Fikir Düşünce

Aynasızlar

  • 3 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Aynasızlar

Kendini sokakta görsen tanır mısın mesela? Sen ne kadar sensin aslında? Seni tanıyan ne kadar insan varsa o kadar farklı sen vardır ruhunda… Başkasının gözlerinde kendi yansımanı görebilir misin? O zaman söyle onlara göre sen kimsin? Kimin küçülmüş kişiliğini, kimin büyük gelen hayallerini giydin bu zamana kadar? Sahi, başkalarının hayatlarını giyecek kadar çıplak mıydı ruhun? İlk vahiy indiğinde titrediği gibi Nebî’nin(sav), dünyaya geldiğinde sen de titredin mi öyle? Yoksa, muhatabın Hz. Hatice(ra) olmadığından mı giydirdiler sana, kış günü şu yazlık elbiseleri? O’nun(sav) duyduğu gibi bir nida duymadın diye mi titriyorsun hâlâ, sana biçilmiş kaftanların altında? O halde, sesleniyorum kardeşim, duy! “Ey örtüsüne bürünen, kalk!”(Müddessir 1) “savaş yenilince değil, düşmanına benzeyince kaybedilir” der Aliya Izzetbegoviç. Görüyorum ki kaybetmişsin. Asla dediklerini yapmış, kınadıklarını aynada seyretmişsin. O yüzden kalk kardeşim, silkele üzerinden başkalarının ayağının toprağını. Dibe vurmuşsan bakabileceğin tek yer yukarısıdır, yukarı bak! Aşağı bakarsan, asla gökkuşağı bulamazsın, göğe bak!

İnsanlar yüzyıllar boyunca maviliğini gökyüzünden aldığından bihaber, denize yazdılar şiirlerini. Ve denizi seyrettiler uzun uzun. Gökyüzü olmadan, bir avuç su hükmünde olduğunu bil(e)meden. Sen bil kardeşim, bil ki mavi olan gökyüzüdür ve şehri yoktur bulutların. Bunu bil ve göğe bak. Yeryüzünde ne bakılacak bir şey kaldı zaten, ne de örnek alınacak. İyisi mi sen göğe bak. İlla birine benzeyeceksen de, bir kuşa benze. Canını yakan ne varsa topla ve onlardan kendine kanat yap. Acıların  kanatların olsun. Zira ağır gelmez bir kuşa kanatları.

Şimdi kendin ol ve yere bırak sana takılan tüm maskeleri. Ait olmadığın biri olma, ait olmadığın bir yerde kalma asla. Derler ya; “doğduğun yer değil, doyduğun yerdir memleketin” diye. Ben de diyorum ki; “ne doğduğun, ne de doyduğun yerdir memleket. Memleket, yeniden doğduğun ve ruhunu doyurabildiğin yerdir” Hani yerinde ağırmış ya taş. Sen de “sen” olduğun ve “sen” kalabildiğin yerde ağırsın. Unutma, gökyüzündeki kuşu köşeye sıkıştıramazsın.

Eğer yargılarlarsa “sen” olduğun için, onlara “benim doğrularım” de. Ben bunun kadar özgürlükçü bir kelime bilmem. Dünya bile aynı anda hem gece hem gündüzü yaşatırken insanlara, ne senin baktığın pencereden bakmaları mümkündür, ne de o pencereden gördüklerini onaylamaları. Senin doğrun bir başkasının yanlışı olabilir, fakat bu yanlış olduğu anlamına gelmez. Eğer bir yanlışı iki kere yaptıysan, artık bu yanlış değil seçimdir. Seçimlerinin ve seçtiklerinin arkasında dur. Bir dost seç kendine, bir dost bul. Ya da birinin aradığı ol, birinin bulduğu. Ali Ural’ın şu dizelerinin altını çizmeden ölme mesela; “Sevgili Dost, eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden”

“sakın ola köprüyü geçene kadar dahi olsa, ayıya dayı deme” der üstat N.F.K. “olur ya tam yarı yolda köprü yıkılıverir, öteki tarafa ayının yeğeni olarak gidersin” Her günahın affı olup da, kul hakkına Rabbimin bile karışmadığı dünyada kalp kırma, âh alma asla. Sorarlarsa “nereden, nasıl geldin” diye, şunu diyebil “altı milyar insanın arasına doğdum ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından”(Hakan Günday/Kinyas ve Kayra)

“peki ya sen kimsin” diye sorarsan, sudaki rengin, tadın, kokunun olmaması gibi, olmamaktan dolayı mucizeyim. Tıpkı senin gibiyim. Ben bir hiçim kardeşim, adımı unuttuğunuz gün öleceğim…

Etiketler
Hiç Dost Ayna

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap