Darbe Görmeyen Nesle Özetle Darbe Geçmişimiz
- Esra Nur Kırbaş
- 14 Ağu 2016 - 00:11
- 9 dk okuma süresi
- -
- 0
15 Temmuz tarihinde gerçekleşen ve tüm Türkiye’yi hatta ve hatta tüm Müslüman alemini endişeye boğan alçak bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Ülkenin genç nüfusu olarak Boğaz köprüsü -şimdi ki adıyla 15 Temmuz Şehitler köprüsü- üzerinde tankları gördük evvela; evlerimizin televizyonlarından. Bir çoğumuz anlam veremedi. Bazılarımızsa ihtimal vermekten kaçınıp tedbir sandı. Sonrasında odaya giren büyüklerimiz “Tank köprüye indiyse darbe gelecektir.” diyerek aydınlattı bizi. Çok şükür ki darbe gerçekleşemedi, ama darbe girişimi nedir görmeyen nesil adeta bir şok yaşadı. Ardından gelen şehit haberleri ve yıllardır güvenilir isimler olarak gördüklerimizin birer birer hain çıkması… Bütün bunlar kimi uzmanlara göre travma olarak yorumlandı.O vakit bizler de Efendi ailesi olarak, darbe görmeyen nesle Osmanlı’dan bu yana süregelen darbe ve isyanları özet niteliğinde toparlayalım ve aktaralım istedik. Evvela terör saldırılarında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifa, geride kalanlarımıza bol bol sabır ve metanet dileyerek dualarımızı iletiyor ve yazımıza Bismillah diyorum.
– Fatih Sultan Mehmed Dönemi:
Osmanlı’da cuntacılık ve askerî darbe geleneği ufak tefek kıpırtılarla süregelmekle birlikte; ilk büyük darbe girişimi Fatih Sultan Mehmed’e karşı Edirne’de gerçekleşmişti. Bu, ilk büyük girişimin ardından Osmanlı padişahları’nın yaklaşık üçte biri askeri darbeler sonucu tahttan indirilmiştir.Sultan II.Murad, Varna savaşı’nda galip geldikten sonra ” İbadet ve taatle meşgul olmak” gerekçesiyle -ki bu tarihçilere göre maskeli bir gerekçedir- 1444 senesinde Manisa’ya çekildi. Bunun altında yatan asıl gerekçe ise Mehmed’inin müjdelere mazhar olan İstanbul’u bir an evvel feth etmesiydi.Fakat Vezir-i Azam Çandarlı Halil Paşa, çocuk yaşta bir padişahın tahta geçmesini uygun bulmadığından, Sultan II.Murad’ı tahta geri döndürmeye çalışıyordu. Şehabeddin, Saruca ve Zağanos paşalar ise II.Mehmed’in tahta uygun olduğu düşüncesindeydiler. İşte bu sırada, Çandarlı Halil Paşa’nın isteği doğrultusunda Yeniçeri Ocağı’na ilk cunta hareketi girdi: Osmanlı’nın ileri safhalarında da çokça ortaya çıkan “Paranın değerinin düşürülmesi” mevzuunu bahane ederek Şehabeddin Paşa’nın evini yağmaladılar.Bunu gerekçe gösteren Çandarlı, eski padişahı tahta çağırdı ve II.Mehmed’i de Manisa Valiliğine geri gönderdi.
-Sultan Genç Osman Dönemi:
Genç Osman akli müvazenesi bozuk olması gerekçesiyle amcası Mustafa’nın yerine tahta geçtiğin de henüz 13 yaşındaydı. Çocukluk yıllarında kaleme aldığı şiirin de:“Niyyetüm hizmet idi saltanat üdevletimeÇalışur hasid ü bedhah nekbetüme”
diyerek ülküsünün büyüklüğünü ifade etse de, gençliğinin ve deneyimsizliğin bir nevi kurbanı oldu. Kendisi değişim ve cihangirlik hülyalarıyla büyümüştü. Avrupa’yı hem karadan hem denizden kıskaç altına almak, dönemin kızıl elması Roma’yı feth etmek en büyük hayaliydi.Mahpeyker Kösem Sultan’ın himayesinde büyüdü. Öyle ki o vakte değin Osmanlı Sultanları’nın anneleri Topkapı’da, üvey anneler ise Eski Saray’da yaşarlardı. Genç Osman, üvey annesine beslediği muhabbetten ve derttaşlıktan ötürü teamüle aykırı olmasına rağmen üç gece padişah sıfatıyla Eski Saray’da gecelemişti. Oysaki akıl ve güzellik yekpare kendinde toplanan Kösem Sultan’ın tek düşüncesi, akli müvazenesinin yerinde olmaması sebebiyle tahttan indirilen Mustafa’nın tekrar cülüs etmesiydi. Nitekim eğer Genç Osman tahtta kalmaya devam ederse kendi oğullarının öldürülmesinden endişe duyuyordu. 1620’de Valide Sultan Mahfiruz Sultan’ın vefatından sonra biraz daha rahat hareket etmeye ve Yeniçeri’yi ele almaya başladı.Çünkü o dönem de (1621) Sultan Osman’ın öz kardeşi Şehzade Mehmed’i kazasker fetvasıyla öldürtmesi, sonrasında Şehzade Murat’a düzenlenen ancak başarısız olan suikast gözünü epey korkutmuştu. Genç Osman’ın askerle arasının iyi olmaması da buna yardımcıydı.Lehistan seferinden: Hem tembelliğe meyledip rahatlayan ordunun isteksizliği sebebiyle hem de kendi tecrübesizliği sonucunda başarı elde edemeden dönmesi onu araştırmaya sevk etti ve Yeniçeri ve Sipahiler’e verilen ulûfeleri tetkik etti. Bulduğu açık ise üst rütbeli askerlerin vefat etmiş olan askerlerin de maaşlarını alıyor olmalarıydı. Fazladan ödenen bu paraları kesitiğindeyse askerler onu devirmeye karar verdi. Yavuz Bahardıroğlu’nun tam metin deyimiyle,”Para yiyemez olduk!” demiyorlar da herkesi etkileyecek başka bir sloganla ortaya çıkıyorlardı: “Şeriat elden gidiyor!” Bu söylem günümüzde de çağa uygun hallere sokulup bahane olarak önümüze sunuluyor aslında…
Bunun üzerine hocasına danışan Genç Osman yeni bir ordu kurmak için Anadolu’ya gitmeye karar verdi ve buna kılıf olarak Hacc’a gideceğini açıkladı. Dönemin Şeyhülislamı ve Padişahın kayınpederi Esad Efendi bu karara kesinlikle karşı çıksa da, deneyimsiz padişah ona kulak asmadı. Bu sırada da asker durumu iyice anlamış ve ayaklanma başlamıştı. 1.Mustafa’yı getirip tahta oturtturdular ve alimlere kılıç zoruyla biat ettirdiler.Ardından Padişah’ı Ağa Kapısı’ndan yani dönemin Genelkurmay Başkanlığı’ndan alıp Orta Camii’ye ardından Yedikule Zidanları’na götürüp kementle boğdular. Bunlar olup bittiğinde Genç Osman henüz 18 yaşındaydı.Bu derin devlet hareketi Sultan IV.Murad’ın annesi Kösem Sultan’ı Eski Saraya gönderip, o ve asker arasındaki rüşvet bağını kesmesiyle ve Topal Recep Ağa başta olmak üzere bir çok idam gerçekleştirmesiyle sona ermiştir. Kendisi, 28 yaşında verem hastalığından vefat etmiştir.
-Sultan İbrahim Dönemi:
Sultan İbrahim, Kösem Sultan’ın ikinci oğlu olarak, ağabeyi Sultan IV.Murad’ın vefatından sonra 25 yaşında tahta çıkmıştı. Ölümden korktuğu için Kösem Sultan’ın onu zorla tahta geçirttiği söylenir. Sultan, ağabeyinin cesedini gördükten sonra Hz.Ömer’in sarığını takıp tahta geçmiştir.Döneminde Yeniçeri düzeni yeniden bozulmuş ve Anadolu’da peşpeşe isyanlar baş göstermişti. Halk ve asker Sultan’ın vergileri çoğaltması sebebiyle çok bunalmıştı ki, sabah olunca silahlı Kapıkulu Ağaları Fatih Camii avlusuna geldiler.Bunu haber alan sadrazam Tezkereci Ahmet Paşa korkup saklandı. O zaman başdefterdar olan Sofu Mehmed Paşa Fatih Camii’ine çağrıldı ve burada isyancıların liderleri olan ocak ağaları ve ulema liderleri tarafından geniş tecrübesi nedeniyle kendisinin sedarete getirildiği ilan edildi.Sadrazam’ın da katlinden sonra Sultan, dağılmaları için sürekli emirler gönderse de bir değişiklik olmamıştı. O da saray burçlarına toplar yerleştirip, bostancıları silahlandırdı. Kösem Sultan’dan ise Mehmed’i getirmelerini istiyorlardı. Kösem Sultan böyle bir adet olmadığını ve zaten ağaların onlardan yana olduklarını söyleyerek onları red etti.Ardından cuma günü ayak divânı talebinde bulundular. Yetmeyince saraya girdiler ve karşılarında Kösem Sultan’ı buldular. O her ne kadar cülûsûn devamına ısrar etse de sonunda Sultan’ın; Hatice Turhan Sultan’dan olan oğlu Şehzade IV.Mehmed babası yerine tahta oturdu. Bu sırada sadece 7 yaşındaydı.
-Sultan IV.Mehmed Dönemi:
Avcı Mehmed adıyla da ünlenen Padişah, 39 sene tahtta kalmıştır. İlk yılarda babaannesi Kösem Sultan ve annesinin gölgesinde kalmıştı. Sarayda Yeniçeri ocak ağaları ve saray ağaları arasındaki karışıklıkların yanı sıra çeşitli bölgelerde de karışıklıklar devam ediyordu.Bu sıralarda Hatice Turhan Sultan, Kösem Sultan’ın oğlunu yani kendi torununu tahtan indirip ondan kurtulmak istiyordu. Tâ ki, Turhan Sultan durumu öğrenip, Kösem Sultan’ı odasındaki perde ipiyle katlettirinceye kadar…Sonraki dönemde Osmanlı’nın uğradığı ağır yenilgiler sonucunda IV.Mehmed’e karşı ağır bir güvensizlik oluşturdu ve tahttan inmek zorunda kaldı. Tahttan indirildikten sonraysa iki oğluyla birlikte Edirne Sarayı’na kapatıldı ve hayatının sonuna kadar orada kaldı.
-Sultan II. Musatafa Dönemi:
IV.Murat’tan sonra en ilimli olan ve at sırtına binen son padişah olarak bilinen II.Mustafa, Osmanlı’yı yeniden Kânûnî dönemindeki ihtişamına kavuşturmak üzere yola çıkmış bir padişahtı. Saltanatının ilk iki yılında Venedik’e karşı başarılı seferler düzenledi ve Sakız adasını geri aldı. Ancak ordusunun başında ilerlerdiği 3.seferinde Avusturalya’lıların baskınına uğradı ve yenilgi aldı. Bunun üzerine Osmanlı’nın yıkılabileceği düşüncesini Avrupa’nın zihnine düşüren Karlofça Barış Antlaşması imzalandı (1699). Sonrasında Azak kalesinin Ruslar’a bırakılmasıyla da Karadeniz bir “Osmanlı gölü” olmayı bırakıyordu. Böylece Rus Çarlığı da tarihteki yerini alıyordu.Art arda gelen yenilgiler sonucu Sultan II.Mustafa eski kararlılığını terk etti ve bunun üzerine 1703 yılında Edirne Vakası vuku buldu. İstanbul’dan gelen on binlerce kişi yeni bir padişah ve yönetim kadrosu oluşturmak için Edirne’de toplandılar. Bundan sonra II.Mehmed tahttan indirilmiş ve bir yıl sonra da vefat etmiştir.
-Sultan III.Ahmed Dönemi:
Lale devri denildiğinde akla gelen ilk Padişah Sultan III.Ahmed, Patrona Halil isyanıyla tahttan inen bir padişahtır. Tarihçiler onun dönemini üçe ayırırlar. 1) Prut seferine kadar süren sakin devre, 2) Pasarofça Antlaşmasına kadar süren savaşlarla dolu evre, 3) Patrona Halil isyanına kadar geçen ve tarihe “Lale Devri” diye geçen helva geceleri ve zevk-ü sefa ile dolu evre. Bu dönem içerisinde matbaa, kağıt fabrikası, çinicilik, dokumacılık gibi sanatlara önem verilmesiyle birlikte, Osmanlı bu dönem de maddi ve manevi açıdan bir çok tahribata uğramıştı. Bu sebepten sanıyorum ki, kimileri tarafından Osmanlı’nın en çok “Lale Devri” anılıyor ve o döneme geri dönüş isteniyor…Mevzumuza geri dönecek olursak, Sultan III.Ahmed’in padişahlık yıllarının ilk evreleri; Yeniçeri’yi ıslah etmeyi istemek üzerine geçse de, onu iktidara getirenlere karşı pek başarılı olamadı ve ziyade olarak onların isteklerine uygun davrandı.Bu sırada bir yandan Rus çarlığıyla anlaşmazlıklar başlamıştı. Bu sebeple Sultan, Baltacı Mehmed Paşa’yı görevlendirdi ve Paşa, Prut nehri kıyısında gerçekleşen savaştan galibiyetle döndü.Bu savaştaki anlaşma gereğince Azak kalesini geri alan Osmanlı, yıllar sonra yine Ruslar ile Edirne antlaşmasını imzaladı ve Venedik üzerine sefer yapma imkanı kazandı. Fakat yapılan savaşta Avusturalya, Venedik tarafına geçti ve Osmanlı tarafı savaşı kaybetti. Bu olaydan bir yıl sonra da Belgrad kaybedilince zorunlu olarak Pasarofça anlaşması imzalandı.(1718)İşte bu dönemden sonra gelen ve 12 yıl sürecek olan Lale Devri’nde sefa ve lale çılgınlıklarının yanı sıra daha önce zikrettiğim gibi sanat ve kültüre önem verilmesi, Avrupa’ya elçiler gönderilmesi gibi önemli gelişmeler de olmuştu. Uzun yıllar boyunca savaş gören halk, bu durumdan hoşnuttu. Fakat israftan ve pahalılıktan şikayet eden esnaflar ve yeniçeriler de mevcuttu. Bunlardan biriyse Patrona Halil’di. İran seferi’ne çıkılmamasını da öne sürerek etrafında adam toplamaya, hapishaneleri boşaltmaya ve Yeniçeri’den bazı ağaları da kendine katmaya başladı ve böylece isyan gerçekleşti.Bunun üzerine Padişah onlara isteklerini sordu ve kendilerine teslim edilmelerini istedikleri şahısları onlara teslim etti. Ardından tahttan inmesi istenilince, ailesine ve kendine zarar verilmemesi şartıyla inmeyi kabul edip, yerini Şehzade Mahmud’a bıraktı.Bu dönemden sonra gelecek olan Tanzimat ve Islahat dönemini bir sonra ki yazıma bırakıyor ve sizlere Sultan III.Ahmed’in yerini, Şehzade Mahmud’a bırakırken ona söylediği nasihat sözleriyle veda ediyorum:” Vezirine teslim olma; daima ahvalini tecessüs eyle ve beş on sene birini vezarette müstakil istihdam eyleme ve kalem-i düruğ (yalan yazan, söyleyen) larına asla îtimad etme; merhamet sahibi ol ve sahaveti elden koma; gayet tasarruf üzere ol; halen hazinelerde olan malı zayi etme, işi kendin gör, ele îtimad eyleme; işte benim ahvalim sana nasihat için kâfidir; Oğlum; devlet işlerini baban (II. Mustafa) Feyzullah Efendiye ve ben vezir-i azama (Nevşehirli Damat İbrahim Paşa) bıraktığımızdan bu haller başımıza geldi; sen bizzat idareyi ele al”
Selam ve dua ile…
KAYNAKÇA:
-BAHADIROĞLU Yavuz, Kayıtdışı Tarihimiz, Nesil yay., 60.Baskı 2013, ss.129-137-ÖZCAN Abdülkadir, Derin Tarih Dergi, Genç Osman Faciası, ss.65, 72-ARMAĞAN Mustafa, Osmanlı Sultanları Albümü, Timaş yay.,3.Basım 2013.-https://tr.wikipedia.org-UZUNÇARŞILI İsmail Hakkı (2003). Osmanlı Tarihi III. Cilt 1. Kısım: II. Selim’in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Andlaşmasına Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ISBN 975-16-0013-8.-UZUNÇARŞILI İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi Cilt IV ss. 210
Yorumlar