılar karşısında  Rabbine dayanan/güvenen bir gençlik.

Kin ve hasetten arınmış, affetmeyi seven, nezaketin sünnet olduğunun fevkinde olan, yürüdüğü yolun meşakkatli olduğunu bilen vahyin emrettiği şekli ile sabrı ve duayı kuşanmış bir gençlik.

Böyle bir gençlik yeryüzünde  tevhid ve adaletin söz sahibi olması  için kendisi her alanda yetiştirmeli, vahyi kuşanmalı ve en önemlisi sorumluluğunun farkında olmalıdır.

Kur’an’ın aydınlığında buluşmak ümidi ile.

Etiketler
Ümmet fikir Bilinç

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap