10 Adımda İyi Bir Kapitalist Olmak
- Kemal Ağca
- 29 Tem 2017 - 19:51
- 5 dk okuma süresi
- -
- 0
1- Kesinlikle ve kesinlikle ilk adım, “Ya eskiden ne güzeldi, şimdi her şey bozuldu” demeyenin kapitalistliğinden şüphe edilir, analiz edilir ve hatta direk aforoz edilir. Domatesin tadından, patlıcanın renginden, hıyarların devasa boyutundan, çileklerin Ninja kaplumbağaya dönüştürmeyen mutasyonundan dert yanılır. Aynı zamanda köylü Ahmet amcanın ineklerin dışkısıyla gübrelediği sebzeler, “Ayy hiç de hijyenik diyıııl. Kim bilir ne hastalıklar vardır onda ayol” denilerek itham üstüne itham edilir. Bunun yanı sıra “Prf. Dr. Açelya Patlamışoğlu’nun Organik Botanik Bahçesi A.Ş.” den sanki arı sütüyle gübrelenmiş de üretilmiş gibi beş tane domatese 100 lira verilir, zerre nedamet duyulmadan, “Bakın a dostlar, organik bu organik” diye şişinerek eşe dosta elitlik taslanır. Sabunun, şampuanın, deterjanın kanserojenliğinden, kimyasallığından şikayet edilir, ama aynı kanserojenleri üreten markaların üzerinde “ORGANİK” yazanları iç rahatlığı ile yirmi ekmek parasına satın alınır. Peki ne yapılmaz? Asla kostik ve zeytinyağını evde hazırlayarak kendi gerçek organik sabununu yapma çabasına girilmez. Çünkü ötekine bir dünya para verip alınır. Hiç sağlıksız olur mu canım?
2- Asla ucuz, piyasada yer yapmış fiyatın altında kalan ne kadar ürün varsa ilk, son veya ara tercihler arasına sokulmaz, mümkünse burun ucuyla itilir. Eğer ucuzsa kesin altında bir pislik aranır. Maliyeti bellidir bir kere. (Maliyeti üretenden başkası bilmez, bunu söyleyen herkes sallar). Hem para gani en nihayetinde. Sağlığımıza harcamayıp da mezara mı götüreceğiz? Bi dakka ya! İnsanlar aç değil miydi bu ülkede? Neyse konu dağılmasın. Hem bize ne. Açsan kredi çek doy kardeşim!
3- “Ay bu mobilyaların rengi soldu iyice, ne modeller ne modeller çıkmış. Geçen Hatçeler’e gittik de anam bir köşe üçlüsü almışlar, bir gömme dolap almışlar aklım gitti valla. Hele o gümüşlüğü görmen lazım. Evi saray yapmış saray. Bir yatak odası takımı var ki sorma. Padişah otağı mübarek.” diye inim inim inleyen yenge hanımın feryad-ü figanına kayıtsız kalınmaz. Hemen bir kravatlı tefeciden (başka yerlerde ona banka da derler) borç alınıp yeni model mobilyalar evin her tarafına sümük gibi yapıştırılır. “Padişah otağı” diye tabir edilen yatağın içine, borcunun da altına hiç ses etmeden girilir. Hele zaten bir de yüz bilmem kaç ekran LCD televizyonu da (sanki iyi bir haltmış gibi) eskisiyle değiştirmeyenler kesinlikle “Ben de iyi bir kapitalistim.” demesinler. Diyenlerle itina ile dalga geçilir, hayattan bezdirilir.
4- “Alo desin yeter” diyerek bir cep telefonu alma hüsn-ü niyetiyle yollara düşülür. “Alo” demenin neredeyse ikinci, üçüncü hatta onuncu planda kalacağı türden, bin bir işlevli, özellikli, bir bilgisayarı aratmayacak bir cep telefonuna maaşın iki, üç katı ödenir. “Ama artık her şey internet oldu biz ne yapalım” bahanesiyle başta söylenen “Alo desin yeter” kanaatkarlığı bir yudum su yardımıyla yutulur. Var olan şahane özelliklerle de yetinilmez, mutlaka her yeni çıkan model takip edilerek, çoluğun, çocuğun rızkından kesilip temin edilir.
5- İnsan haklarına saldırıda bulunduğu iddia edilen bazı şahıs, kurum veya devletlerin sahibi olduğu firmalar öğrenilir, ifşa edilir ve bağıra çağıra boykota çağrılır. Aynı zamanda, “Ee canım bizimkiler de iyi bir şey yapamıyor ki, mecbur bunları kullanıyoruz” gibi pembecik pıtırcıklı bahaneciklerle kendi potansiyeli havandaki sarımsak gibi ezilir. İyice ezilen bu üretme ve geliştirme potansiyeli de “Hiper Multi Ultra Alış Veriş Merkezleri” ocağında pembeleşinceye kadar kısık fiyatta iyice öldürülür. Bu levıldan sonra kapitalizmin ön sıralarında sallamak için bayrağı elde etmeye hak kazanılmış olur.
6- Yolda, mahallede, sokakta, orada burada fakir insanlar görüldüğünde “Aah ah! Bizde olsa da biz de yardım etsek şu garibanlara…” şeklinde mutlaka nida edilir. Haa! Sadece bununla iyi bir kapitalist olurum sanıyorsanız sanmayın! Bu iş ciddiyet işidir. Sulandırmayın lütfen. Öncelikle zaten elinizde yardımda bulunabilecek kadar paranızın veya para değeri taşıyan varlığınızın olması gerekir. Bitti mi? Elbette hayır. Bu birikim ve varlığınızın da “oğlanın dersanesi, kızın çeyizi, yeni eve geçecez onun şeyisi, mutfakla salonun arasındaki duvarı kırdırıcaz onun gıdısı, e bi de yazlığın bahçe duvarı şeyolacak onun bıdısı…” şeklinde bahanelerle örülmüş olması gerekir. Ama biz sizin kapitalistliğinizde bir zafiyet olmadığını zaten biliyoruz, dert etmeyin. Zaten öyle kıytırık bir kapitalist olsanız mesela, geçen alt kat komşunuz Ali bey işten çıkarılmıştı. Yenge hanım evde yiyecek bir şey olmadığı için bayat ekmekleri ıslatıp koymuştu çocuklarının önüne. Ondan haberiniz olurdu mutlaka…
7- Kahvede, akraba ziyaretinde, altın gününde, düğünde, cenazede mutlaka ülkenin bütün dertlerinin şahsınca bilindiği iddia edilir, hiç bir çeşidi olmayan çeşit çeşit komplo teorileri üretilir. Bütün bu teorilerde sıralanan sorunlara da “Asacaksın bunlardan iki tanesini Taksim’de bak noluyo!” cümlesiyle kısa ve öz bir çözüm bulunur. Daha sonra da gün içindeki “boş vakitler” içinde sırasıyla Sörvayvır, Bu Tarz Bınııım, Bınımlı Ivlınırmısın, Gılınım Ilırmısın, Falane Filanoğlu ile Dest-i İzdivaç, Sabah Sabah Seda Sayan izlenir.
8- İyi bir kapitalistin cebinde, elinde avucunda hiç para olmaz. Varsa da onların bir yeri vardır. Bu uzayda bir hacmi ve kütlesi olan, ancak varlığına bir türlü inanılmayan paranın da sık sık sokakta bulunmadığı önce kendi kendine, sonra da sağa sola telkin edilir.
9- Tek amacı hayatta mutlu, mesut olmaktır ama asla mutlu olamaz. Olsa bile hemen kendine çeki düzen verir, mutluluğu bozacak bir şeyi akılına getirerek tevbe eder. Bir ömür mutlu yaşamak, bir yastıkta kocamak için kralların bile “O ha lan, o kadar yıllık kralım böyle düğünü ben bile yapmadım.” diyeceği bir düğün yaparak bir kamyon borcun altına girer. Evliliği boyunca mutlu olamaz. Zaten kapitalist mutlu olup ne yapacak? O zaman kapitalist olmaz zaten.
10- Bütün bu sıralanan maddeleri itina ile uyguladınız diyelim. Son olarak hayatınızda bir kez bile “Kohrolson Kopotoloozzzmmm!” diye slogan atmadınız mı? Üzgünüm… O halde tekrar baştan başlamanız gerekecek.
NOT: Ben mi? 🙂 Ben de hepiniz gibi iyi bir kapitalist olmaya çalışıyorum. Ne yaparsınız işte. Şartlar falan filan 🙂
Etiketler
Yazar Hakkında
Kemal Ağca
Mezar taşıma, "hep yazdı ama yazar olamadı..." yazın
Yorumlar