Gözümüzün Önünden Kaybolanlar
- Esra Çakan
- 9 Eyl 2016 - 23:47
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Ülkelerindeki savaş ve çatışmalardan tek başlarına kaçan çocuklardan bahsediyoruz. Rakamlar korkunç ancak daha korkuncu rakamların yuvarlanmış olma ihtimali. Yani Avrupa genelindeki çocuk ve genç sığınmacılara dair elde net veriler olmadığı düşünülünce ve göçlerin ardının kesilmediği gerçeği de buna eklenince tablo çok daha vahim bir hâl alıyor.
Kayıpların çoğunlukla görüldüğü ülke Almanya olarak görülüyor . Federal Asayiş Dairesi ( BKA) verileri Almanya’ya sığınan 8 bin 991 çocuğun kayıp olduğu bilgisini veriyor. Kayıp sığınmacı çocukların ağırlıklı olarak Afganistan, Suriye, Somali, Eritre, Fas ve Cezayir’den geldikleri belirtiliyor.
Avrupa Polis Teşkilatı Europol, Şubat ayından buyana Avrupa’ya ulaşmış çocukların kayıp olduğu bilgisini veriyor.
Kayıp olan çocukların çoğunluğunun 14-17 yaş arasında olduğu, 867 çocuğun ise 13 yaşın altında olduğu bilgisi veriliyor.
Çocukların nerede olduğunu bilmediklerini kabul etmekle beraber suç çetelerinin eline düşme ihtimalini de düşük gördüklerinden bahsediyorlar ve ağırlıklı olarak bulundukları yerleri terk eden çocukların başka şehir ya da ülkelerde olan aile bireyleri veya akrabalarının yanına gitmeye çalıştıklarına değiniyorlar.
Verilen bilgilerin çoğu zannedişlerden ibaret. Yani buradan anlaşılıyor ki bu yetkili makamlar öyle yetkili ki zanları bile kâfi gelebiliyor.
Kayıp iğnelerden değil binlerce çocuktan bahsediliyor ve elde somut veriler olmadığından da tüm dünya onları yakınlarını arayan gezgin çocuklar olarak kabul edip rahatlayabiliyor. Çünkü dünya kimsesi olmayan hatta resmen bir varlığı dahi olmayan çocuklar için son derece güvenilir bir yer. Mesela fuhuş çeteleri asla bu çocuk ve gençlerle ilgilenmez, organ mafyasının hiç bir şekilde ilgisini çekmiş olamazlar, yer altı dünyası ucuz fedai gözüyle bakmaz, deneysel araştırmalarda kobay olarak kullanmak kimsenin aklının ucundan geçmez… Bundan nasıl mı bu kadar eminiz çünkü olsa somut verilerimiz olurdu…
Hayat tecrübesi ne olursa olsun yaşları onca kötülükle mücadeleye yetemeyecek kadar küçük binlerce kayıp çocuk… Bunların sadece 9 bine yakını Almanya’da diğer ülkelerde durum ne bilinmiyor. Ve de bunlar dile getirilenler. Nerede oldukları, ne halde oldukları, ölü mü sağ mı oldukları bile bilinmeyen en az 9 bin çocuk.
Hiç birinin bir gününü nasıl geçirdiği bilinmiyor. Düşünelim. 14 yaşında bir çocuk. Bir gününü sokakta bir başına geçiriyor. Üstelik hiç tanımadığı bir yerde ve dil bilmiyor. Onu arayan kimse yok ve bunu herkes biliyor. Sadece bir gün içinde bile başına gelebilecekler insanı ürkütüyor değil mi? Bahsi geçen binlerce çocuk binlerce genç, haftalarca belki aylarca belki daha fazla süredir bir boşlukta yaşıyorlar . Oralardalar işte ama neredeler kimse bilmiyor daha fenası merak eden sayısı da çok değil. Ne yiyor, nasıl ısınıyor, nasıl geceliyorlar, nasıl korunuyorlar ve kimlerle muhatap oluyor nelere maruz kalıyorlar kimse bilmiyor. Nasıl bir hayat içine çekildiler. Bir hayat rutinleri oldu mu? Olduysa bu sağlıklı bir rutin mi? Bunu kimler sağladı? Bir yerlerde yetiştiriliyorlar mı? Evet ise kimler ne için yetiştiriyor?Kaç katil var eli bu çocukların kanına bulaşmış, kaç sapık var, kaç fırsatçı var yaptığı yanına kâr kalan ve kaç minik ceset var bir yerlerde toprağa karışan, kaç büyük ah var acaba her gece her gün arşa ulaşan? Sorular gittikçe can yakıcı mı oluyor? Olmalı . Daha çıplak, daha net, daha acıtıcı olmalı. Dünya bu soruların her gün megafonlarla ve düzenli aralıklarla sorulduğu bir yer olmalı. Küçücük çocukları önce yuvalarından eden, anne babalarından eden sonra da yokluğun kucağına itenler başta olmak üzere herkes hepimiz bu soruları sormalı acıtmalıyız tatlı canlarımızı. Bacak kadar çocuklara sahip çıkamayan milyarlar ne işe yaradıklarını sormalılar kendilerine her gün.
Etiketler
Yazar Hakkında
Esra Çakan
Laf söyleyen balkabağı
Yorumlar