Öykü

Edebiyat Öğretmenidir Herhalde

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Edebiyat Öğretmenidir Herhalde

Yıllardır aradığı insana çok kızmıştı “Nerdesin?” diye. Zaten tenha geçiyordu bayramlar, tenha bayramın bayram havası da olmazdı. Bayram onun için birinci gün bitiyordu. Küçükken bayramın bütün sabahları erkenden kalkar giyerdi bayramlıklarını, çünkü inanırdı o bayram heyecanını bir şekilde uyandırabileceğini. Artık hayat döve döve de olsa öğretmişti bazı şeyleri değiştirmeye tek başına gücünün yetmeyeceğini. Onu işte tam da bu yüzden arıyordu, çünkü o yanında olunca bütün dünyayı karşısına alabileceği inancındaydı. Daha güzel günler için bu günlerini feda ediyordu, en yakın dostu böyle söylemişti. “Yani…” demişti genç adam “… Yılları nadasa bırakıyoruz.” Öyleydi de. “Tahammül et!” diyeni de çoktu etrafında ama genç adam yerine cevap veren M. Akif’ti:

“Tahammül et dediler, hangi bir zamana kadar / 

Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.”

-“Zaman her şeyin ilacı.” dediklerinde söz genç adama kalıyordu, o da boş konuşmuyordu hani:

-“Reçete olarak zaman pek de pahalı.”

Neyse ne ya, adam hem kızgın hem üzgün atıverdi kendini dışarıya, her ne kadar kızsa da aramayı bırakmayacağı insanı bulmak için. Bir kafe vardı, nostalji müzikler çalardı. O aşk ve muhabbet dolu ezgiler adamın sıkıntısını alıyordu. Sanki adam hastaydı da orası bir ağrı kesiciydi. Tedavisini bulacağı güne kadar yoklayan hasret nöbetlerini savuşturacağı bir tıp merkeziydi sanki.

Güneşin alnında söylene söylene -şarkı söyleyerek- çıkıyordu sarp yokuşu ki kısmen dinsin gönül ağrısı. Bayram günü böylesi bir kafe neden açık olsun ki? Adam hiç sorgulamamıştı bunu, emindi açık olacağına. Yokuş bitti ve geliverdi kafenin kapısına. İçeriye girerken geçirdi içinden: “Şu bayram günü dertsiz adamın ne işi olurdu ki yalnız başına kafede?” Yine sitem etti ona. Bayramın üçüncü günü kafenin açık olmasına anlam veremedi bir an ama çok da üstünde durmadı, aklında milyon tane fikir vardı zaten. Çok sorgulamadan girdiği kafede bir de ne görsün?

Kafede onun gibi bir yalnız daha vardı. İçinden geçirdi: “Yoksa bu o mu?”.

Öyle işte…

– Eeee, sonra?

– Sonrası yok.

– Nasıl yok ya?

– İçeride ne oldu bilmem, hiç anlatmadı da.

-Peki, sen merak edip sormadın mı hiç; o muymuş, değil miymiş, değilse kimmiş?

– Sordum tabi ki.

-Ne dedi?

– Bizimkine şiir yazmayı o öğretmiş. Edebiyat öğretmenidir herhalde.

Etiketler
şiir edebiyat Aşk Hikaye Şair öğretmen

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap