Din Fikir Düşünce

Dini Yaşantıda Liberal Mi Olalım? Pekala!

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 2
Dini Yaşantıda Liberal Mi Olalım? Pekala!

Sözlükte “liberal” kelimesinin anlamı “hoşgörülü” olarak geçiyor. Bu hoşgörü kelimesinin de anlamını irdelersek; kişinin yaşantısına ve mantığına uyan, onun kabul edebileceği, sıcaklık duyup içinde olmaktan rahatsız olmayacağı topluluk, fikir oluşum veya yaşam tarzı karşısında takındığı olumlu tavır demek yanlış olmaz. Zira kimse “hoş” görmediği bir şeyin içinde olmaz, olmak istemez. Yine sözlükte liberal olmak demek; yumuşama, yumuşatma, esnetme, kitabına uydurma, taviz verme olarak da karşımıza çıkabilir.

Herkesin mutlaka kırmızı çizgileri vardır. Giyiminde, yemesinde, içmesinde, gezmesinde, velhasıl yaşantısında… Liberal olmak demek, sürekli kumaş pantolon, gömlek giyen birisinin “Bir gün de kot pantolon tişört giyeyim, hatta ara sıra artık böyle giyineyim.” demesidir. Liberal olmak, “Ben kumaş pantolon, gömlek giyerim, kot pantolon, tişört giyenden bana ne.” demek değildir. Bunun adı olsa olsa görmezden gelme, tahammül olabilir ancak.

Hoşgörü deyince hemen akla, bir kişinin kendisi gibi düşünmeyen, yaşamayan insanlara, kendi yaşam tarzının tam zıddı dahi olsa sevecenlik gösterip, “Ayy canım bu da böyle işte, buna da bu yakışıyor ne yapsın.”  demesi gerektiği gibi bir anlam çıkarılması gerektiği anlaşılıyor gibi. Bizler bizim gibi, yani Müslümanca yaşamayan insanlar için, ya da Müslüman olmamış insanlar için sadece Allah’ın onları ıslah etmesini, veya hidayet etmesini temenni ederiz. İçki içilen bir ortamda adına sırf “hoşgörü” denildiği için içmesek de oturmayı çirkin görürüz. O ortamda bulunmayız, o ortamda bulunacak olanlar veya bulunanlar için de dua ederiz. Ama asla ne öyle bir ortamı hoş görürüz, ne o ortamda yapılanı, ne de yapanı. Çevremizde bize göre göre hoş olmayan şeylere de ancak “tahammül” edebiliriz.

Müslüman olup da İslam’ı yaşamayan, gevşek davranan, öğrenmeyen; veya gayr-i müslim olan birisinin Müslümanlara ve İslam’a karşı olan önyargıları, yanlış ithamları, aslını astarını bilmeden edilmiş lafları neden küresel hoşgörü çerçevesinde ele alınmıyor? Çünkü asıl gerçeği herkes bilir: “Hoş gördüğün şeye dahil olursun, hoş görmediğin şeyin karşısında olursun!”

Bizler hamdolsun Müslümanız. Çoğumuz (bendeniz dahil), dinimizi mükemmel derecede yaşayamıyor olabiliriz. Bu elbette bizim eksikliğimiz. Fakat bazı durumlar bizi o kadar da zorlamayacak şeyler. Misal, az önce verdiğim örnekteki gibi içki içilen bir yerden uzak durabiliriz. Hadi bunu esnettik, o içki içenleri ve o ortamları hoş gördük diyelim. Fakat esnetince bu yaşanılan din İslam olmaktan çıkıyor bir yerde. Çünkü Allah’ın ve Efendimiz (s.a.v)’in kesin olarak yasakladığı, uzak durulmasını emrettiği bir şeye yakınlık duymaya başlıyoruz. Barutun, ateşin yaşantısını hoş görüp yakınına gelmesine izin verdiğini düşünün. Bayram, akraba, eş dost ziyaretlerinde birileri tarafından çağın dışında, geri kalmış bir adet olarak görülen, yanlış bulunan, acıdır ki Müslümanlar tarafından bile yanlış olduğu savunulan haremlik-selamlık uygulamasını da esnetelim. Kadınları bilmem de ben erkek olduğum için iyi biliyorum. Şeytan faktörü her zaman olduğundan daha aktiftir o yerlerde. Biz istediğimiz kadar Allah’a sığınalım, la havle çekelim boş… Yanlış anlamayın, zikir boş değil, kalp boş. Akıntıya karşı durmuşuz ve kürek çekiyoruz o anda. Akrabamızın veya komşumuzun kızının bir çift gözü bize doğru akıyor, namahrem olan bir kadının eli tokalaşmak için bize doğru akıyor, sırf samimiyet olsun diye, muhabbet olsun diye yapılan şakalaşmalar, espriler bize doğru akıyor. Erkek olarak bir şahıs ne kadar kendine sahip olduğunu, düşüncede bile olsa harama meyletmeyeceğini iddia ededursun, bütün bunlar erkeğin bilinçaltına yerleştiğinde şeytan bunu çook güzel kullanır. İslam’da kadının tesettür kriterlerinin daha geniş tutulmuş olması da kadının değil, erkeğin daha şerli olmasındandır. Bu tesettür kiriterini de esnettik, hoşgörü çerçevesinde birileri rahatsız olmasın diye modaya ve saireye uydurduk diyelim. Hanım kardeşlerime bir sözüm yok ama yine erkeklerin şerrinden Allah’a sığının derim. Konu açılmışken, kadının tesettürüne en fazla iki metrelik bir kumaş yeterken, erkeğin tesettürü dediğimiz gözlerini kumaşla muhafaza etmesi mümkün değildir. Gözlerinden sonra erkeğin zihni gelir ki iş o kadar ilerlemişse Allah o erkeği ıslah etsin. Hadi tesettürü de geçtim, normalde “açık” yani tesettüre riayet etmeyen bir kadının giyimine saygı duymak, hoşgörü sergilemek? Kimse bozulmasın ama bu şekilde düşünen bir erkek aslında bilinçaltında, “Ben şuna saygı duyarım aslında; o her yerini gösterebilir, benim için sorun yok. İşime gelir.”  demektedir.

“Cinsel tercihlere saygım var.” cümlesi de bir aldatmacalı cümledir. Bizim, dinimizin yasakladığı bir şeye saygı duymamız, onu hoş görmemiz mümkün müdür? Kuran’da özellikle Lut (a.s.) kıssası anlatılmış ve o şekilde davrananların, yaşayanların lanetlenmiş (her türlü imtiyaz ve kolaylıktan, affedilmekten dışlanmış) birer sapık oldukları belirtilmişken hem de…

Daha da liberal olalım mı? Ne dersiniz?

Etiketler
Kur'an İslam Müslüman Tesettür tahammül Saygı Liberal Lut (a.s.) hoşgörü

Yazar Hakkında

Kemal Ağca

Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın

Yorumlar

  • 2 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap