Fikir Düşünce

Bir Gönül Hikayesi, Söz'ün Yolculuğu

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Bir Gönül Hikayesi, Söz'ün Yolculuğu

Sözün yerindeliği ve doğruluğu derin bir meseledir ve kavramların kemalatı kadar anlamlıdır. Basit kavramından, azade bir yolculuğu vardır sözün. Bir gönül meselesidir söz. Sözün doğruluğu yada eğriliği, gönlün doğruluğu kadardır aslında.

Yunus Emre şu şekilde ifade etmiştir

"Cümleler doğrudur sen doğru isen

Doğruluk bulunmaz, sen eğri isen"

İşte; Söz dilden çıkar ama aslında insanın gönlünün kemalatının eseridir. Sözün yerini bulması için ise ilk şart doğru yerden çıkması, ikincisi ise doğru yere gitmesidir. Gönül sevgiyle beslenir. Sevgi ise durudur, arıdır, yalansız ve çelişkisizdir. İnsanın gönlü ne kadar sevgi yoğun ise, insan o kadar derindir. Fiziksel şartlar ise, insanın içinde bulunduğu durum, zihin yapısı, entellellektüel düzeyi, lehçesi vs.. de duygularının dilinden çıkma şeklini belirler. İnsan ne kadar sevgide yoğun ve dolayısıyla, doğru, hakkaniyet sahibi ise dilinden çıkan sözler o kadar doğru, samimi dolayısıyla doğru yerden çıkmış olur. Arınmış gönül, kendini bilen insandan çıkan sözleri(kelime de olabilir) diline yansıtır(fiziksel etkenlerle beraber). Fiziksel etkenler, sözcüklerin tarz, şekil yapısını belirler. Ancak bu etkenler (zihinsel performans vs..),ifade edebilme şekil, tarzını etkileyebilirken, sözlerin eğriliğini yada doğruluğunu etkilemez. Dolayısıyla, sözün yerinin doğruluğundan birşey eksiltmez yada artırmaz. Örnek vermek gerekirse; bir genel cerrah, beli ağrıyan bir insanın fizyolojik durumunu ayrıntılı bir şekilde anlatabilir. Ancak o an beli ağrımıyorsa, aslında ne kadar ifade edebilmeye çalışsa da bel ağrısı yaşayan kişi kadar durumun gerçekliğini yaşayamaz ve anlatım herhalukarda yetersiz olur. Ancak mesela aynı derecede beli ağrıyan başka birisi, beli ağrıyan diğer kişiye durumun vahamiyetini anlatmakta, algılatmakta hiç zorluk çekmez Mesela, belim ağrıyor demesi yeterli gelecektir.(böylece söz, doğru yerden çıkmış ve doğru yeri bulmuş olur). Dolayısıyla sözün gerçekliğinin, doğruluğunun oranı; kişinin doğruluğunun (samimiyet, hakikat) oranıyla ölçülür. Samimiyet(doğruluk) içerdiği oranda söz gerçek ve dinleyenin gerçekliği (insan olma derecesi) kadar da, gerçek anlamıyla yani yerinde ve yeterince anlaşılır. Basit bir örnekle, iyi günde kötü günde diye insanlar birbirine söz verebilir. Ya da insanlar birbirine biz kaç yıllık dostuz, akrabayız vs.. diyebilir(Ben buna, amiyane tabirle, edebiyat yapmak derim) Ancak, söyleyenlerin yerinde mi söylediği (yalansız, samimi, doğru ) farklı koşullarda çok rahat kendisini gösterir. Zaten, insanların beni anlamıyorlar, zor zamanlarımda insanları tanıdım (kendisi nasıl insan o da muamma tabiki de) etrafımda kimse kalmadı demelerinin temelinde bunlar yatar. Beyan ve beyanın başkası tarafından onayı, sözün yerini bulduğu anlamını kesinlikle taşımaz. Bu kadar beyan ve bu kadar da onaylayan insan varken, neden bu kadar kaos ve birbirini anlamayan, yalnız, tutarsız, çelişkilerle örülü insanlar var. Nedeni tamamıyla; insanların insan olma, dolayısıyla samimi ve tutarlı, çelişkisiz kendilerine dost, dolayısıyla başkalarına dost (kendini bilmek; "ilim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, hoca bu nice okumaktır") olup olmamaları ile alakalı. Bir de şu örnek mesela, hiç insan kalmadı, insanların gerçek yüzü görülmüyor, yıllarca tanıyamıyoruz klasiği vardır ve insanların tamamının dilinden söz olarak dökülür. Tamam hepsinin ağzından bu sözler dökülüyor ne güzel değil mi? (değil) Bu sözleri söylemek (bence yine edebiyat yapmak) İnsanların kendini tanımadığı için; hem kendini hem başkalarını kandırmaya devam etmesinin sonucunu değiştirmiyor (genelde farkında değiller çünkü hemen her insan kendisini doğru "insan" olarak görüyor, buraya kadar tamam ama herkesin yanlış olduğunu bütün insanlar söylüyorsa gerçek insan kim sorusu asıl soru) Bu manada, sözler ne yerinden çıkıyor ne ne yerine varıyor demekten başka elimden bişey geleceğini zannetmem. Ama mesela; insanlar "iyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta" demeye devam edecek mi evet. Vay be ne güzel söz vurgusunu da üstelik yapacaklar mı, evet. Peki dostluk ne güzel ve yerinde kelime çok önem veririm denilecek mi, bence kesinlikle evet. Ama bu kavramların yerinde olması yani (sevgi, insanlık,dostluk, vicdan, adalet vb..kavramlarının gerçekliği) aynı kavramların yerinde kullanılmasını, uygulanmasını sağlayacak mı(kendine; dost, samimi, doğru, dolayısıyla herkese doğru, samimi ve dost insanlar tarafından mı söylenecek? )bence hayır. Kısaca sözün doğru yerden çıkması, söyleyenin doğru insan olmasıyla; doğru yere varması ise dinleyenin doğru "insan" olmasıyla ancak mümkün olacaktır.

"Karıncayı bile incitmem deme,

Bile'den incinir karınca.

Söz söylemek irfan ister, anlamak insan

FUZULİ


Etiketler
Gönül doğruluk söz

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap