Ben Leyla; Beni Unutmayın!
- Hulya Belkis Ertek
- 8 Tem 2018 - 17:23
- 3 dk okuma süresi
- -
- 0
Saçları vardı; uzun, sarı. Buğday sarısı, papatya sarısı saçları… Yaşı büyüdükçe buğday sarısı saçları kavruldu, kumrallaştı. Annesi tararken incitmeye kıyamazdı. Gözleri vardı göğü kıskandıran. Baktıkça bakası gelirdi anasının. Gözlerinin içine bakınca kaybolurdu derinliklerinde. Ruhu da öyle derindi; saran sarmalayan, kucaklayan bir derinlik. Dedesi mavi boncuğum derdi, cam boncuğa benzetirdi gözlerini. Dedesi ona gözünün renginde boncuklar alıp, zar zor gören gözleri ve titrek elleriyle boncukları ipe dizip boynuna takmıştı. Ona, canımın canı, derdi. Sarı çiçeğine daha açmadan, gelin etmeden kıydılar. Kıyıp da beyaz taç yapraklarını kopardılar. Koparıp da kefensiz, dere yatağına attılar. Dört yaşını bile daha doldurmamış bir sabi… Azgın dereler gibi adalet tecelli olsun. Olsun da… İnsan sıfatını yitirmiş bu sapkınları, sel celâliyle kapıp hak ettiği cezanın dibine götürsün. Leyla’lar, Eylül’ler bizim de evlatlarımız, bizim de kardeşlerimiz değil mi? Hepimizin yüreği yandı. Bir düşünelim hep birlikte, ateş düştüğü yeri nasıl yakar. Bir yuva nasıl dağılır, nasıl yanar da tutuşur o ocak? Bu ateşin kime, nereye düşeceği de belli değil, değil mi? Allah muhafaza etsin, kendi yuvalarınıza da düşebilir. Çocuklarımızı bu tür sapkın zihniyetlerin istismarına karşı koruyabilmek için; annelerin doğruları anlatarak, ikaz ederek bilinçlendirmesi alınacak en basit tedbirdir. İlk eğitim verecek olan toplumsal kurum, ailedir. Aile kutsal bir eğitim kurumudur. Aile kurumumuza seküler bir anlayışla uygulanan tedavi yöntemleri tedavi etmekten ziyade daha vahim problemlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Annelerimiz olası tehlikeler ile ilgili her konuda, yasal zorunluluk getirilerek eğitilerek bilinçlendirilmelidir. İslam topraklarını istila eden materyalist anlayış ülkemizde yıkıcı yozlaşmalara sebebiyet vermiştir. Aile; birbirinden habersiz yaşayan bireylerin barındığı bir konut değil, sımsıcak bir aile yuvası olmalıdır. Bunun yanında pornografik videolara kolay ulaşım ve toplum bilinçaltında yaygınlığı kapımızda bekleyen başka bir tehlikedir. Bu videoların izlenmesi sıradan ve normalleşen bir kategoriye alınarak, yine toplum vicdanında meşrulaştırılması da cabası. Bu tür sakıncalı videoların yaygınlaşmasına ve kolay ulaşılmasına, uygun değişiklikler getirilerek çözümleri yasallaştırılmalıdır.
Bir toplumun ahlaki karakter yapısının olgunlaşmasında dini eğitim çok önemli bir yaptırım gücüdür.Yaratıcısından korkmayan, vicdanı gelişmemiş bu insan kisvesi giyinmiş mahlukatlar kimin eseridir? Bu sıfatta rezillerin bir anne ve babası, ailesi yok mudur? Bu sapkınlar başka bir dünyadan ışınlanmadılar aramıza. Aynı ülkede yaşadık, aynı sokaklarda gezdik, aynı havayı teneffüs ettik. Aile yapısındaki kayıplar maalesef gerçektir. Bu menfi dönüşüm sadece fıtratımızı bozmakla kalmıyor, neslimizi de bozuyor. Sonuç olarak insan iradesini aşan, hızla çoğalan bu dönüşüm karşısında suça yatkınlık artmaktadır. Aile içerisinde çocuklar, ebeveynler tarafından dikkatle gözlenmeli (ebeveynler de bilgilendirilip eğitilmelidir). Ortak bir çalışma ile gerek ebeveynleri gerekse eğitim kurumlarındaki öğretmenleri tarafından bu çocuklara yardım eli uzatılarak rehabilite edilmelidir.
Ceza adalet sisteminin amaca uygun işlemesi için gereken ne ise eksiklerinin araştırılarak, yasal ve idari düzenlemelerin ivedilikle yapılması elzemdir. Ayrıca suça karşı caydırıcı cezalar artırılmalıdır. Çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi ve organ mafyası dahil her türlü istismar ve şiddet için mecliste çocuk komisyonu kurulmalıdır. Sadece çocuklara yönelik şikayet hattı açılmalıdır. Çocuğa verilen zarar, hukukta orantılılık (dinimizde kısas sistemi) cezasızlığa yer vermeyecek şekilde uygulanmalıdır. Yargılamaların çok uzun sürmesi, indirim sebepleri, delil yetersizliği gibi sebeplerle verilen cezalar hem adalatin geç tecelli etmesine sebep olmakta hem de suçlular için caydırıcı olmaktan uzaklaşmaktadır.
Yazımı edebiyatımızın usta şair ve yazarı Cahit Zarifoğlu’nun sözleriyle noktalandırmak istiyorum.“Öğretmeden ve öğrenilmeden İslam yoktur. Hiçbir şey öğretmeden ‘kalbiniz temiz olsun kâfi’ derseniz, o kalpler pis olur, kararır. Eğitimin İslam’a uygun olabilmesi için kesintisiz olarak devam etmesi de gerekir; ailede, okulda ve toplumda…”*
*Bir Değirmendir Bu Dünya, Cahit Zarifoğlu
Yorumlar