Fikir Düşünce

Gri Çocuklar

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Gri Çocuklar

Büyüklerim ve öğretmenlerim küçükken bir şey öğretmişlerdi bana, dünya halklarının tasnifine dair. Elbette ki bu tasnif yanlış ve bir çok yönüyle saçma ama farklı bir tespit. Dört ırk varmış vücut renklerine göre dünyada: Beyaz ırk, kızıl ırk, siyah ırk, sarı ırk.Genel olarak baktığımızda bu dördü tüm dünyayı içine alıyor.Ama bu günlerde yeni bir ırk daha doğdu dünya üzerinde: Gri ırk.

Fırından taze çıktı, yeni moda: Savaş mazlumlarının haberi yapılırken vücutlarında ki kanı griye boyama.Ne büyük buluş ama.Aman ruh sağlığımız bozulmasın ne yaparız sonra.Siz ölürseniz ölün biz sizin kanınızdan bile tiksiniyoruz görmek istemiyoruz.Ne yüce fikriyat, ne yüce muhasebe.

Televizyon kimilerine göre son yüz yılın en büyük icadı kimilerine göre de son yüz yılın en büyük zilleti.Bunu tartışmayacağız, konumuz bu değil.Şöyle ya da böyle, istisnalar hariç, hepimizin hayatında bir yeri var televizyonun.Öyle ki artık kültürü bile var: Televizyon kültürü.

İlk başta insanoğlu böyle bir şeyin faydalı olacağını düşünerek bir kutu yaptı.İçine beynini koydu ve kapağını kapattı.İçerde ki bu beyin uzun yıllar bize hizmet etti ve bizi bilgilendirdi.Sonra ne olduysa oldu, nükleer patlamaların radyasyonundan mıdır nedir beyin değişmeye başladı.Kendi içinde bir hakimiyet savaşı verdi ve başkalaşım geçirdi.Kendini takip edenleri etkileyip beyinlerini boşaltmaya başladı.İş öyle bir hal aldı ki insanların kafalarının içinde beyin kalmadı.Tabi beden böyle hayati bir uzvu kaybedince yerini dolduracak bir şey aramaya koyuldu.İmdada yine televizyon yetişti.İnsanoğlu televizyonu alıp kafasının yerine oturttu, kablolarını sinir uçlarına bağladı ve konuşmaya başladı. Ve sonra insan bir daha susmadı, her şeyi bilir oldu, çok konuştu ama doğruyu konuşamadı.Bir, iki, bin, milyon, milyar…İnsanlar sürü oldu. Artık insanlar yürüyen haber bültenleri, öyle ki artık konuştuklarından, kullandığı argümanlardan hangi kanalları takip ettiğini çıkarabiliyoruz.Ancak bir sıkıntı vardı.Bu yarı insan yarı robot olan hayatı üç beş kelimeden oluşan, damarlarında oksijen yerine menfaat akan bu yapıyı kısa devre yaptıracak, belki özünü hatırlatacak bir şey vardı ortalıkta dolaşan:Kan.

İnsanoğlu fıtraten vicdanı olan bir organizmadır.Vicdansız ve vurdumduymaz olması için fazladan efor sarf etmesi gerekir.Ama televizyon kendisine tapan, onu bir bilgi kaynağı ve hayat nizamı olarak gören insanlardan vicdanı silip yerine uzaktan kumandayı verdi ve onları mahluklaştırdı.Ve ona vicdanı hatırlatacak olan şeyleri sansürlemeye başladı.İşte ‘Gri Çocuklar’ da böyle oluştu.Ve böylece olması gerekenden ürkmeye başladı.Yani insan kendisinin çalışıp, geliştirdiği, bir nevi hayat verdiği maddeden ve etkilerinden korkmaya başladı.

Çünkü biliyor Halep’te bombardıman esnasında yıkılan ev enkazından çıkan çocuğun üzerinde ki kanı griye boyamazsa insanlar bu zulmü durdurmak için harekete geçebilir.Çünkü biliyor eğer Ümran’ın başında ki kanları griye boyamazsa insanların taşlaşmış vicdanları kırılır.Aylan’ı flu yapmazsa insanlar bu zulmü anlayabilir.Çünkü biliyor enkazın arasında babasının az ilerisinde cansız yatan bebeği flu yapmazsa insanların atalete bir bahane bulamaz.Çünkü insanların körlüklerine bir bahane gerek.Çünkü arsızlığımıza, insanlığımızdan, müslümanlığımızdan, komşuluğumuzdan utanmayışımıza bir kılıf gerekiyor.

Selam olsun o gri çocuklara…Selam olsun başlarından akan, aslı kırmızı bizim gri gördüğümüz o asil kana…Selam olsun ailesiz kalmışlara…Selam olsun vatansız bırakılmışlara…Selam olsun yüzlerinde ki o uğruna ciltler dolusu şiir yazılası ifadelere…Selam olsun…  Selam olsun…

Selam olsun kör, sağır, dilsiz, hareketsiz komşunuzdan, dindaşınızdan, dünya halkından GRİ ÇOCUKLARA…

Es selamu aleyküm

Etiketler
çocuk Savaş

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap