Ayak İzleri

Ayaklarını Kullanmadan Ayak İzi Bırakan Lider: Şeyh Ahmed Yasin

  • 5 dk okuma süresi
  • -
  • 0
Ayaklarını Kullanmadan Ayak İzi Bırakan Lider: Şeyh Ahmed Yasin

Şeyh Ahmed Yasin bir devlettir. Tek başına bir devlet. Siyonizme direnen ve onu alt üst eden bir devlet. Bünyesinde ki askerlerini şehadet ile cennete hazırlama okuluna dönüşmüş bir devlet.Şeyh Ahmed Yasin insandan ötedir. Saf fikirdir. Ve gösterir beden kasları çalışsa da beyin kasları uyuşmuş bizlere ‘İnsanı ayakta tutan kasları, sinirleri, ayakları ve bacakları değildir. İnsanı ayakta tutan fikirdir. Fikirse enerjidir, onu da somut hiç bir şey etkileyemez. Bu yüzden Şeyh Ahmed Yasin’i öldüremediler.‘Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.’Şeyh Ahmed Yasin bir hocadır benim gözümde. ‘Tek başıma ne yapabilirim.’ diyen bedenen sağlıklı ama zihnine zincirler vurulmuş insanlara çok şey öğretip, yine ölümlerin en mükemmeli olan şehadetle gitmiştir bu dünyadan ahiret diyarlarına.Şeyh Ahmed Yasin üzerine bir sürü methiyeler düzebiliriz. Ve bu onun üzerinde sırıtmazda. Ama burada hem konumuz itibariyle hem de yazı uzunluğunun çok olmaması gerektiğinden hayatından ve bir kaç hasletinden bahsedip yazıyı sonlandıracağım.Asıl ismi Ahmed İsmail Hasan Yasin olan Ahmed Yasin, 1937 yılında Aşkelon’da doğdu. 1948’de israil işgal devleti ile yapılan savaşta milyonlarca Filistinli gibi kendi şehirlerinde mülteci konumuna düştü. Gazze şeridinde Curat Şams bölgesine yerleşti. 1952’de bir yüzme etkiliği sırasında boynu üzerine düştü ve boynundan altı felç oldu. Bu felç onun sadece bedenini özürlü hale getirdi, zihni eskisinden de gayretli çalışıyordu. Liseyi bitirip, Kahire El-Ezher’e yüksek öğrenimini yapmaya gitti. Burada İhvanı Müslimin ile tanıştı. El-Ezher’de yüksek öğrenimini yapıp Filistin’e döndü ve öğretmenlik yapmaya başladı. Aynı zamanda camilerde vaazlar da veriyordu. Bu sıralarda Gazze İslam Enstitüsünün başına getirildi.1987’de 1. İntifadanın başında Abdülaziz Rantisi ile beraber Hamas örgütünü kurdu. Bu partiye Müslüman Kardeşler’in Filistin kanadı olarak sayılabilecek bir teşkilattı. 19 Mayıs 1989’da siyonistler tarafından tutuklandı. Günlerce işkence gördü. 1991’de açıklanan mahkeme kararı ile ömür boyu hapse çarptırıldı. Ancak Ramallah ceza evinde 8 yıl kaldı. 1997’de Ürdün’de yakalanan iki mossad ajanıyla takas edilerek serbest bırakıldı. Amman’da Kral Hüseyin tarafından tedavi ettirilip Gazze’ye döndü. Elbette döndükten sonra da faaliyetleri son bulmadı. Belki fiziki olarak cihat edemiyordu ama siyonistleri çok iyi tanımasından ve güçlü imanından dolayı asla taviz vermiyordu. Bu yüzden israil onu öldürme kararı aldı.2001’de yapılan saldırılarda Şeyh Ahmed Yasin’in de içinde bulunduğu cami bombalandı ama ahmed Yasin yara almadan kurtuldu. 6 Eylül 2003’de yapılan bina saldırısından da ufak tefek yarlarla kurtuldu. İsrail bu saldırının Ahmed Yasin’e düzenlendiğini doğruladı. Bu saldırıdan küçük yaralarla kurtuldu ama saldırıların da sonu gelmeyecekti. Siyonist işgalciler en gelişmiş zırhlı tanklarına, helikopterlerine, silahlarına, füzelerine rağmen bu hiç bir şeyi olmayan adamdan o kadar korkuyordu ki onu her ne pahasına olursa olsun öldürmek için saldırılarını devam ettirdi. Bu onu sürekli takip edip bulunduğu ortamları bombalamalarından ve suikastlardan bariz bir şekilde anlaşılmaktadır.Ancak Allah ona şehadet yazmıştı ve bu şehadetin bir yılı, bir ayı, bir günü ve bir saati vardı. Değil ‘güçlü’ israilin silahları, bombaları kainat bir araya toplansa bu zamanı ne bir saniye öne çekebilir ne de bir saniye erteleyebilir. 22 Mart 2004’de bir sabah namazı çıkışı atılan füzelerle yanında ki iki adamı, çevrede ki 9 kişiyle beraber yürüdü Hak katına Şeyh Ahmed Yasin. Geriye üç kutsal şehirden üçüncüsünün davasının nasıl olması gerektiğini gösteren bir hayatın yaşanmışlıklarını bıraktı.Hamas lideri olarak yerine Abdülaziz Rantisi geçti. Ancak israil bu partiden, örgütten, veya adına ne diyorsanız yani müslümanlardan o kadar korkuyordu ki hayatta olmalarını tehdit kabul ederek 17 Nisan 2004’de onu da şehid etti.İsrail’in bilmediği şey şu: Bizim davamızda insanlar ölür ama davalar asla. Biz kişilerle değil imanla galip geliriz. Yasinler, Rantisiler ölür ama biz içimizdeki imanla hemen Yasinleşip onların yerini doldururuz.Yıllar geçti o şehid olalı ama biz onun mektubunu okuyarak Filistin davamızı tazeliyoruz. Allah namazımızın kıblesini Kabe’ye çevirdiğimiz gibi, yüreğimizin kıblesini de Filistin’e çevirmeyi nasib etsin.Es selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatühü

‘Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;“Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü’min kullarına yardım et!” diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:“Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!”Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz.Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız!Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!Allah’ım!Sana şikâyette bulunuyorum…Sana şikâyette bulunuyorum…Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum.Sen mustazafların Rabbisin… Sen bizim Rabbimizsin… Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?Allah’ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum.Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı… Birliğimiz bozuldu… Yollarımız ayrıldı…Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz…’

Etiketler
Filistin Kudüs Mesidi Aksa Rantisi Şeyh Ahmed Yasin

Yazar Hakkında

Yorumlar

  • 0 Yorum
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş yap