Şiir

Can İklimi

  • 2 dk okuma süresi
  • -
  • 7
Can İklimi

Davettir sesindeki tılsım, yazılması en zor şiire.

Endamı zarif kelimeler, bir Acem tayı misali ruha coğrafyalar dolaştırır.

Yağmur bir başka yağar o an; ince ince, tane tane...

Anlarsın ki, kırk yıllık kıtlık sona ermiştir bir çölde.

 

Cenge duran ordulara, sükûnet yağmıştır.

Ayaz vuran filizlere, üst üste cemreler...

Nevbahar olmuştur her yer.

Her yerde açar çiçekler.

 

 

Hüznün makamlarını yerle bir eder.

Çaresizlikle kıvranan gönüllere, en keskin çaredir...

Buz tutmuş bir çağın, inadını eritir.

Diktatör eylemlere diz çöktürür, aman diletir.

Pas tutmuş fikirlerin, zehirini söktürür.

Pusuya yatmış kederleri, denizlere döktürür.

 

 

Bir eskimo ülkesinde, baharın yeşil gözü

Afrika'da bir zencinin, masumane gülüşü.

Hürriyete aşık bir kuş düşün, kafesinde müebbet.

Seni duyanlara ey can! Mahpuslar şeker, şerbet.

 

 

Bir akşam alacasının, ufku kızıla boyadığı dem.

Sonsuz bir deryaya, usulca dayanır elem.

Ne şiirler yazmıştır, adı şair olan binler kalem.

Bir tınına değmiş olamaz, ki değeceğini zannetmem.

 

 

Uzun olabilecek bir fermanın, hülasasıdır bu şiir.

Bu birkaç yersiz deyiş, canın hüzünden el çekmesidir.

Hep hüzünle bakan bir yüze, tebessümün yer etmesidir.

Öyle bir iklim ki, başakların zamansız boyun eğmesidir.

 

 

Bütün kavimler yer değiştirir, dünya döndükçe.

Bütün vakitler, en sarp yokuşlarda yorulur.

Olduğun yerde ey can! Tarih yeniden yazılır.

Bir meçhul oturur, seni mısralara sığdırır.

 

 

Nemli duvarlar, harabe binalarla dolu şehir.

Sesine meftun her şey, sesinle silinir asırlık zifir.

Zindanlar kalabalık, hepsinin duyuları esir.

Seni bekler bir çağ ey can!

Bir çağ sesinle dirilir.

 

 

Bilir mi herkes, geçtiğin sokakların kıymetini?

Sokaklar konuşsa da anlatsa esaretini.

Görünmez zincirler kırılır, geçtiğinin hürmetine.

Sarı sarmaşıklar dolanır, ayak izlerine.

 

 

Bu dünyada eşi menendi bulunmayan cevher.

Kızıl şafakların içinden, emsalsiz ışığın geçer.

Ayazı sert geçen gece, sehere erdiğinde geçer.

Sesini duysa yeter, bülbüller kendinden geçer.

 

 

Her buhranın biteceği vakit elbet bellidir.

Puslu iklimler vakti gelir, vuslatıyla güneşlenir.

Sesin ki en güzel iklimlerin, ahirinin evvelidir.

Sesin ki bir şiirin, edeble geçtiği serdir.

 

 

Felce tutulmuş kuşların, kanadına dermandır.

Gece yarısı bir rüyanın, sümbül kokan fermanıdır.

Yıldızlı bir vakti seherin, ümitsizlik dergahıdır.

Sesin ki ey can! Bereket artıran karınca duasıdır.

 

 

Boncuk gözlü bebekleri, tebessümleri hıçkırtır.

Sesinde ki tını, yekün ninnilerin şâhıdır.

Bütün türküler diyorum; hüzünlü, buruk türküler...

Seninle can bulur ey can! Senden bengisu bekler.

 

 

Fetretini yaşayan ülkelere, yeni baharlar olursun.

Şiir kokan gönüllere, nice tahtlar kurarsın.

Bütün şiirler sana mı yazıldı?

Hepsi sana yakışmakta.

Şiirindir bu ey can!

Şiiirin vuslatına kavuşmakta.

 

 

Etiketler
şiir edebiyat Şair Aşk Huzur Gönül Yazar söz Vuslat Ömür şiirler Ayrılık hasret Hüzün

Yazar Hakkında

Muhammed Balaban

45 yaşındayım. Zonguldak doğumluyum. Bir devlet kurumunda Sağlık çalışanıyım . Şiir, öykü ve deneme yazıyorum.

Yorumlar

  • 7 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap