Bir Garip Mektup
- Fatmanur
- 13 Eyl 2020 - 14:48
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Merhaba Yeryüzü,
Nicedir "ben" diye adlandırdığım şu kerih bedenimi taşıyan toprak kardeş, yoruyor muyum seni? Peki tüm yüküm senin üzerinde iken ben niçin yorgunum bu denli? Yorulan cesedim mi? Ruhum mu acaba?
Üzerinden kaç insan geldi geçti de çiğnedi bağrını? Şikayetçi oluyor musun bizden? Yoksa memnun musun halinden? Demek senin bu dünyadaki memuriyetin de mahlukatı taşımak sessizce. Latif ve sükunetle geçmek istiyorum senden, bana ayrılan süre zarfında. Sana olan hürmetim Yaratanın kudsiyetinden mütevellit.
Yer çekimi diyorlar. Sahi neden çekiyorsun bizi günden güne kendine? Neden yüzümdeki çizgiler sana doğru yöneliyor zaman aktıkça? Omuzlarımda bu görünmez yük mü büküyor belimi sana doğru? Masiva mı diyorlar bu yükün adına?
Bir de "ana" diyorlar sana bazen. Toprak Ana! Eninde sonunda gelince kucaklayacakmışsın bizi ana gibi. Tam da bu sebepten dost olmalıymışım seninle, tıpkı rahmetli babannem gibi... Avuç avuç alıp senden, içine çekerdi biriken yağmurun kokusunu. Betondan minicik balkonunu süsleyip orman etmişti adeta, Rabb-il Alemin'in "ol" deyince, senin sebep olup oldurduklarınla. Emre itaat ile vücut bulan saksıdaki reyhanı avucuna sürüp sürüp bi koklayışı vardı... Taradığı kınalı saçlarından dökülenleri de hep senin içine saklardı. Sen kusurları örtüp kapatırmışsın, "Ya Settar" ism-i şerifinin ayine-i tecellisi hükmünde.
Nelere şahitlik ettin? Kaç lüle gözyaşı yuttun kimbilir... Zahirde üzerine mevzu bahis edilmeyecek kadar farkında bile olunmayan bir yaratılmışken, batında sırr-ı hikmetin nedir ki eşref-i mahluku bile sana teslim ediyoruz son deminde dünyanın.
Nice alimler tefekkür edip yazmışlar; yeşile bakmak gamı kederi alır diye. Her gün düşünmeden çiğneyip de geçtiğimiz toprağın tek mahareti yalnızca nebatat mı sunmak insanoğluna? Bir müsaade bile istemeden koparıyoruz meyvesini, çiçeğini dalından ve hatta dalın sahibinden. Tefekkürsüz, teşekkürsüz insan mı olur? Veyahut insan olurmu ki yaratılan tefekkür teşekkür etmeyince?
Yeryüzü; sanki kocaman, şahane bir halı olmuşsun da serilmişsin ayaklarımızın altına. Üzerinde biten yeşiliyle, moruyla, alıyla, gülüyle, oksijeniyle, azotuyla, üzerinde yemlenen hayvanıyla, tepesinde uçuşan arısıyla her halinde, her saatinde hizmet etmektesin eşrefi mahluka. Senin vazifen bu da bizim vazifemiz ne peki? Senden aldığımız kudret ile küfretmek için mi geldik bu dünyaya? Eğlenmek için mi yoksa? Cesedime giren ve bana hareket etme kabiliyeti veren bunca ikram ne için? Veyahut boş, malayani ikramlanıp yattıkça neden atmıyorsun bizi üzerinden? Bir kamera var da izleniyor muyuz acaba sabrın asıl sahibinden?
Evvelinden de mi güzeldin bu kadar? Yoksa ism-i şerifi sende Ahmed (s.a.v) olanın ayağının tozunun nuruyla mı şereflenip yeşerdin? Değil mi ki onun cismi değil gölgesi bile geçmese idi buralardan, taştan tozdan simsiyah bir mabede dönüşürdün de boğum boğum oturur can hulkumuza sıkardın bizi boğazımızdan.
Maksadımız ahz-ı mevki değil arzın üstünde. Üzerindeki bütün süsten eşyalar isteyenlerin olsun. Biz dür-i yektaya talibiz. Sen bize köprü ol yeryüzü. Bizler bir garip yolcuyuz üzerinden geçmekte olan. Vuslat vakti gelince sar sarmala bedenimizi. Tıpkı karnından çıkınca, titreyerek ağladığımızda, anamızın kucağına bastığı gibi bas ki bağrına, sukunete erelim kucağında. Oh diyelim, geldik! Ne zor imiş bunca yol işte şimdi rahata erdik!
Heyhat!
Yazdıkça bitiyor kalemin mürekkebi. Soludukça tükeniyor nefesimin adedi. Ağlamadan da anlar insan lakin; laf anlamaz, söz dinlemez, kullanma kılavuzunun hakkını vererek okumaz bu zalim nefis. Çare yok ki yanacak, yanacak ki pişecek, pişecek ki olacak, olacak ki ölecek... Olup da ölmek varken, olmadan ölmek nasipsizlik. Ölecek ki düşecek kucağına senin.
Gün gelince sarıp sarmala sevdiklerimi, beni ve dahi gülü seven herkesi...
Etiketler
Yazar Hakkında
Fatmanur
Merhaba Sevgili Efendi Dergi Ailesi; ve Kıymetli Okurları; Konyada doğdum büyüdüm eğitimimi Bursada Uludağ üniversitesi idari bilimler fakültesi işletme Bölümünde tamamladım. Sonrasındada Açıköğretim Fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okudum fakat bitirmek kısmet olmadı. Ali Ural hoca öncülüğünde Şule yayınları editörü Naime Erkovan hoca ile yazarlık akademisi eğitimini tamamladım. Henüz ortaya çıkmış bir kitabım olmasa da yazmayı gercekten seviyorum. Evli ve 3 evlat emanetçisiyim. Yaşadığın sürece öğrenmenin hiç bitmeyecegini yaşa bakmaksızın birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz oldugunu her bir insanın hayata başka bir pencereden baktığını ve bunun haddi aşmadıkça çok büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Tek kırmızı çizgim Kuran ı Kerim ve ehli sünnet vel cemaat yolu. Teşekkür ediyorum
Yorumlar