Toplum Aile

Feminizm'i Yıkmak/İslam'a Göre Kadın ve Erkek İlişkisi-4

  • 10 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Feminizm'i Yıkmak/İslam'a Göre Kadın ve Erkek İlişkisi-4

İslam'a Göre Kadın ve Erkek İlişkisi

Günümüzde batılı yaşam ve düşünce tarzı ile özdeşleşen ve yer yer içeriği boşaltılmış dinî motifleri de kullanan modernizmin Müslüman gençler tarafından benimsenmesi, kadın erkek ilişkilerinde dinî ilkelerden oldukça uzaklaşılmasına neden olmuştur. Aliye Izzetbegoviç (1925-2003), bu durumu şöyle eleştirir: “Medeniyet, kadından kullanılan veya tapılan bir nesne yarattı, ancak bu esnada, tek saygıdeğer özelliği olan şahsiyetini aldı. Anneliği ihmal ederek kadını temel ve yeri doldurulamaz rolünden yoksun bıraktı.”(1)

Bu açıdan bakıldığında sosyal alanlarda kendini Müslüman olarak tanımlayan fakat tesettüre aykırı giyinen kızların, yine aynı şekilde kendini Müslüman olarak tanımlayan fakat mahrem davranışları sokaklara taşıyan delikanlıların sayılarının artmış olması, İslami kesimin modernizmden ne kadar çok etkilendiğini göstermektedir. Oysa bir insanın sahip olduğu dini kimlik, onun toplumsal ilişkilerde sergilediği davranışların temel referanslarından biridir. Bireyin kimlerle, nasıl ve hangi ölçüleri kıstas alarak ilişki kurduğu, sosyal ilişkilerde takındığı tavır ve kullandığı iletişim üslubu, o kişinin şahsiyeti ve dini kimliği hakkında önemli ipuçları vermektedir. Özellikle sosyal hayatta Müslüman erkek ve kadın arasındaki ilişki düzeyi, onların dinî kimliklerini ortaya koymaktadır. Bu açıdan kadın ile erkek arasında dini açıdan sağlıklı bir ilişki modelinin ve bu ilişkinin dayandığı temel ilkelerin belirlenmesi elzemdir. Sosyal hayatta kadın ve erkek arasında aşılmaz sınırlar çizen, kadını şeytan olarak gören, sesini haram kabul eden, toplum hayatına katılmasını yasaklayan anlayış, realiteden uzak olmakla birlikte aynı zamanda dinin de uygun görmediği, sosyal hayatın akışını durduran, çarpık bir kadın erkek İlişkisini ortaya koymaktadır.(2)

Geleneksel değerlere sahip olduğu görüntüsü veren bazı gençlerin fırsat bulduklarında sergiledikleri din dışı tavırlar, bu çarpık dini anlayışın neden olduğu kimlik buhranının bir dışa vurumu olarak dikkatleri çekmektedir. Bu anlayış, fitneye sebep olabilecek durumları
ortadan kaldırma konusunda aşırı hassas davranmakta, bazen kötü sonuç doğurma ihtimalinin çok zayıf olduğu durumlarda dahi fitneden söz edilebilmektedir. Aslında meydana gelmesi muhtemel bu türden bir fitnenin temelinde, -kadınların herhangi bir katkısı olmamasına rağmen- erkeklerin, kötü düşüncelerine onları bahane ederek toplumda huzursuzluk çıkarmaları yatmaktadır.(3) Öte yandan, herhangi bir durumdan veya davranıştan fesat çıkma ihtimali varsa, Kur’an’ın emir ve yasakları göz önünde tutularak bu konuda kadın kadar erkeğin de sorumlu tutulması ve hassasiyet göstermesi beklenmelidir. Çünkü fitneye yol açmak her iki kesim için de haramdır.(4)

Dolayısıyla hangi davranışların fitneye sebep olduğu, hangi sonuçların fitne sayılacağı konularında elde net bir kıstas olmamasına rağmen yasak/günah olmayan birçok davranışın fitneye sebep olabilir endişesiyle yasak sayılması ve terk edilmesi, birçok fayda ve maslahatın da kaybolmasına sebep olabilmektedir. Örneğin günümüzde fitne endişesi ile kadınları ibadet edecekleri camiden, eğitim alacakları okuldan ve vakıf, dernek gibi hayır işleri yapacakları diğer sosyal alanlardan uzak tutmak, buna birer örnektir.(5) 

Gerçekte İslâm, kadını ne modern hayatta olduğu gibi çalışan bir işçi gibi görür ne de gelenekte olduğu şekilde onu sosyal hayattan tamamen soyutlar. İslâm kadını fiziksel anlamda yatkın olduğu işlerde ve zaruri kaldığı durumlarda çalışmaktan men etmez. Ayrıca İslâm, kadının eğitim hakkını önemser ve hepsinden önemlisi anneliği kutsal göstererek kadını bu yeteneği sebebiyle sosyal hayatta ayrıcalıklı kılar.(6) 

İslam’da kadının sosyal hayata katılması belli kurallar dâhilinde caizdir. Aynı şekilde erkeklerin de belli kurallara uyması şarttır. Dolayısıyla sosyal hayatta uyulması gereken kurallar her iki tarafı da içine almaktadır. Fakat kadınların gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak daha narin ve kırılgan olmaları, sosyal hayattaki kadın erkek ilişkilerinde genellikle incinen taraf olmalarına neden olmaktadır. Bundan dolayı Kur’ân, özellikle kadınların incitilmemelerine yönelik tedbirler almış ve bu yönde daha net kurallar koymuştur.(7) Örneğin; “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, vücutlarını örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir” (el-Ahzâb 33/59) âyeti, tesettürün aslında kadınları koruyan ve yücelten bir emir olduğunu açıkça belirtmektedir. Ayrıca bu âyet, kadının sosyal hayata katılmasını yasaklayan çarpık anlayışın aksine kadınların ihtiyaçlarını karşılamak için topluma katılmalarına izin verildiğine dair bir delildir. Çünkü dışarı çıkmaları caiz olmasaydı dış örtülerini giymeleri de emredilmezdi; aksine dışarı çıkmalarının yasak olduğu belirtilirdi. Bu durum, ihtiyaçlarını karşılamak üzere kadınların sosyal hayata karışmalarının caiz olduğunu göstermektedir.(8) Kur’ân, kadın erkek ayırt etmeksizin mü’minlerden yeryüzünde gezerek geçmiş kavimlerin günümüze bıraktığı eserlerden ibret almalarını istemektedir. (9) Bu ibret alma tavsiyesi ise evden çıkıp hayata karışmadan mümkün değildir. Ayrıca kadınların mahkemelerde şahitlik yapabilecekleri,(10) erkeğin, iddet bekleyen bir kadına üstü kapalı olarak evlenme isteğini söyleyebileceği,(11) çobanlık yapan kızların, hayvanlarını diğer çobanlarla aynı sudan suladıkları ve yabancı bir erkek olan Hz. Musa ile sulama konusunda konuştukları haber verilmektedir.(12) Bu davranışlardan kadınların sosyal hayata katılmalarının dinen yasak olmadığı anlaşılmaktadır.(13) Ayrıca Kur’ân, mü’min erkek ve kadınların birbirlerinin velisi olduklarını, birbirlerine iyiliği emredip, kötülükten sakındırdıklarını (14) bildirir ki bu durum ancak onlar arasında karşılıklı bir ilişki olduğunda gerçekleşir. Ayrıca Kur’ân’ın ayrı ayrı her iki cinse de gözlerini harama bakmaktan men etmeleri ve avret yerlerini örtmeleri için verdiği emirlerin (15) uygulanabilmesi, onların toplumsal ortamlarda bir arada bulunmaları durumunda mümkündür.

Hz. Ömer (ö. 23/644), halifeliği zamanında bir gün minbere çıkıp kadınlara çok fazla mehir verilmemesini istemiştir. Cemaatte bulunan bir
kadın ayağa kalkmış, âyetlerden örnekler vererek (16) ona itiraz etmiş ve görüşünü de ispat etmiştir. Bunun üzerine Hz. Ömer kendi fikrinden vaz geçmiştir.(17) Bu hadise, sahabe döneminde kadınların mescide gittiklerini ve orada fikirlerini açıkça ve rahatlıkla ortaya koyarak savunduklarını göstermektedir. Bu olay, İslâm’ın ilk yıllarında kadının cemiyet içindeki konumunu tespit etme, onların hak arama konusundaki tavırlarını belirleme ve idarecilerin onların görüş ve kararına ne ölçüde saygı duydukları açısından önemli ipuçları vermektedir. Özellikle devlet başkanının bulunduğu mecliste kadınların da bulunduğu ve orada söz hakkı olduğu gözden kaçırılmaması gereken önemli bir durumdur.(18)

İmam Mâlik’e (ö. 179/795) sorulan şu soru, bize sosyal alanda kadın erkek ilişkileri hakkında bir ölçü verebilir: “Bir kadın, namahrem bir erkekle veya kölesiyle beraber yemek yiyebilir mi?” İmam, bu soruya: “Eğer o yörede kadınların erkeklerle beraber yemek yemesi, bir örf haline gelmişse bunda bir sakınca yoktur. Kadın, kocasıyla beraber yabancılarla birlikte yemek yiyebilir” şeklinde cevap vermiştir.(19) Bir davranışın veya uygulamanın örf haline gelmesi, artık onun toplum tarafından yadırganmayacağı anlamına gelmektedir. Yadırganmayan bir davranışın yapılması ise karşı cinsin dikkatini çekme ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Kadınlar, içinde yaşadıkları toplumların ataerkil aile yapısına rağmen İslâm dininin sağladığı olanakları kullanmışlar ve çeşitli ilim dallarında kendilerini yetiştirmişlerdir.(20)

Kadınların hadis ilmindeki yeri hakkındaki şu bilgiler, İslâm toplumlarında kadının sosyal konumu hakkında somut veriler sunmaktadır. Örneğin mü’minlerin annelerinden Hz. Ayşe 2.210, Hz. Ümmü Seleme 378, Hz. Meymune 76, Hz. Ümmü Habibe 65, Hz. Hafsa 60 hadis rivayet etmiştir. (21) Hz. Ayşe’den hadis öğrenip rivayet edenler arasında kadın hadisçilerden Umre Binti Abdurrahmân, (22) Safiyye binti Şeybe, Âişe binti Talha, Âişe binti Abdirrahmân, Hafsa binti Sîrîn öne çıkmaktadır. (23) Tirmizî’nin Kitâbü’ş-şemâil’indeki yaklaşık 400 hadisi rivayet eden 83 sahabîden 12’si kadındır. (24) Memlükler zamanında yaşamış olan meşhur hadis âlimi İbn Hacer’in kendisinden ders aldığı, kitap okuduğu, rivayette bulunduğu hocalarının yaklaşık altmışa yakını kadın hadisçilerdir. Ayrıca en fazla rivayette bulunduğu on üç hocasından dördü kadındır. Bunun da ötesinde onun en fazla rivayette bulunduğu hocası Fâtıma b. Muhammed adlı muhaddisedir (25) Ronald C. Jennings (1942-1996) ve Yossef Rapoport gibi yabancı araştırmacıların, Osmanlı ve Memlüklü arşivlerinde yaptıkları araştırmalardan elde ettikleri sonuçlar, her iki Müslüman toplumda kadının konumunu göstermesi açısından çok değerlidir.(26)

Mehmet Paçacı’nın aktardığına göre Jennings, Osmanlı kadılarının tuttuğu dava kayıtlarının, sosyal hayattaki kadın erkek ilişkileri bağlamında 17. yüzyıl Kayseri halkının dindar sayılamayacak bir toplum olduğunu bile düşündürebileceğini belirtir. (27) Ayrıca arşivlerden kadınların vakıf hizmetlerinde aktif rol aldıkları görülmektedir. Osmanlı döneminde sadece Üsküp şehir merkezinde kadınların kurdukları vakıf sayısı ondan fazladır.(28) Kadınlar, sadece vakıf kurmakla kalmamışlar, aynı zamanda birçok vakfın mütevelli heyetlerinde görev alarak vakıfların idaresinde de söz sahibi olmuşlardır.(29)

Tüm bu örnekler, İslâm dininin kadını sosyal hayattan koparmayıp onu bu hayatın bir parçası olarak kabul ettiğini göstermektedir.(30) Bunun dışındaki görüş ve anlayışlar ise -bazen seslerinin çok çıkmasına rağmen İslâm toplumlarının gündelik hayatlarında kendilerine yer bulamamıştır.(31) Müslüman kadın, özellikle eğitim (32) ve Müslüman bir toplumun inşası için sosyal hayata katılmak zorundadır. Bu noktada Izzetbegoviç’in şu isabetli tespitini paylaşmak yerinde olacaktır: “Erkeklerin gözden kaçırdıklarını eğitimli Müslüman kadınlar, başarılı bir şekilde tamamlayacaklardır. Bugün İslam toplumları kendilerini bulma mücadelesini vermekte ve sonu olmayan
birçok sorunu çözmeye çalışmaktadır. Bu mücadelede zaferler de vardır, yenilgiler de. Ancak gittikçe daha çok zafer ve daha az yenilgi olabilmesi için, İslam dünyasının yarısını oluşturan Müslüman kadının eli, kalbi ve aklıyla bu mücadeleye katkıda bulunmasına ihtiyaç vardır. Müslüman kadın, yeni nesli doğurmalı, yetiştirmeli ve onlara, İslâm ve geleceğe olan imanı vermelidir. O, ancak eğitimli ve yetiştirilmiş olursa eğitebilir ve yetiştirebilir.”(33)

Sosyal hayatta kadınlar ile erkeklerin bir arada olmaları dinen yasak değildir, fakat bu birliktelikte uyulması zorunlu olan kurallar vardır. İslâm, kadın ile erkek arasında dengeli bir sosyal ilişki düzeyi ortaya koyar. Bu düzey, ne kadını sosyal hayattan koparıp evine kapatan ne de sonsuz bir serbestlikle onu değersizleştirerek bir ticârî meta haline getiren bir seviyededir. Bu çalışmamızda sosyal hayatın kaçınılmaz bir sonucu olan kadın erkek ilişkilerinde Kur’ân’ın ve sünnetin belirlediği bazı ilkeleri tespit etmeye çalışacağız.

-Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi-

-------------------------------------------------------------------

KAYNAKLAR

  1. Aliya İzzetbegoviç, İslam Deklarasyonu, trc. Rahman Ademi, 4. Bs (İstanbul: Fide Yayınları,2010), 64.
  2. Bu anlayışın kendine referans aldığı kaynakların eleştirisi için bk. Ali Osman Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın (İstanbul:Beyan Yayınları, 2000).
  3. Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın, 66.
  4. Cihan Aktaş, “Kadının Toplumsallaşması ve Fitne”, İslâmî Araştırmalar 10/4 (1997): 244.
  5. Mahmut Yeşil, “Kadınların Cemaate İştiraki ile İlgili Hadisler Üzerine Bir İnceleme”, SÜİF Dergisi 17 (2004): 60-61.
  6. Erdal Baykan, Aliya Okumaları İslam Deklarasyonu (Konya: Çizgi Kitabevi, 2016), 123.
  7. Bekir Topaloğlu, İslâm’da Kadın (İstanbul: Nesil Yayınları, 1995), 186.
  8. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Teʾvîlâtü Ehli’s-sünne, thk. Mecdi Ba Sellum (Beyrût: Dârü’lKütübi’l-İlmiyye, 2005), 8: 415.Örn. bk. Âl-i İmrân 3/137; el-En‘âm 6/11; Yûsuf 12/109; el-Hac 22/46; er-Rûm 30/9; elMü’min 40/21, 82.
  9. el-Bakara 2/282.
  10. el-Bakara 2/235.
  11. el-Kasas, 28/23-28.
  12. Ebû Abdillâh el-Kurtubî, el-Câmi‘ li-ahkâmi’l-Kur’ân, thk. Abdullah et-Türkî (Beyrût: Müessesetü’l-Risâle, 2006), 16: 258.
  13. et-Tevbe 9/71.
  14. Bk. en-Nûr 24/30-31.
  15. Bk. en-Nisâ 4/20-21.
  16. Ebü’l-Fidâ’ İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kurʾâni’l-ʿazîm, thk. Sâmi b. Muhammed es-Selîme, 2. Baskı (Riyad: Dâru Tayyibe, 1999), 2: 243-244.
  17. Abdulkadir Karakuş, “Kur’an Perspektifinden Kadın”, Şarkiyât 11/2 (Ağustos 2019): 847- 848.
  18. Muvatta’, “Sıfatu’n-nebiyy”, 35; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye adlı eserinde naklettiği
    şekilde Hz. Ömer’in yanında yabancı bir erkek varken eşini sofraya davet etmesi de bu
    konuda bir örnektir. Bk. Ebü’l-Fidâ’ İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye (Beyrût: Mektebetü’lMa’ârif, 1990), 7: 131.
  19. Kadınların ilim öğrenmesi ile ilgili bir değerlendirme için bk. Karakuş, “Kur’an Perspektifinden Kadın”, 848-850.
  20. Mehmet Eren, “Kadınların Hadis İlmine Katkıları”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
    Dergisi 44/1 (2003): 85.
  21. Muhammed Hamidullah, Muhtasar Hadis Tarihi ve Sahife-i Hemmam İbn Münebbih, trc.Kemâl Kuşçu (İstanbul: Bahar Yayınları, 1967), 40-41.
  22. Subhi es-Sâlih, Hadîs İlimleri ve Hâdis Istılahları, trc. M. Yaşar Kandemir, 5. Baskı (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1988), 313.
  23. Ali Yardım, Hadîs I, 2. Baskı (İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları, 1992), 65.
  24. Muhammet Yılmaz, İbn Hacer’in Hocaları Bağlamında Kadın Hadisçiler (Ankara: Araştırma
    Yayınları, 2008), 10.
  25. Bk. Mehmet Paçacı, “Çağdaşçı ‘Kur’an’da Kadın’ Yorumunun Eleştirisi”, Tarihten Günümüze Kur’an’a Yaklaşımlar (2010), 559-585.
  26. Paçacı, “Çağdaşçı ‘Kur’an’da Kadın’ Yorumunun Eleştirisi”, 563.
  27. Hasan Telli, Osmanlı Dönemi Üsküp Vakıfları (Ankara: İlâhiyât Yayınları, 2019), 197-228.
  28. Telli, Osmanlı Dönemi Üsküp Vakıfları, 337.
  29. Hz. Peygamber ve Hulefâ-i Râşidîn dönemlerinde kadının sosyal konumu hakkında geniş bilgi için bk. Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın, 28-38.
  30. Ayrıntılı bilgi için bk. Hidayet Şefkatli Tuksal, Kadın Karşıtı Söylemin İslam Geleneğindeki İzdüşümleri, 5. Baskı (Ankara: Otto, 2014).
  31. Ayrıntılı bilgi için bk. Tayyip Okiç, İslâmiyette Kadın Eğitimi (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1979).
  32. Aliya İzzetbegoviç, İslami Yeniden Doğuşun Sorunları, trc. Rahman Ademi, 3. Baskı (İstanbul: Fide Yayınları, 2010), 58-59.

---------------------------------------------------------------

Serimiz burada son buldu. İstifade edenlerden olalım inşallah.

Selam ve dua ile.
Vesselam

Kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/885624
Etiketler
feminizm Türkiye'de Feminizm Başkaldırı İsyan İslam Diyanet aile Toplum Fert Kemalizm Yaratılış Feminizm üç dalga Kadın erkek SOSYAL ROLLER Toplumsal çatışma çatışma Ayaklanma batı Batıl Bid'at Hadis Sünnet Ayet Kur'an Görev Sorumluluk İş hayatı Yaşama hakkı Özgürlük Eşitlik Seçim hakkı Adalet Hak Meşrutiyet meslek seçimi İstibdat aa

Yazar Hakkında

Ömer Güncü

Adıyaman Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik 2023 Mezunuyum. Çeşitli yardım kuruluşlarında ve sivil toplum kuruluşlarında yer aldım. Adıyaman Gençkızılay'da İl Baskan Yardımcılığı, Sosyal medya uzmanlığı, AFAD Adıyaman Baskanlik gönüllüğü, medya ve görüntüleme birimi sorumluluğu, Ahbap Hatay  Projesi Egitmenlik görevi. Adıyaman Anadolu Gençlik Derneği üniversite komisyonu teşkilat başkanlığı gibi görevlerde yer aldım.

.

Çok gezip, çok okumayı seven birisiyim. Okuduğum kitaplar ağırlıklı olarak psikoloji, din ve sosyoloji üzerinedir. Roman okumayı da çok severim. Psikoloji, din ve sosyoloji gibi alanlarda araştırma yapmaya yazılar okumaya ve bunlar üzerine yazmaya hevesli birisiyim. Çevremce işkolik olduğum söylenir. Ben kendimi geliştirmek, ilim ve irfan öğrenmek pahasına işkolik olmaya razıyım :) Hayatımın Gayesi; önce kendime, sonra dünyama faydalı olmak ve katkıda bulunmaktır. İnanıyorum ki kendimi değiştirirsem, ailemi, milletimi ve dünyamı değiştiririm. Yazılarım makale tarzı olup akıcı bir üslup ile yazılmıştır. Okurken kendinize bir şeyler katacağınıza eminim. İyi okumalar :)

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap