Abdest Yağmuru
- alime boyabat
- 11 Ağu 2019 - 23:36
- 1 dk okuma süresi
- -
- 0
Gitti... Gitti, sonra...
Yüzünü yıkayan vefâ yığılıp kaldı yol ağzında. Şimdi sürmeli bir ceylan inliyor ayrılığın bakışlarında... Rüzgâr titriyordu bir serçenin kanadında. İnce, zarif, yumuşak, burma dalı nazında. İsmin okununca ağızlarda, sabah pınarlarının saf berraklığı dolar dişlerin kar beyazına.
Dedem, sen abdest alırdın, serçeler konardı ceviz ağacının dallarına. Görür görmez seni, koşardım nefes nefese, varırdım yanına. Hemen sağ tarafına geçip suyunu dökerdim bakır ibrikten. Ağzında ıslanıp ışıldardı duâlar. Ellerinin havuzunda dalgalanırdı merhamet.
Yüzüme serperdin parmaklarından sızan abdest suyunu.
Çocuktum...
Senin sakallarından sarkardı nûr tomurcukları. Benim yüzümde abdest yağmurları...
Ben o abdest yağmurlarını özledim, dede!
Yorumlar