Fikir Düşünce

Bir Yudum Hayat, Bir Saksı Menekşe

  • 4 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bir Yudum Hayat, Bir Saksı Menekşe

Bundan çok uzun zaman önce, bir imtihan silsilesinin içinde başıboş bir halde yuvarlanıp gittiğim bir dönemdi. Bilirsiniz hani, hepimizin zaman zaman böyle dönemleri olur. Bir imtihana kafanızı toslarsınız; toparlanayım, ayağa kalkayım dersiniz oradan bir yenisi gelir kolunuzu kırar. Pes etmezsiniz, hala umut vardır ama bir yenisi gelir belinizi kırar. Artık can çekiştiğinizi düşünürsünüz. Böyledir işte, gelince tek tek gelmez, hepsi bir anda gelir. Öleceğinizi sanırsınız tabi, ama hala yaşıyorsunuzdur. Bununla birlikte, artık bir ölüden farkınız kalmamıştır hani. Yani öyle hissedersiniz. Bilirsiniz işte… Dedim ya hepimizin zaman zaman olur böyle dönemleri. Sonra mı? Sonrası rahmet, sonrası merhamet, sonrası nimet…

 

Sonrasına gelmeden önce, işte tam böyle bir dönemde serseri mayın gibi dünya arazisinde sürüklenirken ben, yağmurlu bir gündü yine. Ağır ağır yürüyor ve ıslanıyordum. Adını koyamadığım bir huzur içinde yağmurla dertleşiyordum. Her damla içimin içine akıyor ve benimle sohbet ediyordu. Sokakta çok insan yoktu. Zaten olsa ne olurdu? Yağmurun ve gökyüzünün etkisiyle grileşen yeryüzünde sanki canlı hiçbir şey kalmamış gibiydi. İnsanlar soğuk, insanlar gri ve insanlar uzaktı. Her şey rengini ve her şey kendini kaybetmiş gibiydi. En çok da umut… Evet haklısınız, bu çok korkunç bir şey. Ama öyleydi. Öyle ki bu renksizlik içinde mevsimin bile ne olduğunu hatırlamıyorum. Belki yağan bahar yağmuruydu umutla birlikte, belki de yaz… Ama bahar yoktu, renk yoktu ve umut… Yoktu hiçbiri, kaybolmuştu hepsi. Birkaç yüz metre ötemde bir renk cümbüşüne ilişti gözlerim. O kadar cansızlığın, yoksunluğun, hayatsızlığın içinde; bir avuç renk, biraz can ve bir yudum hayat vardı sanki orada. Bütün grilikleri ardında bırakıp koştu adeta yüreğim renklerin kucağına. Birkaç metre kala yavaşladım. Güzel kokular eşliğinde ürkek adımlarla girdim o kapıdan.

 

“Bir saksı çiçeği almak istiyorum.”

 

Kelimeleri döküldü ağzımdan. Ama karşımdaki kişiye adeta yalvaran gözlerle bakıyordum. Sanki çiçek değil de biraz hayat, biraz umut, biraz renk istemiştim. Solgun bir hayata bir damla su istemiştim sanki. Kafamdaki düşüncelerden uzaklaşarak alternatifleri dinledim.

 

“Bakın bunların bakımı kolaydır. Birkaç günde bir sularsınız. Güneş alan bir yere koyarsınız. Çöl bitkisi gibi dayanıklıdır. Çok bir şey istemez.”

 

Bu cümle kafamdaki duvarlara çarptı. Çiçeklerin bile zor koşullara dayanıklı olanını ve hatta çok bir şey beklemeyenini tercih ediyorduk. Biz insanlar, beklentilere asla tahammül edemezdik çünkü.

 

Önümde duran birkaç saksıdan bir tanesi çarptı gözüme. Güldü bana. Bembeyaz bir menekşe. Hayran kalmıştım. Aldım ve çıktım. Dışarıda ne olduğu kesinlikle umurumda değildi. Renk istiyordum, can ve hayat… Ve o anda hepsi de elimdeki saksıda mevcuttu. Kendim dahil hiçbir şeyle muhatap olmadım eve gidene kadar. Daha o gün arkadaş gibi olmuştuk. Dışarıdan bakanlar için bayağı bir saksıyla konuşuyordum. Bu da umurumda değildi. Benim bir çiçekle konuşmamdan daha acı bir şey vardı çünkü. O da bir saksı kadar olamayan dünya, bir çiçek kadar olamayan insanlardı. Soğuk, gri, renksiz ve uzak. Evet, hepimizin olurdu zaman zaman böyle dönemleri.

 

Birkaç gün sonra bir kitabın bir paragrafında şu cümlelere rastladım. Buna gerçekten rastladım.

 

“… Çiçek almak insanın hayata dair hala umudunun olduğunun göstergesidir. Her şeyin yeniden çok güzel olacağını, güzel günlerin geleceğini umut etmektir…”

 

Başka şeyler de yazıyordu. Fakat çok uzun zaman geçtiği için yalnızca beni şaşırtan kısım kalmış aklımda. Şuna sevinmiştim; “demek ki içimde hala umut eden bir yanım var.” O anki mutluluğumun tarifi yok. Çünkü o dükkana ne düşünerek girdiğimi, çiçek almaya nasıl karar verdiğimi bilmiyorum. Demek ki beni oraya iten tek şey renkler değildi. Demek ki içimde benim bile bilmediğim bir yerlerde umut kırıntıları vardı.

 

Daha çok sarıldım. O günden sonra bekledim. Her şeyin daha güzel olacağı günleri bekledim. Beklentisizce…

 

Sonrası demiştim hani. Sonrası rahmet, sonrası merhamet, sonrası nimet demiştim. Sarıldım hayata ve sabrettim. Çiçeklerimle konuştum. Anlamaya çalıştım. Beklemeyi, bekleyebilmeyi öğrendim. Bildim ki bunun da bir adabı vardı. Sonrasında o kadar güzel kapılar açıldı ki ben bile inanamadım. İşte ben onlara rahmet, merhamet ve nimet diyorum. Şunu diyemem: “Şimdi hepsini gülerek hatırlıyorum…” Bu hayatımın yalanı olur. Çünkü yaralandım, acıdım. Ama onlarla büyüdüm ve ben oldum. Onlarla kendime geldim, kendimi buldum. En büyük hocalarım oldular. Onlarla hemhâl oldum.

 

Şöyle demiş Niyazi Mısri:

 

“Derman arardım derdime,

Derdim bana derman imiş.”

 

Ben onlarla dermanımı buldum. Ha evet, masallardaki gibi bir hayatım olmadı ama zaten dünya, masallardaki gibi yaşamak için pek de uygun bir yer değil kanımca. Biz o hayalimizi çoktan cennete sakladık inşaallah. O hayalin umudunu büyüttük içimizde. Sabırla…

 

O zamanlar menekşeme isim de vermiştim, biliyor musunuz? O çiçek yıllarca yaşadı. Ben evden gittiğimde annem bana bakar gibi ona bakmış yıllarca. Benim yerime annem konuşmuş onunla. O da hiç cimrilik etmemiş, beyaz beyaz açılıp salınmış saksısında. Muhabbet ve birazcık sudan başka bir şey beklemeden.

 

Her ne kadar içimizin derinliklerine bakmayı unutsak da orada Allah(c.c)’ ın bizim için gizlemiş olduğu bir parça umut var ve o umut hiç ummadığımız anlarda ortaya çıkar. Öyle ki her şeyin renksiz, cansız ve gri olduğu yağmurlu bir günde saksıdaki menekşede hayat bulur.

 

Dedim ya hepimizin zaman zaman olur böyle dönemleri. Bilirsiniz işte…

 

Sonrası mı? Sonrası rahmet, sonrası merhamet, sonrası nimet…

 

Ne yaşarsak yaşayalım içimizdeki o son umut kırıntısına sımsıkı sarılalım. Zira umutsuzluk şeytandan; umut etmek Rahman ve Rahim olan Allah(c.c)’ tan.

 

Kalplerinizi kalbimle birlikte emanetleri zayi etmeyen Allah(c.c)’a emanet ediyorum.

 

Sağlıcakla kalınız.

Etiketler
Niyazi Mısri İmtihan bir yudum hayat bir saksı menekşe çiçek almak insanın hayata dair umudunun olduğunun göstergesidir derman arardım derdime derdim bana derman imiş her şeyin daha güzel olacağı günler umutsuzluk şeytandan umut etmek Allah' tan muhabbet ve birazcık su yağmurlu bir günde saksıdaki menekşe

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap