Gülümse, Ölüyorum!
- Kadriye İkiz
- 18 Kas 2017 - 12:07
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
İnsana ölümsüz olmadığını hatırlatır “zaman”. Ne yaparsan yap geçer. Bazen süzülür dakikalar yelkovanın yontulmuş incecik boşluğundan; akrep acıyla bilenmiş bıçak gibi sıyırır, söküp atmak ister üzerinden saatleri ama başaramaz. Acıdığını fark ettirip “Ben senden üstünüm.” dercesine yavaşlar zaman, ama durmaz. Bazen su gibidir; sen gözünü açarken uçup gider ellerinden. Bir daha gözünü kapayana dek sevgililer ayrılır, hüznü başlar aşkın. Derinden, coşkuyla mutlu olduğun zamanlar azdır; senin uzun süre hissettiğin mutluluğun yansımasıdır sadece der ve gider. Ölümsüzlük iksirini arayanlar çoktan ölmüştür, asla ayrılmayacağız diyenler ayrıdır şimdi. Çünkü durmadan, beklemeden gider zaman. Kimseye söz vermez, seni ölene dek bekleyeceğim demez. Çünkü o beklerse asla gelmez sevdiği aşıkların, asla geri dönmez gidenler ve hiçbir zaman bir papatya açmaz..
“Saat çalar, zaman yürür,
Geçen günler, aylar, yıllar
Ve yüzyıllar, ben dururum…“ *
“İnsan” nefes alır, ağlar, sever, güler, yaşar.. ve unutur. Bazen unuttukları mutlu eder onu bazen hatırlayabildikleri. Gün gelir keşke unutsaydım, der ve ömür boyu onunla yaşar. Sonra korkar insan, çok korkar; yok olmaktan, hiç olmaktan, belki de hiç bile olamamaktan. Bu yüzdendir zamanla yarışı. Bu yüzdendir hıza, arabalara, uçaklara, teknolojiye olan aşkı. Çünkü yürürken geçen dakikalar bir atın üzerinde saniyelere, bir uçakla saliselere inebilir. Çünkü zaman akarken onu da sürükleyecektir. Ve ne kadar hızlanırsa zamanı yendiğini sanır, ya da kendini kandırma potansiyelini arttırır. Oysa hızlandıkça zaman daha hızlı geçer, yaşadığının farkına bile varmaz. Bir gün ansızın görür kendini aynada, tanıyamaz. İçinde derinden bir ‘ah’ kopar; duyulması zor, içinin saatlerini durdurmak zor.. İçinin sislerini kovmak, göğe bakmak artık çok zor.. Uçarak ölüme yaklaşır ama bilmez, aldanır, avunur, kazandım sanır. Dışarıdaki zamanı hızla alt etmeye çalışır, içindeki zamanı dondurur. Bu yüzden kamera daima açıktır. Fotoğraflar an’ı hapseder çünkü. Yüzündeki çizgiler, gözlerindeki ifade, dudaklarının kenarındaki tebessüm, parıltısı yarım kalmış sevgi.. Hepsi durur, zaman donar ve her şey yarım kalır. Gözlerin bir insana gülerken kameralara çevrilir. Gülümse, çekiyorum!.
Bu kez gülse de az önceki gibi olmaz, anı yakalarken kaybeder; yarıda kalır insan ve gider zaman. İşte bu insanın kazandım sandığı zaferidir; fotoğraflar yaşlanmaz, ölmez çünkü. Ama bilmez ki silinir, yırtılır, yanar onlar. Dondurduğu zaman iki kez yok olur ellerinden, bu kez yaşarken ölür. Hem kendini yok eder hem yarım kalan an(ı)larını. Ne yaparsa yapsın geçer zaman..
“Günler geçer ve çalışır şafağın değirmeni
Kim bilebilir ki kimi neyi eskittiğini
Ben ne kadar önemserdim kendimi hay Allah “ **
Bir yerlerde birileri doğar, birileri ağlar, birileri acır, bir çocuk düşer, bir çiçek solar, bir kalp ölür.. Sevmez, beklemez, anlamaz, dinlemez zaman, ama hep konuşur. Sürekli örnekler sunar insana: “Bak sen de gideceksin.” der; “Kim olduğunu hatırla, ne yapman gerektiğini, neden geldiğini, nereye gideceğini..”
Geçmişi hatırlatır sana, sen unutursun o unutmaz; şimdiyi yaşatır, şimdi asla şimdi olmaz ve geleceğin umudunu taşır, çünkü hep gelir zaman. Her insanın ömrüne alabildiği kadardır, herkesin benim sandığı ama kimsenin olmayan. Herkesin bir an dahi olsa geçmez sandığı ama daima geçendir zaman. Ali abinin de dediği gibi: “Son anda ortaya çıkacak müşteriyi bekleyen bir müzayedeci gibi, tokmağını ve sesini yavaşlatırsa da sonunda ‘satar’ zaman. Zamanı olduğunu düşünen de zamanında aldığını sanan da yanılır.” Geçen zamana and olsun ki insan hüsrandadır.. İman edenler, sâlih iş yapanlar, hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışında!
“Zaman kesin; bağışlamaz!
Bulur beni; ben ölürüm.“ ***
*,*** Ahmet Muhip Dıranas
** Turgut Uyar
Yorumlar