Fikir Düşünce

Hafifletici Öneriler-1

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 13
Hafifletici Öneriler-1

Yaşadığımız hayat biricik, kendimize özgü ve benzersiz. Kimse kimsenin iç dünyasında tam anlamıyla neler yaşadığını, ne hissettiğini, hangi fırtınalarla boğuştuğunu bilemez elbette. Ne kimseyi yargılamaya ne de akıl vermeye hakkımız var. Zira yaşamadığımız, tecrübe etmediğimiz bir imtihanın yabancısıyız. Ancak belirli öneriler, hayat kalitemizi arttırıcı tavsiyeler her daim yol gösterici olabilir, ilerlemeye çalıştığımız bu engebeli hayat yolunda. Herkes, hepimiz, ne kadar farklı yollarda yürüsek de ortak bir paydada buluşup aynı şeyleri duymak isteriz çoğu zaman. Yolumuzu kaybettiğimizde ve bazen yalnızca ufak bir desteğe ihtiyaç duyduğumuzda... Bu yazıda işte bu mütevazi, naif ve hayat kalitemizi arttırıcı naçizane birkaç öneri bulacaksınız. İhtiyacı olan nasiplensin deyip başlayalım.

SADELEŞ!

Sadeleş... Her alanda ve her anlamda... Dolabını, mutfağını, süs-püs eşyalarını, giysi ve ayakkabı yığınlarını; göz yoran, sonra kullanılır, lazım olurlarını, zihnini, en önemlisi zihnini, gereksiz, ıvır zıvır her şeyden temizle. Nasıl olacak, içinden nasıl çıkacağım deme. Bir yerden başla ve ruhunu, zihnini, evini ağırlıklardan kurtar. Sırtında taşıdığın, artık hamalı olduğun geçmişinden, geçmişte kalan dertlerinden kurtul. İndir sırtından hepsini. Yıllarca taşıdığın yetti değil mi? Söylenen sözlerden, o ne dedi, bu ne söyledilerden kurtar zihnini. Daha faydalı şeylere yer aç. Mesela faydalı bilgiler işle hafızana. Gereksizleri at ki yenilere yer açılsın. Telefonunun hafızasını bile arada silip boşaltıyorken, kendi zihnine bu kadar yüklenmekle görevini gayretle yerine getirmeye çalışan beynine haksızlık etmiyor musun? Onun da bir kapasitesi var. Geri dönüşüm kutusunu boşalt artık, çok yüklenme, yazık ona. Hem sadelikte hayır olmasaydı, O çok sevgili peygamberimiz "sade olun" diye tavsiye eder miydi? "Sade olun ey Müslümanlar!" Ne güzel cümle. Okurken bile hafif...

DEĞİŞ

Değiş ama önce kendinle yüzleş. Hoş olmayan ve değiştirmen gereken huylarını -tam anlamıyla objektif olarak- tespit et. Ben buyum, değişemem deme! Dünya, bu çekilmez haline ben buyum değişemem diyenler yüzünden gelmedi mi? Bal gibi de değişirsin. Başkalarından sana ne? Seni ancak sen ilgilendirirsin. Sen bir başla bakalım değişmeye, belki çevren de senin bu değişimine ayak uydurur. Belki her şey senle başlar. Her şey mümkün; iyilik, güzellik bulaşıcıdır. Ruhun güzelleştikçe, baktığın taş, toprak, ağaç, yaprak, hava, su bile değişecek. İnsanlar senin yanındayken, sende gördüklerine hayran olacaklar belki de ne biliyorsun? Çok değil, bir kişi bile değişime ayak uydursa, senin sayende... Ne mutlu düşünsene! Hem zaten dünyada ki o köklü ve batıl düzeni değiştiren, sadece elli yılda tek başına başlattığı Hakkın çağrısını üç kıtaya yayan, o çok sevgili peygamberimiz değil miydi?

KENDİNLE BAŞ BAŞA KAL

İnsanın kendiyle baş başa kalması kadar kendine iyi gelen çok az şey vardır. Kendinle kal, şapkanı önüne koy, düşün, yüzleş, tefekkür et, geçmişin bir muhasebesini yap bakalım, affet sonra affedemediklerini, en başta kendini affet.

İnsanları gözlemledikçe, kendileriyle kalmaktan ne kadar çekindiklerini, bunun için her saniyelerini ayrı etkinlik, faaliyetle doldurmaya çalıştıklarını, kalabalık ortamlarda kendilerini dinlemekten kurtuldukları için mütemadiyen plan yaptıklarını, evde yalnız ve sosyal ortamlardan uzak kaldıklarında paniklediklerini fark ederim hep. Oysa boş zaman bir nimettir. Kişisel gelişim için bulunmaz bir fırsattır. Bedenin ve ruhun dinginliği, huzuru için yalnız kalmaktan korkma. İnsan kendi kendine kaldıkça boş muhabbetler yerine kaliteli bir yalnızlığı da tercih ediyor zamanla. Oku, merak et, araştır ve düşün. Oku Kainatın Kitabı'nı, bugünlerde boş zaman bahşedildi bizlere bolca, Allah verdiyse bu zamanı, oku indirdiği kitabı, durma...

HOBİ EDİN

Ruhunu gıdasız bırakma. Acilen bir hobi edin. Muhteşem bir terapi, kusursuz bir zihin egzersizi edineceksin. Neyden hoşlandığını, ne yaptığında mutlu olduğunu keşfet önce. Sonra vakit kaybetmeden ona yönel. Ne yaşarsan yaşa, seni senden daha iyi kimse tanıyamaz bunu unutma ve şifayı seni Yaratan'dan ümit ederek kendi kendini iyileştirmeye bak. Doktorun yine sensin bunu bil, psikiyatrik ilaçlar değil.

TEFEKKÜR VE TEVEKKÜLÜ İÇSELLEŞTİR

Büyük sınavlar atlatmış olabilirsin. Kim bilir hâlâ yaşıyorsundur. Sonuçta dünyaya geliş sebebimiz, tecrübesizliğimizde sandığımız gibi sonsuz mutluluk değildi. İmtihandayız ve son nefesimize kadar sınanacağız. Bunun farkına vardıktan sonra her şey daha kolay inan bana. Tevekkül, suyun üstüne sırtüstü uzanmak bana göre. Akışın seni en uygun kıyıya bırakacağına inanmak. Tereddütsüz ve sakin, elimden geleni yaptım rahatlığıyla artık sırtını suya, bakışlarını gökyüzüne ver. Şimdi tefekkür zamanı... Düşündün mü hiç, ya da en son ne zaman düşündün, ne zaman baktın gökyüzüne, Yaratan ne güzel yaratmış diye? Her şey onu zikrediyor ancak her şey sana hizmet ediyor. Bütün bu kainat, galaksiler, dünya, ay, güneş, bitkiler, hayvanlar, esen rüzgar, gezinen bulutlar, hücreler, atomlar... Sana hizmet ediyorlar, sana, insana... Ne kadar kıymetlisin Yaratan'ın katında. Fark et, aç gözünü. Baş gözünle bak, kalp gözünle gör... Değişeceksin.

Naçizane tavsiyeler, daha çok eklenir elbet. buradan başlayalım hele, bakalım neler değişecek. Vesselam...

Etiketler
sade Değişim Yalnızlık Düşünce Zihin Tefekkür tevekkül uğraş hobi Oku Düşün keşfet yüzleş

Yazar Hakkında

Derya Altınyurt

Kendini yazarak ifade edebilen, kalemine dost kağıdına yaren...

Yorumlar

  • 13 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap