Çocuk Adam
- Ölümsüz_Bir_Kelebek
- 14 Mar 2021 - 14:39
- 3 dk okuma süresi
- -
- 2
Merhaba sevgili günlük, yine ben. Onca zaman sonra tekrar ben, evet. En son 18 Aralık’ta yazmışım, bugün 27 Ağustos. Çok geç kalmışım, farkındayım.
Bugün günlerden Pazar. Mutlu bir aile sofrasına gözlerimi açtım, annemin sesiyle. Mis gibi kokan yumurtalı ekmekler, tavşankanı çayla doldurulmuş karıştırılan, şıngırdatılan bardaklar… Ve kardeşim çağırıyor. “Ağabey, gel!” diye. Küçük Melek’im. Her ağabey deyişinde göğsüm kabarıyor. Aslında çok da ağabey gibi davranmam ama…
Kalkıyorum ve yüzümü yıkayıp diğer rutin işlerimi de hallettikten sonra mutfağa geçiyorum. Benim küçük çekirdek ailem, hafif yanmış ama dur, yanmış demek olmaz; fazla kızarmış ekmekleri dayanamayıp midesine biletleriyle yollamaya koyulmuş bile. Çaylar bile yarılanmış.
“Ama neden beni beklemediniz ki!” dudak büzerek ve son harfini uzatarak söylediklerim karşısında sofraya bir de kıkırtı sandalye çekti. Mutlu aile sofrasında, bana oturacak yer kalmamıştı. Yüzümde bir tebessüm, aptal gibi onlara bakıyorum.
“Çocuk gibi davranma da gel otur.”
Bunu diyen tabii ki de babamdı. O an baktım mutluluğun yüzüne, kırılmış. Hatta sofrayı terk etti. Yerine de ben oturdum. Hızlıca doyana kadar yedim, ben kalkana kadar herkes birer birer ayrılmıştı zaten.
Kalkıp çayımı tazeledim. Bardağımı da alarak odama yöneldim. Evet, odam. Küçükken masmavi duvar boyasıyla oluşturulmuş küçük bir dünyaya, mavi detaylarla süslenmiş bir odaya hayal kurmuştum hep. Bu yaşıma gelmiştim, ama yine de yeni bir odam olmuştu. Masmavi değildi ama hayal ettiğim gibi küçük bir dünyam vardı.
Odama geçtiğimde küçük ama içinde dünyaları saklayan kitaplığımdan bir kitap aldım elime, okumaya başladım. Kurşun Asker'di okuduğum kitap. Biraz okudum, bitince yeni bir kitabı aldım. Bu sefer de Çizmeli Kedi. Bu arada evet, masal okuduğumun farkındayım. Masalları çok severim. Küçük bir çocuğa göre biraz daha ağır masallar okuyordum. Bu masallar hoşuma gidiyordu çünkü.
"Ali! Seni çağırıyorum, duymuyor musun?" Annemin sesini duydum ve yerimden kalktım hemen. Mutfağa koştum. Ben kötü bir şey olduğunu sanmıştım ama annem sadece bir şey söylemek için çağırıyormuş beni. Yüzü biraz tuhaftı. Ona, ne olduğunu sordum. "Ne söyleyeceksin?"
"Birazdan hastaneye gideceğiz, hazırlan."
Benim de yüzüm kireçle sıvandı o cümleden sonra. Hastane deyince hep böyle olurdu. Birden değiştim, ruh hâlim bozuldu.
"Neden gideceğiz anne?"
"Gideceğiz işte, hazırlan sen olur mu oğlum?"
"Peki." dedim ve tekrar odama gidip üzerimi değiştirdim. Annemin yanına geldiğimde o da hazırdı.
Evden çıktık, anladığım üzere yürüyerek gidecektik o yere. Annemin biraz arkasında, başım öne eğik ilerliyordum. Korkuyordum. Bir şeyim yoktu. Ama durduk yere hastaneye gitme sebebimiz neydi? Bilmiyordum. Öğrenecektim gidince. Ama öğrenmek istemiyordum, gitmek de.
Yolda ilerlerken araba geldiğini görünce koşarak annemin yanına gittim, biraz gerisinde kalmıştım. Yanına ulaştığımda, elini tuttum sıkıca. Yüzünü bana döndü. Gözleri buğuluydu. Ağlamış mıydı o? Nedendi? Ona bakarak yürürken o dudaklarını kıpırdattı.
"İşte, geldik." titreyen sesiyle söylediklerinden sonra önüme döndüm. Karşımda gördüğüm tabelada yazılanlarla, yüzüm tekrar ayaklarıma düştü. Kırmızı rugan ayakkabılarıma baktım.
"Anneciğim." dedi annem yanımda diz çökerek.
Kaldırıp başımı onun yüzüne baktım.
"Bir şey olmayacak, tamam mı? Güven bana. Bir şey olmayacak. Sadece konuşacağız, sonra gideceğiz evimize.
Kafamı aşağı yukarı olumlu anlamda salladım.
Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nin kapısından girdik.
Annem dışarıda bekler, ben içeride genç bir kadınla konuşur vaziyetteyken aklımdan türlü şeyler geçiyordu. Sorulanlar aklımı karıştırıyordu. Neyse ki bir kaç sorunun ardından genç kadın ayağa kalkıp annemi çağırdı. Seans bitmişti. Şimdi olacakları ve olanları başka birinden duyma vaktiydi.
"Maalesef." dedi genç doktor.
Bu kadar sevgili günlük. Herkesin şüpheleri ve şikayetleri bir kelimeyle anlatıldı bana bugün bana. Maalesefti. Maalesef...
Günlüğünün son sayfalarına bıraktığı son satırlardan sonra defterinin kapağını kapattı genç adam. Doktorun kendisi hakkında söylediklerini dökmedi satırlarına. Bir sendroma tutulduğunu, büyümeyen çocuk hastalığına tutulduğunu paylaşmak istemedi. Evet, o 19 yaşında genç bir adamdı artık. Ama 12 yaşını yaşıyordu. Peter Pan Sendromu, Ali'nin zihnine bağlanan hastalık. Asla büyümeyen bir çocuktu Ali. Asla büyümeyecek bir çocuk. O yüzden onun adı Çocuk Adam'dı. Çocuk Adam, çocuk kalan adam.
Etiketler
Yazar Hakkında
Ölümsüz_Bir_Kelebek
Yaşamak için yazan bir kelebek.
Yorumlar