Bir Anne'nin İtirafları/ Yazı-yor muyum?
- Fatma Nur Kayıkçı
- 28 Nis 2018 - 11:13
- 2 dk okuma süresi
- -
- 1
Şimdi sakince düşünüyorum.
Ne zaman kendimi çocuklarımı bahane ederken buluyorsam o zaman her şey duruyor: Kendimi geliştirmek için harcadığım saatler, haber yazmak için döndüğüm köşe koltuk... Kitaplıkla aramdaki mesafe artıyor. Dağılan yastıklara dokunma katsayım düşüyor. Bedenim yorgun, zihnim karmaşıklaşıyor.
Ne zaman çocuklarımı ihmal ettiğimi düşünsem, bir oyun kuruyorum aklımdan. Bir fikir buluyorum gökkuşağının içinden. Sonra önlerine koyuyorum. Aynı hevesi kendi işim için yapamıyorum. Tam oldu diyorum. Artık müsaitim ve artık bütün günümü yazı işlerime ayırabilirim. Hevesim yerinde. İşim var. Daha çok işim olunca daha rahat çalışıyorum. Sonra biri çıkıyor ‘edebiyat ile ilgili' bir söz söylüyor; bunu düşünmekten yazımı yazamıyorum.
Aslında düşünmek yerine bunu yazsam üzerime çöken karanlık hafifler. Sonra biri çıkıyor ‘ara ver' diyor. Ara vermem gereken yerde tıkanıyorum. Fırsatını bulmuşken kitabıma odaklanabilirim oysa. Bir gün plan dışı hareket ediyorum. Allak bullak oluyor her şey. Ruhum uykulu... Bedenim ağırlaşmış. Sonra diyorum ki: "Ben yazar olacağım." "Hani?" diyorum sonra. "Nerede kitabın?" Yazar olmak yerine başka ne olabilirim artık? Onca emek, onca yol... Üstelik kucağımda iki çocuk...
Sonra çocuklarımı bahane ediyorum. Çünkü bahaneye ihtiyacım var. Çünkü yoruluyorum. Yalnızca araştır ve yaz değil bu. Beynimde bir dünya taşıyorum. Taşıdığım her yığın, düzene girip yazılı biçime düşene kadar beynimde oluyor. Bu süreçte ben, ayrıca üç kişinin daha sorumluluğunu taşıyorum. Bu ikilem beni hasta etmeden, şimdi, şu anda, koltuğum tam manasıyla keçeli kaleme bulanmışken... Amaaan boş ver nasılsa temizlerim, diyene kadar ne elim onu temizlemeye gidiyor ne de adamakıllı yazı yazmaya... Derken sıkışmış ve bunalmış olarak telefonu elime alıyorum. Basıyorum word uygulamasına; yazıyorum tek tek.
Kızmışım, ürkmüşüm, bıkmışım, yalnız kalmışım, tükenmişim. Çok yalnız kalmışım. Ben... Yalnızım. Tek başıma... Saat ilerliyor. Hala yalnızım. Hüzün boğuyor beni. Umut geç kalıyor. Saat umrumda değil. Uyarılar kifayetsiz. Vurdumduymaz ve alışık sorumsuzluğa.Umudu yakalamazsan kaçıyor.
Umut olmadan yaşayabilir miyim?
Sanırım ölüyorum.
Yorumlar